Sun Savunma

İNCİRLİK ÜSSÜNDEKİ NÜKLEER SİLAHLAR

ANALİZ 29 Temmuz 2017 - 9:00 394 KEZ OKUNDU 0 YORUM YAPILDI

İNCİRLİK ÜSSÜNDEKİ NÜKLEER SİLAHLAR

İNCİRLİK ÜSSÜNDEKİ NÜKLEER SİLAHLAR

Hey, NATO, Haydi 50 ABD Termonükleer Silahı Türkiye’den Çıkaralım

Yazar: Joe CIRINCIONE, Defense One, 23 Mayıs 2017

Çeviren: Ercan CANER, Sun Savunma Net, 26 Mayıs 2017

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ismini defalarca ‘‘Ergan’’ olarak telaffuz eden ABD Başkanı Donald J. Trump ile çeviri oyunlarının oynandığı basın toplantısı öncesinde Beyaz Ev (White House)’de görülürken. 16 Mayıs 2017.

Neden riske sokalım? NATO, Avrupa’da nükleer silahların olmasını istiyor olsa dahi Erdoğan’ın istikrarsız rejimi, dünyanın en sıcak çatışma bölgesi olan Suriye’den sadece 68 mil uzaklıktadır.

Başkan Donald Trump ve diğer NATO üye ülke devlet başkanları bu hafta yapılmakta olan NATO zirvesinde bir araya geldiklerinde, Amerika Birleşik Devletleri’ne ait 50 adet termonükleer silahı, bu gezegendeki en yoğun savaş bölgesi olan Suriye’den, sadece 70 mil kadar uzaklıktaki Türkiye’de muhafaza etmenin ne kadar akıllıca bir iş olduğunu görüşmenin en uygun zamanı olabilir.

İncirlik Hava Üssünde depolanan B61 modeli her bir serbest düşme özellikli bomba, azami 170 kiloton, yani Hiroşima’ya atılan bombadan 10 kat daha güçlüdür. Fakat bu bombalar, farklı irtifalarda patlatılmasını ve infilak güçlerinin bir kilotona kadar düşürülmesini sağlayan bir ayarlama mekanizmasına sahiptir.[1] Bu nükleer silahlar, bir zamanlar ABD tarafından Sovyetler Birliği ile bir nükleer savaş olasılığı için Avrupa’ya gönderdiği binlerce nükleer silahın kalıntılarıdırlar. Bu nükleer silahların, İncirlik Hava Üssü ile Belçika, İtalya, Almanya ve Hollanda’da bulunan diğer NATO üslerinde depolanan yaklaşık 100 kadarı hariç neredeyse tamamı geri çekilmiştir.

Bununla beraber, yukarıda belirtilen NATO üyesi ülkelerde bulunan diğer havaalanlarının aksine, Türkiye’de, İncirlik üssünde depolanan ABD’ye ait nükleer silahları atma kabiliyetine sahip hava araçları konuşlandırılmamıştır. Bir kriz esnasında savaş uçakları, başka yerlerdeki diğer konvansiyonel görevlerini bırakarak, bu nükleer silahları atmak üzere Türkiye’ye gitmek zorundadırlar. Nükleer silahların bu şekilde kullanılma stratejisinin doğruluğu en iyi olasılıkla belirsizdir.

B61 modeli termonükleer silahlar

Nükleer tarihçi Eric Schlosser’e göre; günümüzde bu nükleer silahların ifade ettikleri sembolik anlam, askerî açıdan kullanılabilir olmalarından çok daha önemlidir. Nükleer harp başlıkları taşıyan füzeler hedeflerine çok daha hızlı ve hassas bir isabet oranıyla erişebilmektedirler. ABD nükleer silahlarını hala Türkiye’de bulundurmak, geçmişte NATO’nun maksadı olan; Amerikan nükleer silahlarını devrede, Rusya’ya ait nükleer silahları dışarıda tutma ve Alman nükleer silahlarına gerek olmadığı yönündeki yaklaşımdır.

Bu sembolik anlamı korumak için risk almaya gerek var mı? ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler kötüleşirken ve Suriye’de sürmekte olan savaş giderek yoğunlaşırken, İncirlik Hava Üssünde bulunan nükleer silahların güvenliği hakkında alarm sinyalleri giderek artmaktadır.

Birleşik Devletler, daha geçtiğimiz yıl içerisinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’a karşı yapılan darbe girişimi esnasında, İncirlik Hava Üssünü kullanma hakkını geçici olarak kaybetmiştir. Hava üssünde görevli üst düzey Türk subayları, darbe liderleri arasında oldukları ve İncirlik Hava Üssünü kullandıkları gerekçesiyle suçlanmışlardır. Erdoğan’a sadık Türk birlikleri üssün çevresini kuşatmış ve günlerce elektriğini keserek orada bulunan 2.500 ABD askeri ve 50 adet nükleer silahı kapana kıstırmışlardır. Açıldıktan bir hafta sonra üs tekrar kuşatılmış, bu kez binlerce Amerikan karşıtı gösterici, Amerikan bayraklarını yakarak Türk hükümetinden üssü kapatmasını talep etmişlerdir.

Darbe sonrasında Erdoğan iktidarı giderek daha otoriter bir hale gelmiştir. Darbeciler kalkışma esnasında 250’den fazla insanı öldürmüş, 1.400 kişiden fazlası yaralanmış ve neredeyse 3.000 kişi tutuklanmıştır. Darbe girişimi sonrasında 2.700’den fazla hâkim tasfiye edilmiş ve birçok asker, gazeteci, avukat, polis, akademisyen ve Kürt politikacı dâhil yaklaşık olarak 50.000 kişi tutuklanmıştır. 120.000 devlet memuru işten atılmış ve Erdoğan, bütün devlet kurumlarını, darbenin arkasında olmakla suçladığı imam Fethullah Gülen’in sadık destekçilerinden tamamen temizlemeye yemin etmiştir.

Elmira Bayraslı’nın Defense One dergisinde yazdığı gibi Erdoğan; kendi ülkesini kendi politik faydaları için rehin tutmaktadır.

Birleşik Devletlerin taktik nükleer silahları Avrupa’da tutması gerektiğine inanıyor olsanız da Türkiye bunun için güvenli bir yer midir?

ABD Bayrağını yakan göstericiler

Darbe girişiminden bugüne kadar Türk birlikleri Irak ve Suriye’de, ABD tarafından İslami Devlete karşı savaşmak üzere silahlandırılan Kürdistan İşçi Partisine karşı hava saldırıları düzenlemektedirler. Eğer medya raporları doğru ise eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, belki de Türkiye’nin talebi doğrultusunda, İslami Devletin sözde başkenti Rakka’ya düzenlenecek saldırıda Kürt kuvvetlerin öncülük etmesi yönündeki planı engellemiştir.

Daha geçenlerde, Erdoğan’ın Washington ziyareti esnasında şahsi korumaları, Türk Büyükelçiliği dışında barışçıl bir gösteri yapanları yumruklamış, boğazlarını sıkmış ve tekmelemişlerdir. Şaşırtıcı bir şekilde Türk Dışişleri Bakanlığı, Ankara’da bulunan ABD elçisini çağırarak, göstericileri korumaya çalışan ABD polisinin saldırgan tutumu iddialarıyla resmi olarak protesto etmiştir.

Bu arada Suriye’deki ABD operasyonları giderek yoğunlaşmaktadır. ABD liderliğindeki kuvvetler geçtiğimiz hafta içinde, Pentagon’un yaptığı açıklamaya göre, Rusya’nın ricasına rağmen, Suriye’de faaliyet gösteren İran bağlantılı savaşçılar tarafından düzenlenen bir saldırıyı püskürtmüştür. Rakka savaşı tekrar başlamak üzeredir ve önümüzdeki aylarda en şiddetli savaşlar görülebilir. Ortadan kaldırılma tehlikesi altında olan İslami Devlet savaşçıları sınırı geçerek Türkiye içinde eylem yapabilirler mi?

İncirlik Hava Üssünde olan Amerikan nükleer silahlarının güvende olduklarından emin olabilir miyiz? Olamayız. İncirlik Hava Üssünün terör saldırılarına karşı hassas olduğu yönünde endişeler giderek artmaktadır. Geçtiğimiz Mart ayında, öncelikle İncirlik Hava Üssünde olmak üzere, Türkiye’de görev yapan Amerikan askerlerinin aileleri, artan İslami Devlet faaliyetleri tehdidi nedeniyle tahliye edilmişlerdir. Nükleer silahların muhafaza edildikleri yeraltı depoları dâhil İncirlik Hava Üssünde büyük güvenlik düzenleme ve yenileştirmeleri yapılmaktadır. Fakat yeni güvenlik tedbirleri soruna çare değildir. Eski Ulusal Güvenlik Konsey çalışanları Steve Anderson ve Isabelle Williams, ABD nükleer silahlarını Avrupa’da konuşlandırmanın riski göz önüne alındığında, en iyi alternatifin, bütün nükleer silahları Birleşik Devletler topraklarına çekmek olduğu uyarısında bulunmaktadırlar.

Artan IŞİD tehdidi nedeniyle tahliye edilen ABD asker aileleri

Neden riske sokalım? Hiçbir NATO üyesi ülke, Türkiye’de bulunan tehlikeye maruz 50 adet nükleer silahı geri çekmemiz durumunda, sağladığımız nükleer garanti ve kararlılığımız hakkında şüphe duymayacak ve aslında rahat bir nefes alacaktır.

Çevirenin Notları: Nükleer bombalarınızı, askerlerinizi, ailelerini, neyiniz varsa hepsini alın ve gidin artık. Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve yazarın görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi çevirenin yazar ile aynı düşünceleri paylaştığı anlamına gelmemektedir. Yazının orijinaline aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

http://www.defenseone.com/ideas/2017/05/dear-nato-get-those-50-us-thermonuclear-weapons-out-turkey/138113/?oref=defenseone_today_nl

[1] Hiroşima’ya atılan atom bombasının gücü 13 kilotona ayarlanmış ve sonuçta tahmini olarak 80.000 insan hayatını kaybetmiştir. 170 kiloton kapasiteli bir termonükleer bomba, orta büyüklükte bir kenti tamamen yeryüzünden silme gücüne sahiptir, fakat harp başlığına yerleştirilen bir ayar sistemi vasıtası ile bombanın gücü 10 kilotona kadar düşürülebilir. Nükleer harp başlıklarının bu özellikleri ‘‘Dial-a-Yield’’ olarak adlandırılır. Modern nükleer silahların kapasiteleri, atılmaları sonrasında havada dahi istenilen etki için ayarlanabilir. Harp başlıklarına bu özellik, hidrojenin radyoaktif izotopu olan trityum enjekte edilerek elde edilmektedir. Çok az miktardaki trityum, nükleer silahın tahrip gücünü inanılmaz ölçülerde artırmaktadır. İlk test 1951 yılında ABD tarafından yapılmış ve sadece birkaç mililitre trityum 20 kiloton kapasiteli bombayı 45,5 kiloton kapasitesine çıkarmıştır. Trityum miktarı düzenlenerek nükleer silahın tahrip gücü ayarlanabilmektedir.



oledya
Levent Kağan Türk
levent@oledya.com

Mersin ilinde faaliyet gösteren Oledya Reklam & Tasarım Ofisi firması çatısı altında Reklam&Matbaa, Profesyonel fotoğraf çekimi, Video Prodüksiyon ve Proje bazlı dekoratif ürünlerin tasarım ve üretimini yapmaktadır. Aynı zamanda Sun Savunma Net sitesinde editörlük yapmaktadır. e-posta: levent@oledya.com

BU KONULAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erdoğan gibi bir problem nasıl çözülür?

Erdoğan gibi bir problem nasıl çözülü...

IŞİD Terör Örgütünden Kurtarılan Musul İran’ın mı Olacak?

IŞİD Terör Örgütünden Kurtarılan Musu...

BU MAKALEYE YORUM YAP

BU YAZIYA YORUM YAP