Sun Savunma

Suriye İç Savaşı

ANALİZ 13 Mayıs 2017 - 21:04 968 KEZ OKUNDU 0 YORUM YAPILDI

Suriye İç Savaşı

Suriye İç Savaşı

21’inci Yüzyılın En Kanlı Savaşı

 

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 23 Nisan 2017

Suriye İç Savaşı yedinci yılına girerken 465,000’den fazla Suriyeli hayatını kaybetmiş, bir milyondan fazlası yaralanmış ve ülkenin savaş öncesi nüfusunun yarısı olan 12 milyon insan yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalmışlardır.

2011 yılında Arap Baharı olarak adlandırılan isyanlar Tunus Başkanı Zine El Abidine Ben Ali ve Mısır Başkanı Hosni Mubarak’ın iktidarlarını kaybetmelerine neden olmuştur. Aynı yıl Mart ayında, Suriye’de de barışçı protestolar başlamış ve 15 kadar çocuk, duvarlara Arap Baharını destekleyen yazılar yazdıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve işkence görmüşlerdir. Çocuklardan bir tanesi, 13 yaşındaki Hamza al-Khateeb gördüğü vahşi işkenceler sonucu hayatını kaybetmiştir.

Bashar al-Assad liderliğindeki Suriye hükümeti protestolara yüzlerce kişiyi öldürerek ve çok daha fazlasını cezaevlerine doldurarak tepki göstermiştir. 2011 Temmuz ayında Suriye ordusundan kaçan askerler, amacı hükümeti devirmek olan isyancı Özgür Suriye Ordusunu kurduklarını açıklamış ve Suriye iç savaşa doğru sürüklenmeye başlamıştır.

İsyanın Nedeni

Başlangıçta, özgürlüklerin olmaması ve ekonomik sıkıntılar Suriye hükümetine karşı öfkenin artmasına neden olmuş ve protestoculara yapılan zalim müdahaleler halkın kızgınlığını körüklemiştir. Tunus ve Mısır’daki başarılı isyanlar insanları harekete geçirmiş ve Suriyeli demokrasi yanlılarına ümit vermiştir. Birçok İslamcı hareketler de Assad’ın iktidarına şiddetle karşı çıkmaya başlamışlardır.

1982 yılında, Bashar’ın babası Hafez al-Assad, Hama’daki Müslüman Kardeşler örgütünün çökertilmesi emrini vermiş, 10.000 – 40.000 insan öldürülmüş ve kentin çoğu yerle bir edilmiştir. Müslüman Kardeşler örgütünün isyanını bastırmak maksadıyla kent 27 gün süreyle kuşatma altında tutulmuştur.

2011 yılındaki ilk protestolar mezhepsel olmasa da silahlı çatışmalar çok daha sert mezhepsel savaşların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dini azınlık gruplar Assad hükümetini destekleme eğiliminde iken muhalif savaşçıların çok büyük bir çoğunluğu Sünni Müslümanlardır.

1982 katliamı sonrasında Hama kentinin görünümü

Suriyelilerin çoğunluğu Sünni Müslümanlar olmasına rağmen güvenlik güçleri, Assad’ın mezhebi olan Alevi mezhebine mensupturlar. Mezhepsel ayrımlar ülkedeki bölgesel aktörlerin tutumlarına da yansımıştır.

Küresel ısınma dahi 2011 yılında Suriye’de patlak veren isyana katkıda bulunmuştur. 2007 – 2010 yılları arasında çok ciddi bir kuraklık Suriye’yi vurmuş, 1,5 milyon Suriyeli kırsal kesimden kentlere göç etmek zorunda kalmış, bu da ketlerde fakirlik ve huzursuzluğun artmasına neden olmuştur.

Dış Müdahaleler

Dış destekler ve açık müdahaleler de Suriye iç savaşında büyük rol oynamıştır. Birleşik Devletler tarafından liderlik edilen uluslararası koalisyon, 2014 yılından itibaren İslami Devlet hedeflerini bombalamaya başlamıştır. ABD, defalarca Assad hükümetine karşı olduğunu açıklamış, fakat önceki Obama yönetiminin müdahale nedenü olarak ‘’Kırmızı Çizgi’’ ilan ettiği, 2013 yılında Assad hükümetinin kimyasal silah kullandığı yönündeki iddialara rağmen, çatışmaya derinlemesine katılmakta isteksiz davranmıştır

7 Nisan 2017 günü ABD, Assad güçlerine karşı, ABD’li yetkililerin kimyasal silah saldırısında kullanıldığına inandıkları Khan Sheikhoun hava üssüne 59 adet Tomahawk füzesi atarak, ilk direkt askeri müdahalesini gerçekleştirmiştir. Beyaz Saray sözcüsü yaptığı açıklamada bu tür faaliyetlerin sürmesi durumunda ilave önlemlerin Birleşik Devletler tarafından değerlendirileceğini ifade etmiştir.

Suriye topraklarında yapılan bir hava saldırısı

2015 yılı Ekim ayında, yapılan 500 milyon dolarlık harcamaya rağmen sadece 60 isyancı savaşçının eğitildiğinin ortaya çıkması sonrasında, ABD tartışmalara neden olan Suriyeli isyancıları eğitme programını rafa kaldırdığını açıklamıştır. 2017 yılı Şubat ayında CIA, kuzey Suriye’deki isyancı gruplara yaptığı mali ve lojistik desteği dondurmuştur, fakat Özgür Suriye Ordusu kaynaklarına göre Mart ayı sonlarına doğru mali destek belirli bir oranda da olsa tekrar başlamıştır.

Rusya, Suriye İç savaşına 2015 yılı Eylül ayında katılmış, ISIS dâhil, batı ülkeleri tarafından desteklenen isyancı gruplara karşı havadan bombalama faaliyeti başlatmıştır. Rusya bunun yanı sıra, Assad’ın savunmasını güçlendirmek maksadıyla ülkeye askeri uzmanlar göndermiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde batılı ülkelerin desteklediği karar tasarılarından sekizi Rusya tarafından veto edilirken altı adedi de Çin tarafından veto edilmiştir.

Birkaç Arap ülkesi Türkiye ile birlikte Suriye’deki isyancı gruplara silah ve malzeme sağlamıştır. Şii çoğunluklu hükümetlere sahip İran ve Irak, tıpkı Lübnan merkezli Hezbolllah gibi Assad’ı desteklerken Sünni çoğunluklu Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve diğerleri istikrarlı bir şekilde sürekli olarak isyancıları desteklemişlerdir.

Özgür Suriye Ordusu tarafından desteklenen Türk birlikleri ve özel kuvvetleri 2016 yılı Ağustos ayında, Türkiye sınırı yakınlarındaki Jarablus kentini ISIS terör örgütünün elinden almak ve Kürt militanların ilerlemesini durdurmak maksadıyla Fırat Kalkanı operasyonunu başlatmıştır. Türk hükümeti, ülkedeki büyük Kürt nüfusunun harekete geçerek daha fazla özerklik talep etmesinden korkmaktadır. 2017 yılı Mart ayında, Türkiye resmi olarak Fırat Kalkanı harekâtını sonlandırdığını açıklamış, fakat Başbakan Binali Yıldırım gelecekte başka sınır ötesi operasyonların yapılabileceğini ileri sürmüştür.

İsyancı Gruplar

Özgür Suriye Ordusunun 2011 yılında kurulmasından bugüne kadar, IŞİD, Jabhat Fateh al-Sham, İran destekli Hezbollah ve Kürt halkı koruma Birliklerinin (YPG) ağırlıkta olduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDF – Syrian Democratic Forces) dâhil birçok isyancı grup Suriye iç savaşına katılmıştır.

Savaş ilerledikçe Özgür Suriye Ordusu zayıflarken El Nusra Cephesi gibi aşırı İslamcı gruplar giderek güç kazanmışlardır. El Nusra Cephesi lideri Abu Mohammed al- Joulani 2016 yılında grubun adının Jabhat Fateh al-Sham (JFS) veya al-Sham’ı kurtarma cephesi olarak değiştirildiğini ve El Kaide ile bağlantının koparıldığını açıklamıştır. Adını değiştiren örgütün nihai hedefi ülkeyi zalim şeytan olarak nitelendirdikleri Assad’dan kurtarmak ve Suriye’de Sünni İslamcı bir devlet kurmaktır.

YPG unsurları

JFS, Suriye’deki isyancı gruplara da Assad ile işbirliği yaptıkları ve Astana’daki barış görüşmelerine katıldıkları gerekçesiyle zaman zaman saldırılar düzenlemektedir. Yeni bir isyancı koalisyonu oluşturma çabalarında başarısız olan JFS Rusya, ABD ve Suriye kuvvetlerinin saldırılarına hedef olmaktadır ve barış görüşmelerine katılmasına da izin verilmemiştir. JFS, bazı isyancı grupların karşı çıkmalarına rağmen, Halep kentinin rejim kuvvetlerinin eline geçmesi sonrasında kalan tek kale konumundaki Idlib kentinde hâkimiyetini sürdürmektedir.

Suriye hükümeti,  ülkenin çeşitli yerlerindeki isyancılar ile tahliye anlaşmaları yaparak onların Idlib kentine gitmelerine izin vermektedir. Birçok isyancı grubun toplandığı Idlib kenti isyancıların son kalesi durumundadır ve Suriye gelecekte bu bölgeye açık bir saldırı başlatabilir.

Irak’ta birçok bölgeyi ele geçiren IŞİD terör örgütü 2013 yılında kuzey doğu Suriye’de ortaya çıkmıştır. Bu terör örgütü çok geçmeden vahşi infazları ve sosyal medyayı etkin kullanması ile uluslararası bir ün kazanmıştır. IŞİD savaşçıları arasında oldukça fazla sayıda dünyanın çeşitli yerlerinden gelen militanlar da bulunmaktadır. Ülkenin kuzey ve doğusunda geniş toprakları kontrolü altında bulunduran IŞİD terör örgütü hükümet güçleri, isyancılar ve Kürt militanlar ile savaşmakta ve Rusya ile ABD liderliğindeki koalisyon hava saldırılarına maruz kalmaktadır.

Kuzey Suriye’de Kürt gruplar da kontrolleri altında olan yerlerde kendi kendilerini yönetme hakkı talep etmektedirler. Lübnan merkezli Hezbollah ile İran ve Afganlı savaşçılar Assad’ın tarafında savaşmaktadırlar.

İran, Lübnan, Irak,  Afganistan ve Yemen’den katılan binlerce savaşçı da kutsal yerleri korumal maksadıyla Suriye ordusu ile birlikte savaşmaktadır.

Rusya ve Türkiye’nin çabalarıyla ulaşılan anlaşma sonucu Halep kentini terk eden isyancıları bekleyen yeşil otobüsler. (AFP)

2016 yılı aralık ayında Suriye ordusu Halep kentinin isyancıların elinden alındığını ve kentte tam kontrolün sağlandığını açıklar, bu yaklaşık olarak altı yıldır süren savaşta hükümetin kazandığı en büyük zaferdir. Human Rights Watch’un bildirdiğine göre; Suriye hükümet kuvvetleri savaşın son zamanlarında, kenti geri almak maksadıyla; Halep kentinin isyancıların kontrolünde olan kesimlerinde kimyasal silah kullanarak en az dokuz kişinin ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmalarına neden olmuştur.

Özgür Suriye Ordusundan bir komutanın ifadesine göre; Assad güçlerinin Halep kentini ele geçirmesinden sonra kuzey Suriye’de Idlib kenti, Halep eyaletinin batısı, Latakia eyaletinin bazı kesimleri üzerindeki askeri kontrolü güçlendirmek maksadıyla isyancı gruplardan oluşan yeni bir askeri ittifak şekillenmeye başlamıştır.

Yapılan barış görüşmeleri başarısızlığa uğramış olsa da Suriye hükümeti ve muhalif gruplar 12 adet tahliye yapılması üzerinde anlaşmışlardır. Tahliye anlaşmaları hükümet güçleri tarafından kuşatılan kentler ve kasabalarda sıkışmış durumda kalan muhalif savaşçıların emniyetli bir şekilde bulundukları yerlerden ayrılarak Kuzey Suriye’de muhalif unsurların kontrolünde olan yerlere gitmelerini sağlamaktadır.

İsyancı gruplar iktidarı ele geçirmek için mücadele etmekte ve sık sık birbirleri ile savaşmaktadırlar. Savaş ara sıra Suriye’den Lübnan topraklarına sıçramakta ve bu ülkenin de giderek politik açıdan kutuplaşmasına neden olmaktadır.

Bugünkü Durum

Idlib’de muhaliflerin kontrolünde olan Khan Sheikhoun kasabasına yapılan ve en az 80 sivilin ölümüne neden olan şüpheli kimyasal silah saldırı Birleşmiş Milletler tarafından potansiyel savaş suçu kapsamında soruşturulurken Bashar al-Assad olayın ABD askeri müdahalesine bahane hazırlamak maksadıyla düzenlenen bir senaryo olduğunu iddia etmektedir.

Suriye’de Durum

Suriye’den 1300 ton sarin gazı ve diğer kimyasal silahlar uzaklaştırılmasına rağmen bu mesele kanlı Suriye İç Savaşında gündemde kalmaya devam etmektedir. İsyancılar ve hükümet arasında yapılan son tahliye esnasında, Foua ve Kefraya kasabalarından ayrılmakta olan isyancı konvoylarına düzenlenen saldırı sonucu 110’dan fazla insan hayatlarını kaybetmiştir.

Mart ayında,  ABD tarafından desteklenen savaşçılar koalisyonu, kuzey Suriye’de IŞİD terör örgütünün kontrolünde olan Rakka’da, kenti tamamen kuşatmak ve IŞİD terör örgütünün sığınakları olan Deir Az Zor kenti ile bağlantı yollarını kesmek maksadıyla mücadelenin yeni bir safhasını başlatmışlardır. Mart ayında aynı zamanda, isyancıların kentin kuzeydoğusuna yaptıkları sürpriz saldırı sonrasında Şam çevresindeki savaş yoğunlaşmıştır. Birleşmiş Milletler, Suriye’nin başkenti Şam çevresinde sürmekte olan çatışmalar nedeniyle 300.000 kişiye insani yardım ulaştırma imkânının kalmadığını ve yardım konvoylarının bölgeye ulaşabilmesi için çatışmalara ara verilmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Halep kentine ilave olarak, Suriye hükümeti halen başkent Şam, güney Suriye’nin bazı bölgelerini ve Deir Az Zor’u da kontrolü altında tutmaktadır. Suriye hükümetinin kontrolü altındaki bölgeler Suriye-Lübnan sınırına yakın alanlar ve kuzeybatı kıyı kesimleridir. İsyancı gruplar, IŞİD terör örgütü ve Kürt unsurlar ülkenin geri kalanını kontrolleri altında tutmaktadır.

Rakka’yı kurtarma operasyonuna Suriye Demokratik Güçleri bayrağı altında katılan Kürt Kadınları Koruma Birliklerinden (YPJ) kadın savaşçılar kentin 40 km dışında dinlenirlerken. Foto: Delil Souleiman/AFP

Suriyeli Mülteciler

Suriye savaşının ülkenin sınırları ötesinde de çok derin etkileri bulunmaktadır. Lübnan, Türkiye ve Ürdün halen, çoğunluğu daha iyi şartlarda yaşama ümidiyle Avrupa’ya gitmek isteyen çok sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadırlar.

Suriye’nin çoğunluğu harabeye döndüğünden milyonlarca Suriye vatandaşı ülke dışına kaçmış ve halk savaş nedeniyle büyük bir depresyona girmiş durumdadır kesin olan bir şey vardır: Suriye’yi, savaş sona erdikten sonra yeni baştan inşa etmek çok uzun ve aşırı derecede zor olacaktır.

Çevirenin Notları: 2016 yılı rakamlarına göre dünyanın en fazla petrol üreten ilk on ülkesi aşağıdaki tabloda sunulmuştur. Bu ülkelerden Suudi Arabistan, Irak, İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Venezüella ve Kuveyt OPEC üyesidirler. Türkiye 2015 yılı rakamlarına göre günlük 61.000 varil üretimiyle 53’üncü, Suriye ise günlük 33.000 varil üretimiyle 60’ıncı sıradadır. Bu rakamlara bakıldığında, Suriye petrol zengini bir ülke değildir.

Ham petrol, yeraltından çıkarılmayı müteakip ya ham petrol olarak ya da işlendikten sonra hemen pazara sunulmak zorundadır. Çıkarılmayı müteakip herhangi bir formda pazara sunulmayan petrol ve petrol ürünlerinin bir ekonomik değeri yoktur ve petrol ve/veya doğal gazın en güzel depolanma yeri hemen pazara sürülemiyor ise bulunduğu yer, yani yerin altıdır.

Suriye petrol zengini bir ülke değildir. Peki, Suriye üzerinde oynanan bunca oyunun sebebi nedir? Neden süper güçler bu ülkeyi bir savaş alanına çevirdiler? Dünyanın her yerinde olduğu gibi, yine mezhep ayrılıkları ve etnik kimlikleri öne çıkararak insanları kışkırttılar ve Suriye’yi bu hale getirdiler. Suriye İç Savaşı, altı yıldan fazla bir süredir devam etmektedir ve yüzlerce farklı grup ve fraksiyon birbirleriyle çatışma halindedirler. Ve ne yazık ki savaş sona erdiğinde, bu grup ve fraksiyonlardan hiç birisi kazanan tarafta olmayacaktır.

ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin hava saldırılarının yoğunlaştığı alanlar

Suriye’deki iç savaşın nedeni; aşağıdaki haritada görülen iki boru hattının inşasıdır. Kırmızı ile gösterilen hat, Rusya tarafından desteklenen ve İran petrolünün, Irak ve Suriye üzerinden Humus liman kentine, oradan da Avrupa’ya taşınmasını öngören İran-Irak-Suriye güzergâhıdır.

Mavi ile gösterilen hat ise, ABD tarafından desteklenen ve Katar petrolünün, Suudi Arabistan, Suriye ve Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya taşınmasını öngören Katar-Türkiye güzergâhıdır.

Kırmızı ile gösterilen ve Rusya tarafından desteklenen İran-Irak-Suriye petrol/doğal gaz boru hattının güzergâhı, aşağıda sunulan ve Irak ile Suriye’deki son durumu gösteren harita ile karşılaştırıldığında, bu hattın geçtiği yerlerde kontrolün IŞİD terör örgütünün elinde olduğu görülmektedir. Koalisyon güçleri tarafından yapılan hava saldırılarının yoğunlaştığı bölgeler de petrol boru hattı ile birebir örtüşmektedir.

Suriye’de iç savaş başlamadan çok önce birçok Suriyeli yüksek işsizlik oranı, yaygın rüşvet ve yolsuzluk, siyasi özgürlüklerin olmaması ve 2000 yılında iktidarı babasından devralan Başkan Bashar al-Assad’ın baskıcı tutumundan şikâyet etmektedir.

Suriye’deki iç savaşın yedinci yılına girmesinin ve bu kadar uzun sürmesinin ana nedeni dış güçlerin müdahalesidir. İran, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Birleşik Devletler gibi bölgesel ve dünya güçleri Suriye’ye müdahale etmişler ve Suriye hükümeti ile isyancı gruplara askeri, mali ve siyasi destek sağlamışlardır. Bütün bu destekler Suriye İç Savaşının giderek şiddetlenmesine neden olmuştur.

Suriye’deki iç savaşa dahil olan dış güçler mezhepsel ayrımları da acımasızca körüklemişler ve ülkenin Sünni çoğunluğunu Şii Alevisi olan Başkan Assad’a karşı kışkırtmışlardır. Dış güçler Sünni ve Alevileri vahşi suçlar işlemeye yöneltmiş bu durum da insanların ölmesinin yanı sıra iki mezhep inananlarının birbirlerinden tamamen kopmalarına neden olmuştur.

Yedinci yılına giren Suriye İç Savaşında ne yazık ki yüne Müslümanlar birbirlerini öldürmeye devam etmektedir. 1982 yılında Oded Yinon tarafından kaleme alınan “Büyük İsrail”: Orta Doğu için Siyonist Plan (http://sunsavunma.net/analiz/orta-dogu-icin-siyonist-plan/)  başlıklı yazıyı Sun Savunma Net sitesinden okumanızı öneririm.

Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve tamamen yayın kuruluşunun görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının aslına aşağıdaki linke tıklayarak erişebilirsiniz.

http://www.aljazeera.com/news/2016/05/syria-civil-war-explained-160505084119966.html



oledya
Levent Kağan Türk
levent@oledya.com

Mersin ilinde faaliyet gösteren Oledya Reklam & Tasarım Ofisi firması çatısı altında Reklam&Matbaa, Profesyonel fotoğraf çekimi, Video Prodüksiyon ve Proje bazlı dekoratif ürünlerin tasarım ve üretimini yapmaktadır. Aynı zamanda Sun Savunma Net sitesinde editörlük yapmaktadır. e-posta: levent@oledya.com

BU KONULAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU MAKALEYE YORUM YAP

BU YAZIYA YORUM YAP