Sun Savunma

Belçika mahkemesi eski İsrail Dışişleri Bakanının savaş suçları nedeniyle tutuklanmasını talep etti

GÜNCEL POLİTİKA 07 Mart 2017 - 7:40 4 KEZ OKUNDU 0 YORUM YAPILDI

Belçika mahkemesi eski İsrail Dışişleri Bakanının savaş suçları nedeniyle tutuklanmasını talep etti

Belçika mahkemesi eski İsrail Dışişleri Bakanının
savaş suçları nedeniyle tutuklanmasını
talep etti

20 Ocak 2017 | Belçika, Avrupa & Rusya, İsrail, Orta Doğu, Filistin

Çeviren: Ercan Caner | Ankara-Türkiye | 7 Mart 2017

Eski İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni

Avrupa Birliği resmi kaynaklarının açıkladığına göre bir Belçika mahkemesi, eski İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin, 23 Ocak 2017 tarihinde, Belçika başkenti Brüksel’de uçaktan inişi sonrasında tutuklanmasını emretmiştir.

Belçika mahkemesinin bu kararı üzerine Livni Belçika’da bulunan Avrupa Parlamentosu’na yapacağı ziyareti iptal etmek zorunda kalmıştır. Tıpkı daha önce yaptığı gibi, tutuklanmaktan korkan Tzipi Livni, hasta olduğu gerekçesiyle Belçika’ya gidememiştir.

Palestinian News Network (PNN)’e göre, 23 Ocak 2010 tarihinde bir grup kurban, Belçika Federal savcılığına, Tzipi Livni dâhil bazı İsrailli sivil ve askeri yetkililer hakkında, Gazze Şeridinde işlenen savaş suçları ve insanlığı karşı işlenen suçlar ile ilgili şikâyette bulunmuştur.

Federal Savcılık Bürosu, Belçika’da kaldığının haber alınması durumunda, Livni’nin Federal Adli Polisi tarafından hakkında yapılan şikâyetlerle ilgili olarak sorgulanacağını doğrulamıştır.

Gazze Şeridinde, 27 Aralık 2008 ile 18 Ocak 2009 tarihleri arasında icra edilen ‘‘Cast Lead’’ adlı İsrail askeri operasyonu esnasında Livni İsrail Dışişleri Bakanlığı görevini yürütmektedir. İsrail’in saldırısı sonucunda, Palestinian Centre for Human Rights verilerine göre 1.417 Filistinli yaşamını yitirmiştir. Ölenlerden sadece 236’sı Filistinli savaşçıdır. İsrail tarafından yapılan kanlı operasyonda 313 çocuk ve 116 kadın hayatlarını kaybetmiştir.

Operasyonla ilgili bir soruya verdiği yanıtta Livni; ‘‘İsrail füze fırlattığınızda tepki göstermeyecek bir ülke değildir. İsrail, vatandaşlarına füze atıldığında vahşi bir şekilde tepki gösteren bir ülkedir ve bu iyi bir şeydir.’’ cevabını vermiştir.

Çevirenin Notları: Belçika nüfusu sadece 11 milyon olan bir ülke. İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilen ‘‘Cast Lead’’ operasyonunda hayatlarını kaybedenler ve şikâyette bulunanlar Belçika vatandaşı da değiller. Ama Belçika mahkemesi açısından bütün bunların hiçbir önemi yok, önemi olan tek husus; Gazze Şeridinde orantısız güç kullanılarak savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlenmiş olması.

2009 yılında Palestinian Centre for Human Rights (PCHR), Gazze Şeridi’ne düzenlenen Cast Lead operasyonu ile ilgili olarak İsrail Askeri Savcılığına 1.406 kurban adına toplam 490 adet şikâyet yapmıştır. Kanlı saldırıların arasında en çok öne çıkanlar Samouni ailesinin 21 ferdinin öldürülmesi ve okullara gerçekleştirilen vahşi operasyonlar, beyaz fosfor[1] kullanılması ve beyaz bayrak taşıyan sivillere yapılan saldırılardır.

Gazze Şeridinde bulunan Filistin Köylerine atılan beyaz fosfor

Beyaz fosfor bombası bir savaşta sivillere karşı kullanılabilecek en acımasız silahlardan birisidir. İlk defa İngilizler tarafından Birinci Dünya Savaşında, sonra 1921 yılında ABD ordularında deneme amaçlı kullanılmıştır. Ondan sonra İkinci Dünya Savaşında Almanya’ya karşı yangı bombası şeklinde kullanılmıştır. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri Kore, Vietnam ve son olarak da Irak Felluce’de, Rusya 1994 yılında Grozni Çeçenistan’da, İsrail 2006 yılında Lübnan savaşında ve günümüzde Filistin Gazze’de kullanmaktadır. Tüm bu özelliklerine rağmen uluslararası savaş konvansiyonlarına göre beyaz fosforun savaşlarda kullanımı aykırı olmadığıdır. Beyaz fosforun 1997 yılında Kimyasal Silahlar Konvansiyonunda kimyasal silahlar listesine sokulup, yasaklanmak istenmesine rağmen ABD askeri literatüründe beyaz fosfor ‘’metal’’ olarak gösterilmektedir. Bu yüzden beyaz fosforun aydınlatma amaçlı kullanımın yasak olmadığı ifade edilmiştir. Ancak beyaz fosforun toksik (zehirli) özelliğinden dolayı silah olarak kullanımı yasak olmasına rağmen, bu silahı kullananlar, bu silahın toksik özelliklerinin değil, hava ile reaksiyona girmesinden sonra ortaya çıkan yakıcı özelliğinin de kimyasal silah kapsamına girmediği seklinde savunma yapmaktadırlar. Bu durumda da beyaz fosfor bombası, yangın silahı olarak, 1980 Konvansiyonel Silahlar Konvansiyonu kapsamına girmektedir. Yine ilginçtir ki, bu konvansiyon yangın silahlarının sivil halk üzerinde veya hava saldırılarında sivillerin yoğun olarak bulunduğu yerlerde kullanılmasını yasaklamasına rağmen ABD bu konvansiyona taraf olmakla birlikte, yangın silahlarını içeren III. protokolünü imzalamamıştır (Kaynak: Forum Donanım Haber).

İsrail askerleri tarafından icra edilen Cast Lead operasyonun da olduğu gibi Mavi Marmara olayında da büyük bir gaddarlıkla orantısız güç kullanılmış ve insanlığa karşı suç işlenmiştir. Ne olmuştu Mavi Marmara olayında? Hatırlayalım. İsrail Savunma Kuvvetlerine bağlı maskeli komandolar, Gazze’ye insani yardım götürmek ve Gazze ablukasını protesto etmek için, Akdeniz’de uluslararası sularda seyretmekte olan Mavi Marmara gemisine helikopterden inerken, sürat botları da aynı anda saldırıya geçmişlerdir.

Silahlı olan, sersemletici el ve göz yaşartıcı bombalar ile donatılmış İsrail komandoları, gemide bulunan 40 farklı ülkeden toplam 663 insani yardım gönüllüsü üzerine saldırmışlardır. 9 Türk vatandaşı hayatını kaybetmiş, 50’yi aşkın insan da yaralanmıştır. Saldırı Akdeniz’de uluslararası sularda gerçekleşmiş, olay Cenevre’deki İnsan Hakları Komisyonu tarafından ‘gaddarlık’ olarak nitelendirilmiştir.

Mavi Marmara olayı kapanmıştır. İsrail tarafında, Diplomatik Güvenlik Kabinesi yediye karşı üç oyla Türkiye-İsrail antlaşmasını, 28 Haziran 2016 günü onaylamıştır. Beklendiği gibi Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, Başkan ve Eğitim Bakanı Naftali Bennett ve Adalet Bakanı Ayelet Shaked antlaşma aleyhine oy kullanmışlardır. Gazze’de hayatını kaybedenlerin yaptıkları protestolar ve antlaşmanın İsrail Parlamentosu Knesset tarafından onaylanması yönündeki itirazlar bir tarafa bırakıldığında, İsrail hükümeti tarafı işi ucuz atlattı denebilir. İsrail tarafında antlaşmaya en şiddetli itiraz belki de, kendisinin de bulunduğu Mavi Marmara gemisine saldırı düzenleyen İsrail askerlerini ‘‘katil’’ olarak nitelendiren Arap milletvekili Hanin Zuabi’den gelmiştir.

Türkiye tarafında ise mahkeme, Mavi Marmara davasının düşürülmesine karar vermiştir. İsrailli savaş suçlusu askerler hakkındaki yakalama kararları kaldırılmıştır. Tutuklanmaktan korktuğu için Belçika’ya gidemeyen eski İsrail Dışişleri Bakanı Livni gibi onların korkmalarına artık gerek yoktur. İstedikleri zaman korkmadan rahatça Türkiye’ye gelebilirler.

Mavi Marmara olayı ile ilgili dünyanın birçok yerinde davalar açılmış durumdadır ve davanın Türk mahkemesi tarafından düşürülmesi insanlığa karşı gaddarca suç işleyen İsrail askerlerini aklamamaktadır.

Neyse ki herkes istediği yere istediği zaman gidememektedir.

[1] Fosfor dumanının teneffüs edilmesi ciğerlerde ani yaralar oluşmasına ve teneffüs eden kişinin havasızlıktan boğulmasına yol açmaktadır. Hemen sonraki aşamada insan vücudu içten dışa doğru yanmaktadır. Çoğu kez, beyaz fosforla yanan kişinin elbiselerinde fazla iz meydana gelmemekte, yanma reaksiyonu vücut içinden cilde kadar sürmektedir. Beyaz fosfor kullanımı sonrasında çekilen fotoğraflar, kemiklerine kadar yanmış, ancak elbiseleri pürüzsüz kurbanlar bulunduğunu ortaya koymuştur. Yanma reaksiyonu bir kez başladığında durdurulamamaktadır. Nihai etki, napalm bombasının aynısı, hatta daha kötüsüdür (Wikipedia).



Oledya Tasarım Evi -  Reklam
Editör
levent@oledya.com

Oledya Reklam & Tasarım Ofisi adlı firmada çalışmaktadır. Aynı zamanda bazı haber sitelerinde editörlük ve blog sitelerinde webmasterlik yapmaktadır.

BU MAKALEYE YORUM YAP

BU YAZIYA YORUM YAP