Sun Savunma

Güçlü Türkün Davasında Karmaşık Donald Trump Bağlantısı

GÜNCEL POLİTİKA 14 Nisan 2017 - 15:40 2935 KEZ OKUNDU 0 YORUM YAPILDI

Güçlü Türkün Davasında Karmaşık Donald Trump Bağlantısı

Güçlü Türkün Davasında Karmaşık Donald Trump Bağlantısı

 

Yazar: JOSH LEDERMAN, Associated Press, 3 Nisan 2017

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 14 Nisan 2017

WASHINGTON (AP) — Kendini beğenmiş ve oldukça yükseklerden uçan bir Türk-İran iş adamı, İran adına para aklamak suçuyla Miami’de tutuklanır. Türkiye, tutuklamayı yapan ünlü Amerikalı savcıyı, başarısız darbe girişimi ile suçladığı karanlık bir grupla bağlantısı olmakla suçlar. Başkan Donald Trump savcıyı kovar. Günlerini bir hapishanede geçirmekte olan tutuklu iş adamı, mahkumiyetten kurtulmasına yardım etmesi için, Başkan Donald Trump’a çok yakın olan eski bir New York belediye başkanını kiralar.

Ve dava, İslami Devlete karşı savaşmaya odaklanması gereken iki müttefikin dikkatlerini bir anda üzerine çeker.

Reza Zarrab’ın tutuklandığı yıldan bugüne kadar geçen sürede, dava giderek daha da karmaşıklaşmakta ve uzamaktadır. Türkiye, Trump yönetimine suçlamaların düşürülmesi yönünde baskı yaparken, giderek daha da karmaşık hale gelen ve çıkar çatışmaları, Türkiye’deki yolsuzluklar ile Trump’ın yakın çevresinden kişilerin Türk yanlısı lobicilik faaliyetleri hakkında sorulara neden olan bağlantılar gün yüzüne çıkmaya başlar.

Federal savcılar, eski New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani’nin[1], Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dava hakkında görüşmek üzere Türkiye’ye yaptığı seyahat nedeniyle yeni endişelerini dile getirdiler. Türkiye seyahatinde yanında biri daha vardır: bir zamanlar Türkiye’ye ‘‘Uyanık olun, El Kaide Türkiye’yi üs olarak seçmiş görünüyor’’ diyen Eski Adalet Bakanı ve Federal Savcı Michael Mukasey.

Giuliani ve Mukasey ikilisi Zarrab’ı savunmak için kiralanmışlardır. Fakat garip bir şekilde, nedense ikisi de ABD Bölge Mahkemesinde davayı savunmazlar, bu da önde gelen savcıların, savunmanın normal yargılama sürecini etkilemek üzere savcıları ezmeyi planladıklarını düşünmelerine neden olmuştur.

Hâkime yazdıkları bir mektupta Zarrab’ın avukatları, Giuliani ve Mukasey’in hiçbir hükümet işiyle ilgili olmadıklarını oldukça açık ve samimi bir şekilde belirtmişlerdir.

Bir Türk pop yıldızı ile evli olan 33 yaşındaki altın tüccarı Zarrab, 2016 yılında Florida’da tutuklanmıştır. O ve birkaç kişi, bir şirketler ağını kullanarak gerçek işlemleri gizleyerek ve birçok bankayı dolandırarak, İran’a olan ABD yaptırımlarından kaçınmak için komplo kurmakla suçlanmıştır. Savcılar, İran adına yüzlerce milyon dolar tutarında işlem yaptıklarını ve ellerinde bunları ispatlayan binlerce sayfalık banka, e-posta ve telefon kayıtları olduğunu iddia etmektedir. Zarrab ise verdiği ifadede suçsuz olduğunu iddia etmektedir.

Giuliani ve Mukasey’in davaya dahil olmasının dikkat çekmesi hiç de şaşırtıcı değildir.  Trump’ın en sadık destekçilerinden olan Rudi Giuliani, ona siber güvenlik konularında gayri resmi danışmanlık yapmaktadır. Giuliani ve Mukasey’in hukuk firmaları aynı zamanda Zarrab davasında zarar gören banka kurbanlarını da temsil etmektedirler ve bu durum savcılara göre bir çıkar çatışması anlamına gelmektedir.

Giuliani’nin firması aynı zamanda Türkiye adına lobi faaliyetleri yürütmek üzere kayıt yaptırmış durumdadır, tıpkı bir zamanlar Trump’ın diğer bir danışmanı ve sadece 24 gün Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini yürüten Michael Flynn gibi. Flynn 2016 yılında, Türk hükümeti adına yaptığı işlerden dolayı, geriye dönük olarak kayıt yaptırmak zorunda kalmıştır. O zaman Flynn, Trump’ın kampanya danışmanlığı görevini yürütmektedir.

Flynn’in Zarrab davası hakkında lobicilik yaptığı hakkında hiçbir işaret bulunmamaktadır. Flynn, geriye dönük olarak yapmak zorunda kaldığı dış ajanlık kayıt belgelerinde, kendisine ait istihbarat firmasının, Erdoğan’a yakın bir Türk iş adamına ait firma tarafından kiralandığını ve Erdoğan’ın düşmanı olan ve Zarrab davasında da ismi geçen Müslüman bir imam hakkında araştırma yaptığını yazmıştır.

Savunma ekibi hakkındaki entrikalar savcılara kadar da uzanmaktadır.

Geçtiğimiz ay Trump, Zarrab’a dava açan ABD savcısı Preet Bharara’yı, Obama döneminden kalan savcıları temizleme operasyonu kapsamında görevden almıştır. Başkanlık kampanyası esnasında kalmasını rica etmesine rağmen, Trump her nedense Preet Bharara’yı da Obama savcılarından kurtulma operasyonuna dahil etmiştir.

Bharara’nın yerine geçecek olan muhtemel isim, Mukasey’in oldukça iddiacı bir kişiliğe sahip olduğu dile getirilen oğlu Marc Mukasey’dir. Atama gerçekleşir ise genç Mukasey, babasının kurtarmaya çalıştığı adamın savcılığını yapar duruma düşecektir. 

Türkiye açısından ise efsane, Zarrab davasından çok daha büyüktür. Hikâye; rüşvet, dolandırıcılık ve kaçakçılık iddialarının yer aldığı, 2013 yılındaki çok büyük bir yolsuzluk skandalına kadar uzanmaktadır. Zarrab ve Türk devlet bankası Halkbank ise fırtınanın merkezindedirler.

Erdoğan’ın yakın çevresindeki üst düzey yardımcılarının evleri basılır ve üç Türk bakanın oğulları tutuklanırlar. Erdoğan iddiaları yalanlar ve yapılanları Pennsylvania’da yaşayan, küresel bir okul ve yardım kuruluşu ağını yöneten Müslüman imam Fettullah Gülen’in bir komplosu olarak nitelendirir.

Yolsuzluk skandalı sonunda diner. Buna rağmen bu yolsuzluk skandalı, o zamanlar başbakan olan Erdoğan ile hareketi uzun yıllar Erdoğan’ın partisi ile ittifak yapan Müslüman imamın aralarının çok kötü şekilde bozulmasına neden olur.

Düşmanlıkları giderek büyür. Türkiye, 2016 yılı temmuz ayında, 270 kişinin ölümü ile sonuçlanan başarısız darbe girişimi ile suçladığı Müslüman imam Fethullah Gülen’in, çok ateşli bir şekilde ABD’den sınır dışı edilmesini talep etmektedir. Müslüman imam Gülen ise darbeyle ilgisi olduğu yönündeki iddiaları yalanlamaktadır. ABD’de de Türkiye tarafından imam aleyhinde sunulan kanıtların inandırıcı ve yeterli olmadıklarını söylemektedir.

Türk savcılar tarafından Zarrab’a yöneltilen suçlamalar sonunda düşmüş olsa da ABD’de tutuklanması, Türkiye’deki yolsuzluk davasıyla ilgili endişelerin tekrar dikkat çekmesine neden olmuştur. Meseleyi Erdoğan için daha da zorlaştıran ise Halkbank genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın, Zarrab ile iş birliği yaptığı gerekçesiyle New York’ta tutuklanması olmuştur.

Türkiye’nin bu tutuklamaya tepkisi çok sert ve şiddetli olmuştur. Erdoğan hükümeti, tutuklamanın siyasi bir operasyon olduğunu ileri sürmektedir. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un, paydaşı Türk Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ile bir araya geldiği toplantıda ise olay başka bir boyut kazanmıştır. Çavuşoğlu’na göre; Bharara’nın FETÖ (Fettullahçı Terör Örgütü) ile çok yakın bağlantıları vardır, daha önce Türkiye’ye gelerek siyasi etkinliklere dahi katılmıştır. Türkiye aleyhinde yaptığı konuşmalar vardır, sosyal medyada Türkiye aleyhindeki bütün tweetleri beğenmekte ve retweet etmektedir.

Bharara ise hayatında hiç Türkiye’ye gitmediğini ve Müslüman imam Gülen’in kim olduğunu, Google araması sonucu öğrendiğini söylemektedir. Fakat Erdoğan hükümetinin onu Gülenci olarak suçlaması hiç de şaşırtıcı değildir.

Erdoğan düzenli olarak Gülen’i, darbe sonrası endişeleri, Türk vatandaşlarını kendi muhaliflerine karşı çevirmek için, bir kılıf olarak kullanmaktadır. Erdoğan Hükümeti başarısız darbe girişimi sonrasında, on binlerce şüpheliyi, darbede rol oynadıkları veya Gülen ile bağlantıları oldukları gerekçesiyle tutuklamıştır. Demokrasi ve insan hakları savunucuları, onun bu hamlelerini iktidarını sağlamlaştırma gayretleri olarak görmektedirler.

Türk parlamentosunda eski bir muhalif milletvekili olan Aykan Erdemir, Zarrab davasının yolsuzlukla ilgili iddiaların yeniden incelenmesini gerektirmesi durumunda, Türk liderlerin karşı karşıya kalacakları riskleri bildiklerini ifade etmektedir.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfında (Foundation for Defense of Democrasies) üst düzey bir akademisyen olan Aykan Erdemir’e göre; olay utanç verici bir yaptırımları kırma davasından, giderek küresel bir komploya dönüşmektedir. ‘‘En iyi savunma nedir? Ve yurt içinde en rağbet görecek komplo teorisi nedir?’’ diye soran Erdemir, Gülenci komplo teorisine sığınmanın en iyisi olduğunu söylemektedir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve tamamen yazarın düşüncelerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi, çevirenin yazarın düşüncelerini paylaştığı anlamına gelmemektedir. Bu makalenin kaleme alınmasına, Associated Press yazarı Larry Neumeister de katkıda bulunmuştur. Makalenin orijinaline aşağıdaki linke tıklayarak erişebilirsiniz.

http://abcnews.go.com/Politics/wireStory/messy-
ties-trump-turkish-businessmans-case-46537655

[1] Giuliani bir işçi ailesinin oğludur. 1968 yılında New York University, Hukuk Bölümünü, büyük bir başarıyla, ‘‘Magna Cum Laude’’ derecesi ile bitirmiştir. 1994-2001 yılları arasında New York kentinin Cumhuriyetçi belediye başkanıdır. 2001 yılında Time Dergisi tarafından 9/11 saldırısı sonrasındaki koordinasyon ve kurtarma operasyonlarındaki başarısı nedeniyle yılın adamı seçilmiştir. Kullandığı tartışmalı durdurma, arama, tutuklama ve sorgulama taktikleri sayesinde, New York kenti suç oranında en büyük düşmeyi gerçekleştirmiştir. 2000 yılında koyulan prostat kanseri teşhisi nedeniyle Hillary Clinton ile girdiği Senato yarışından çekilmiştir. 2008 yılında ABD başkanlığına aday olmuş fakat başkan seçilememiştir. 2016 yılı başkanlık kampanyası esnasında Donald Trump’ın güçlü bir destekçisi olmuştur. (Associated Press web sitesinde yayımlanan video görüntülerinden alıntıdır).



oledya
Levent Kağan Türk
levent@oledya.com

Mersin ilinde faaliyet gösteren Oledya Reklam & Tasarım Ofisi firması çatısı altında Reklam&Matbaa, Profesyonel fotoğraf çekimi, Video Prodüksiyon ve Proje bazlı dekoratif ürünlerin tasarım ve üretimini yapmaktadır. Aynı zamanda Sun Savunma Net sitesinde editörlük yapmaktadır. e-posta: levent@oledya.com

BU KONULAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BU MAKALEYE YORUM YAP

BU YAZIYA YORUM YAP