28 Şubat Davası Gerekçeli Kararındaki “Mağdur”, “Müşteki” ve “Katılanlar” Üzerine Bir İnceleme

28 Şubat Davası Gerekçeli Kararındaki

“Mağdur”, “Müşteki” ve “Katılanlar” Üzerine Bir İnceleme

 

 E. Alb. Alican TÜRK, Sun Savunma Net, 14 Temmuz 2018

 

Bilindiği gibi, Hâkim Mustafa YİĞİTSOY başkanlığındaki Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi tam 6 yıl süren 28 Şubat Davasına 13 Nisan 2018 tarihinde noktayı koymuş ve karar vermişti. Buna göre davanın hayatta olan 99 sanığından 68’i hakkında BERAAT, 10’u hakkında ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞME ve 21 sanık hakkında da MÜEBBET hapis cezasına hükmedilmişti.

Nisan ayından beri beklenen Gerekçeli Karar nihayet Temmuz ayının ilk haftasında yayınlandı.

Toplam 3833 sayfa tutan gerekçeli kararın çok tartışılacağı kesin… Öyle ki, daha karar çıkar çıkmaz çok sayıda kişi “bu kadar sayfa gerekçeli karar mı olur?” diye tepki gösterdi, ama olmuş işte…

Kararların ilk 132 sayfası davanın MAĞDUR, MÜŞTEKİ ve KATILAN’larıyla ilgili… Tek tek, isim isim sayılmış. Henüz o sayfaları çevirirken – bile – bazı hususlar dikkatimizi çekti. Biz de gerekçeli kararı önce bu açıdan, yani MAĞDURLAR, MÜŞTEKİLER ve KATILANLAR yönünden incelemeyi düşündük.

İyi ki öyle yapmışız, zira çok ilginç ve şaşırtıcı durumlarla karşılaştık. Bakalım siz ne diyeceksiniz?!

İşte 28 Şubat Davası’nın gerekçeli kararında MAĞDUR – MÜŞTEKİ ve KATILAN’lara ilişkin tespitler ve değerlendirmemiz:

1. Mağdurlar:

Gerekçeli kararda “mağdur” sıfatıyla 2’si bayan 14’ü erkek toplam 16 kişi yer alıyor. Bunlardan üçü kamunun yakında tanıdığı isimler: Meral AKŞENER, Şevket KAZAN ve Hasan EKİNCİ

Lakin ilk şaşkınlığımız bu isimlerin mağdurlar arasında geçmesine olmuştur. Zira mahkemeye gelip bizzat huzurda ifade veren bu şahısların hiçbiri mağdur olduklarından söz etmediler. Aksine, örneğin Meral Hanım ifadesinde “mağdur değilim ve kendimi mağdur olarak tanımlamaktan hicap duyarım” derken, iddianamede müşteki olarak görünen Şevket Bey “Ben vicdan sahibiyim, kimseden şikâyetçi değilim” diyerek kürsüden indi. 28 Şubat döneminde DYP’nin Genel Başkan Yardımcılığı yapan eski bakan Hasan EKİNCİ ise bırakın mağdurluktan söz etmeyi, 28 Şubat’ın bir darbe olmadığını söyleyerek tamamen sanıklar lehine ifade verdi, şikâyetçi de olmadı. (Hatta bu tavrı müştekiler cephesini çok kızdırmıştı.)

Bu durumda bu üç önemli ismin gerekçeli kararda nasıl olup da mağdurlar arasında yer aldığını elbette garip karşıladım.

Öte yandan, mağdurlardan 4’ü asker kökenli olup, bunlardan 3’ünün Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararıyla TSK’dan ihraç edildiğini, birinin ise TSK’dan “kendi isteği ile emekli” olduğunu tespit ettik. [1] İşin ilginci, ihraç edilen bu 3 kişinin ihraç gerekçesi ne biliyor musunuz? “Fethullah Gülen Nur Cemaati üyeliği”… Yani 28 Şubat döneminde FETÖ üyesi olduğu için TSK’dan atılmışlar. (Tabii o dönem FETÖ tabiri kullanılmadığı için YAŞ kararlarında “Fethullah Gülen Nur Cemaati üyeliği” diye geçiyor.)

Düşünebiliyor musunuz, 28 Şubat döneminde Fethullahçı diye TSK’dan atılan şahıslar şimdi 28 Şubat Davası gerekçeli kararında “mağdur” sıfatıyla yer alıyorlar.

Kaldı ki, davanın biri hariç tüm celselerine katılan biri olarak biliyorum ki, FETÖ’den atılan ve şimdi “mağdur” olarak görünen bu üç şahıstan biri Hâkim Tayyar KÖKSAL’ın başkanlığı döneminde “müştekilik” için mahkemeye başvurmuş, ama kabul edilmemişti. Oysa aynı şahıs şimdi gerekçeli kararda “mağdur” sıfatıyla karşımıza çıktı.

Gel de şaşma! 

2. Müştekiler:

Gerekçeli kararda “müşteki” sıfatıyla 744 kişi yer almaktadır. Bunların 536’sı erkek, 204’ü bayan olup, 4’ü de tüzel kişiliktir.

Müştekiler arasında kamunun yakından tanıdığı önemli isimler var. Örneğin Büyükelçi Merve Safa KAVAKÇI, gazeteci Aslan DEĞİRMENCİ, psikiyatrist Nevzat TARHAN, Sultanbeyli eski Belediye başkanı Ali Nabi KOÇAK, Sincan eski Belediye Başkanı Bekir YILDIZ,  Hazine ve Maliye Bakanı – ve aynı zamanda damat – Berat ALBAYRAK’ın yengesi Hafize Şule ALBAYRAK, HDP Mv. Hüda KAYA, CHP Mv. Mehmet BEKÂROĞLU gibi… [2]

İncelemelerde tespit edebildiğim kadarıyla 536 erkek müştekinin en az 183’ü asker kökenlidir. Bunlardan 19’u TSK’dan kendi isteği ile ayrılan, diğerleri ise yine YAŞ kararları ile TSK’dan ihraç edilenlerdir.

Peki, ihraç gerekçeleri ne?

YAŞ kararlarına bakıldığında, ihraçların çok büyük bir bölümünün örneğin Süleymancılık, Işıkçılık, Nakşibendiliğin bilmem hangi kolu vb. çeşitli cemaat ve tarikat üyeliği veya sempatizanlığı nedeniyle olduğu görülüyor. Ancak şimdi sıkı durun: Bu 183 asker kökenli müştekiden de en az 36’sı “Fethullah Gülen Nur Cemaati üyeliği”, yani bugünkü tabirle “FETÖ üyeliği” gerekçesiyle ihraç edilmiş. Üstelik bu kişilerden biri 1988’de, biri 1991’de, ikisi de 1992’deki Şûra kararlarıyla ihraç edilmişler. Yani 28 Şubat döneminde değil… (Bu durum TSK’nın FETÖ ile mücadelesinin ne kadar gerilere gittiğini de gösteren çarpıcı bir örnektir.)

Aynı kapsamda “flaş bilgi” olarak şunu da verebiliriz: 28 Şubat davası başladığı sırada muvazzaf albay olup davaya müştekilik talebiyle başvuran, 15 Temmuz’dan sonra terfi edip tuğgeneral olan, 2017’de emekli edilen, en son geçtiğimiz günlerde (08 Temmuz) yayınlanan 701 sayılı KHK ile rütbeleri geri alınan Ömer Faruk CANTENAR da bu davanın müştekileri arasındadır.

Görüldüğü üzere TSK’dan atılan FETÖ’cüler bu davada sadece “mağdur” değil, “müşteki” konumundalar da…

Ama durun, daha bitmedi… Bakın müştekileri arasında başka kimler var: PKK sempatizanı olduğu için TSK’dan atılan 4 kişi (ki bunlardan biri 28 Şubat döneminde değil, Aralık 2002’de TSK’dan atılmış), aşırı borçlanma, para-pul ilişkileri ya da ahlâk dışı hareketleri vb. görülerek “disiplinsizlik” nedeniyle atılan 12 kişi, Hizbullah – Menzil grubu sempatizanı olduğu için atılan bir kişi…

Şaşırdınız mı?             

Öte yandan yine Hâkim Tayyar KÖKSAL döneminde müştekilik için başvuran ama başvurusu dava ile ilgili görülmeyip reddedilen Cüneyt ALPHAN adlı şahsın da gerekçeli kararda “müşteki” olarak geçmesi bir başka şaşırtıcı durum olarak karşımıza çıkmıştır.

Bir diğer ilginç husus ise Bülent GÜRKUT adlı müşteki (!) ile ilgilidir. Adı geçen şahıs 28 Şubat davalarını yakından takip eden ve aynı zamanda fikir ve düşünce itibariyle sanıklara yakın duran bir kişidir. Bu davanın Cumhuriyetin kazanımlarına karşı açılmış bir dava olduğunu her fırsatta söyleyen ve bu amaçla da mahkemeye sürekli dilekçeler veren bu ismin müştekiler arasında geçmesi akıl alacak gibi değildir. Nitekim ilgili kişi ile yaptığımız görüşmede müştekilik yönünde kendisinin asla bir başvurusu olmadığını, sanıklardan değil, aksine savcı ve mahkemeden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.

Yine halen Edirne Cezaevinde olduğu anlaşılan Bahaa JOUGHEL adlı yabancı uyruklu bir müştekinin 28 Şubat’la ne ilgisi olup da müşteki sayıldığı anlaşılamamıştır.

Öte yandan davanın müştekileri doğum tarihleri (yaşları) itibariyle de incelenmiş ve burada da ilginç sonuçlarla karşılaşılmıştır. 28 Şubat döneminin 1997 yılında yaşandığı göz önüne alındığında, örneğin 62 müştekinin o tarihte 16 yaş ve altında olduğu tespit edilmiştir. Dahası, olay tarihinde 2 yaşında, yani 1995 doğumlu olan müşteki bile vardır.

28 Şubat döneminde henüz çocuk yaşta olan kişilerin müşteki olarak gerekçeli kararda yer almaları davanın ciddiliği konusunda sanıyorum bir fikir vermektedir.[3]  

3. Katılanlar:

Gerekçeli kararda 201’i bayan, 184’ü erkek ve 3’ü de tüzel kişilik olmak üzere toplam 388 kişi “katılan” sıfatıyla yer almaktadır.

Katılanlar arasında da kamunun yakından tanıdığı isimler bulunmaktadır. Birkaç örnek vermek gerekirse; uzun ertelemelerden sonra mahkemeye gelip “28 Şubat’ı darbe olarak görüyorum ama şikâyetçi değilim” diyen döneminin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu ÇİLLER, REFAHYOL Hükümetinin bakanlarından Lütfü ESENGÜN, M. Ziyattin TOKAR, dönemin RP’li Milletvekillerinden ve halen C.Bşk. Erdoğan’ın Başdanışmanlığını yapan Şeref MALKOÇ, Musa OKÇU, geçen dönem AKP Mv.liği yapan Reşat PETEK ve Fatman BENLİ, eski siyasetçilerden Hasan Celal GÜZEL, eski polis istihbaratçısı ve şimdilerde Yeni Şafak yazarlığı yapan Bülent ORAKOĞLU, YAŞ kararları ile TSK’dan ihraç edilen Yeni AKİT yazarı Vehbi KARA ile bir diğer Yeni AKİT yazarı Abdurrahman DİLİPAK ve – belki de bunlardan önemlisi – Sn.C.Bşk. Erdoğan’ın kızları Esra ALBAYRAK ile Sümeyye ERDOĞAN BAYRAKTAR bu davanın “katılanları” olarak kararda yer almaktadırlar.

Milli Gençlik Vakfı (MGV) ve ÖNDER İHL Mezunları ve Mensupları Derneği de “katılan” tüzel kişilikler arasındadır.

Katılan sıfatlı 184 erkek şahsın en az 117’sinin asker kökenli olduğu tespit edilmiştir. Bunlar arasında 5’i kendi isteğiyle TSK’dan ayrılmış görünürken, diğerlerinin yine cemaat – tarikat bağlantıları nedeniyle TSK’dan ihraç edildikleri görülüyor. Ve şimdi yine dikkat!!! 117 asker kökenli şahsın 39’u “Fethullah Gülen Nur Cemaati üyeliği” nedeniyle atılmış.

Yani “mağdurlar” ve “müştekiler”den sonra “katılan” statüsündeki kişiler arasında da FETÖ’cüler var.

İlginç (değil) mi?

Öte yandan müştekilerde olduğu gibi katılanlar arasında da yaşı küçük olanlar mevcuttur; toplam 13 katılan “suç tarihi” (!) itibariyle 16 yaşından küçüktür ki bunlar arasında Sayın C.Bşk.’nın o tarihte 14 yaşında olan büyük kızı Esra ALBAYRAK (doğumu 1983) ile 12 yaşında olan küçük kızı Sümeyye ERDOĞAN BAYRAKTAR da (doğumu 1985) bulunmaktadır.

Sonuç

28 Şubat davasında soruşturma sürecinden karar aşamasına kadar pek çok hukuksuzluk ve usulsüzlük olduğu hep söylenegeldi. Bu davanın tipik bir FETÖ tezgâhı olduğu çok açıktı; iddianamesi bile halen FETÖ sanığı olarak cezaevinde bulunan bir savcı tarafından hazırlanmıştı.[4] Gerçekten de süreç tıpkı Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Kozmik Oda, Amirallere Suikast, Askeri Casusluk vb. kumpas davalarla aynı şekilde işledi ve ne yazık ki bir kısım sanık için “tecziye” kararıyla  – şimdilik – sonlandırıldı.

Tabii Hâkim Mustafa YİĞİTSOY başkanlığındaki Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği bu karar temyize gidilerek önce istinafta sonra Yargıtay’da görülmeye devam edecek.

Ancak bu incelememizle ilk aşamada şunu söyleyebiliriz: 3833 sayfalık gerekçeli kararın sadece ilk 132 sayfasında yer alan mağdur, müşteki ve katılanlar itibariyle bakıldığında bile insanın kafasına bunca soru işareti takılıyorsa, kararın ilerleyen sayfalarında neler çıkabileceğini varın siz düşünün.

Elbette kararı didik didik edip gerekçeli karardaki diğer “saçmalıkları” teşhir etmeye devam edeceğiz.

Son olarak şu hususu kamunun dikkatine sunmak isterim: Yargının ne kadar siyasallaştığı ortadadır. Bu dava da siyasi bir davadır; zamana yayılmıştır ve içeriği toplumdan gizlenmeye, saklanmaya çalışılmıştır. Yukarıda da bir nebze değinildiği gibi; Sayın Cumhurbaşkanı’nın kızları, “hısımları” ve danışmanları aracılığıyla müdahil olduğu, son Başbakan Binali YILDIRIM’ın “28 Şubat sanıkları en ağır cezalara çarptırılacaktır” şeklindeki açık baskı ve müdahaleleri karşısında bu davanın başka türlü bir sonuçlanması zaten beklenmiyordu.

Olsun! Herkes tarih huzurunda lâyığını bulacaktır.

Ve fakat adaletin er – geç tecelli edeceğine ise kuşkumuz bulunmamaktadır.    

[1] Kendi isteği ile emekli olan veya TSK’dan ayrılan şahısların bir kısmı aslında gönül rızası ile emekli olmadıklarını, o dönem yaşadıkları “baskılar” neticesinde emekli olma durumunda kaldıklarını ifade etmektedirler. Haklı olabilirler. Ancak ben yine de kendi isteği ile emekli olup bu davada mağdur ya da müşteki konumda görünen bazı şahıslar için “iyi niyetli olmadığımı” belirtmeliyim.

[2] Bir CHP milletvekilinin bu davada müşteki olması kanımca ayrı bir tartışma konusudur; ama Sayın Bekâroğlu’nun geldiği yere baktığımda bu durumu pek yadırgamıyorum doğrusu.

[3] 28 Şubat döneminde çocuk yaşta olan 62 müştekinin doğum yıllarına göre dağılımı şöyledir:

1981 doğumlu: 14; 1982 doğumlu: 6; 1983 doğumlu: 11; 1984 doğumlu: 10; 1985 doğumlu: 5; 1986 doğumlu: 9; 1989 doğumlu: 2; 1990 doğumlu: 1; 1992 doğumlu: 1; 1995 doğumlu: 1 kişi.

Yaş sınırı 18’e çekilse (yani 1979 ve 1980 doğumlular da listeye eklense) müşteki sayısı 100’ün üzerine çıkacaktır.

[4] Zaten o nedenle mağdur, müşteki ve katılanlar arasında FETÖ’den atılmış kişilerin olması benim için sürpriz olmamıştır. Aslında davanın iddianamesini okuyanlar bu davanın “’28 Şubat’ta niye FETÖ ile mücadele ettiniz?’ davası” olduğunu rahatlıkla anlayacaklardır.

Yazar Profili

Alican Türk
Alican Türk
(E) Öğ.Kd.Albay, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu, "Doğu ve Güneydoğu'da FAİL MEÇHUL CİNAYETLER VE GERÇEKLER" ile "28 ŞUBAT - SİNCAN'DAN TARİHE NOTLAR" (2 cilt) adlarında iki kitabı var.
Detaylar için lütfen özgeçmişine bakınız.

Bir Cevap Yazın