ABD, Türkiye’yi Hedefleyen Yaptırım Listesi Hazırlığında

ABD, Türkiye’yi Hedefleyen Yaptırım Listesi Hazırlığında

 

Yazar: Benjamin Harvey, Bloomberg, 1 Ağustos 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 4 Ağustos 2018

Son dönemlerde ABD-Türkiye arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğin açık ve net bir fotoğrafı; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özel görüşme sonrası ABD Başkanı Donald Trump ile basın toplantısı öncesinde.

 

Konunun ayrıntılarını bilen iki kişinin verdikleri bilgilere göre; Birleşik Devletler, ABD vatandaşları ve diplomatik misyon çalışanlarını hapsetmesi nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan hükümetine yaptırım uygulaması durumunda hedef alacağı Türk şirket ve bireyler için bir liste hazırlamıştır.

Hapistekilerden bir tanesi olan Protestan Papaz Andrew Brunson’un serbest bırakılması için görüşmeler sürerken, ‘‘isim paketleri’’ adı verilen listenin hazırlanıyor olması, Birleşik Devletlerin bir NATO müttefikine karşı tarihte görülmemiş cezalar uygulamaya ne kadar yakın olduğunun bir göstergesidir. Meselenin hassasiyeti nedeniyle isimlerinin gizli kalmasını talep eden yetkililer, Türkiye’ye uygulanması düşünülen yaptırımlarda, Rus hükümeti ve Vladimir Putin’e yakın olan yöneticilere uygulanan yaptırım modelinin esas alındığını ifade etmişlerdir.

Görüşmelerden haberdar olan ABD’li ve Türk yetkililere göre; Birleşik Devletler bu hafta içinde Brunson’un serbest bırakılması için verdiği süreyi uzatmış yoksa yaptırımlarla yüz yüze kalınacağı yönündeki tehdidini yinelemiştir. Yaptırım listesinde yer alan şirket ve bireylerin Maliye Bakanı ve Dışişleri Bakanı tarafından onaylanması gerekmektedir.

Türkiye’ye uygulanacak olan yaptırımlar, ABD hükümetine dünyanın her yerinde yolsuzluk veya insan hakları ihlallerine bulaşmış bireyler, şirketler ve diğer kurumları hedef alma yetkisi veren, 2016 yılında çıkarılan Küresel Magnitsky Yasası[i] kapsamındadır. Yasa kapsamındaki yaptırımlar ABD’deki mal varlıklarına el koyma, seyahat yasakları ve ABD şirketleri ile iş yapmanın yasaklanmasına olanak sağlamaktadır.

Lira Batıyor

Bloomberg News tarafından olası yaptırımların bildirilmesi sonrasında, Başkan Yardımcısı Mike Pence’nin, 26 Temmuz günü Brunson olayı nedeniyle yaptırım tehditlerinde bulunduğu günden beri düşüşünü sürdüren Türk Lirasının, dolar karşısındaki değeri rekor seviyede 4,9985’e gerilemiştir. Salı günü, Türkiye’nin 10 yıllık tahvillerinin faizi rekor seviyede artarak %18,86’ya çıkmıştır[ii]. Borsa İstanbul 100 endeksinin dolar bazında kaybı da bu yıl, dünyada Venezüella’dan sonra en kötü ikinci performans olan %36’ya çıkmıştır.

Erdoğan’ın mali politikanın kontrolünü ele alacağı yönündeki tehdidi sonrasında dibe vuran Türk lirası. 15 Mayıs 2018. Grafik: ZeroHedge

Birleşik Devletler Maliye Bakanlığı sözcüsü yaptırımlarla ilgili yorum talep eden bir elektronik postaya hemen yanıt vermemiştir.

Yaptırımların kapsamı, Türk yetkililerin hâlâ Trump yönetiminin blöf yaptığına inandığı bir ortamda, açmaz için bir çıkış yolu arayan Washington ile Ankara arasındaki kopukluğun altını çizmektedir.

Türk yetkililer ile görüştüklerini söyleyen bankacılar, dışardan gelecek sermayeye bağlı bir ekonominin, finans yollarının kesilme riskine rağmen, yaptırım tehditlerinin Ankara tarafından ciddiye alınmadığını ifade etmektedir. ABD’li yetkililerin, Türkiye’nin görüşme taktiklerine gösterdikleri sabır giderek azalmaktadır.

 ‘‘Rehineler’’

Dışişleri bakanlığı çevrelerinde, Brunson ve NASA bilim adamı Serkan Gölge ve ABD Türk misyonunda görevli üç Türk çalışan dâhil diğer tutuklular ‘‘rehineler’’ olarak görülmektedir. Birleşik Devletler, onların masum olduklarını ve sadece ABD ilişkilerindeki diğer gerilimli noktalarda çıkar sağlamak maksadıyla Türkiye tarafından rehin olarak tutulduklarını ifade etmektedir.

Başarısız darbe girişimi sabahında teslim olan Türk askerlerinden geriye kalanlar. Boğaziçi Köprüsü. 16 Temmuz 2016.

İki ülke bir süreden beri, geçmişin müttefiklerini tamamen düşmanlara dönüştüren bir dizi dış politika meseleleri üzerinde anlaşmazlığı düşmüşlerdir. Bunların arasında en önemli olan ise Suriye ve İran politikaları arasındaki farklılıklar, Erdoğan’a 2016 yılında yapılan darbeye ABD tepkisi hakkında Türk tarafının şüpheleri ve Türk liderliğinin Putin ile tomurcuklanan dostluğudur.

Değerlendirmekte olan Magnitsky yaptırımları, Türkiye’nin zayıf ekonomisine yapılacak bir Birleşik Devletler saldırısının neye benzeyeceğinin ilk göstergesi olabilir. Birleşik Devletler bunun yanı sıra, İran’ın nükleer programını hedef alan yaptırımları delmedeki rolü nedeniyle bir devlet bankası olan Türkiye Halk Bankasına yüklü bir cezayı da değerlendirmektedir ve Türkiye’ye yaptırımları, 2019 yılında teslim alınması beklenen füze savunma sistemlerini Rusya’dan tedariki sonrasında başlatabilir.

 

Anlaşma Suya Düşüyor

Solda Mehmet Hakan Atilla ve Papaz Andrew Brunson. ‘‘Papaz Brunson & Atilla Takası mı?’’ başlıklı makaleden alıntıdır. 17 Nisan 2018. Sun Savunma Net

Meselenin taraflarının verdikleri ifadelere göre; geçtiğimiz hafta itibarı ile Amerikalılar, ellerinde Papaz Brunson’u eve getirecek bir anlaşma olduğunu düşünüyorlardı. Hakkındaki, başarısız darbe girişimine katılma dâhil suçlamalar nedeniyle, neredeyse iki yıldır hapiste tutulan Protestan papazın serbest bırakılması karşılığında, ABD yönetimi de Halkbank için hafif bir ceza tavsiyesinde bulunacaktı. ABD tarafı ayrıca, Birleşik Devletlerde hapiste tutulan bankanın eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın, cezasının kalan kısmını çekmek üzere Türkiye’ye göndermeyi de teklif etmişti (ÇN: İki ülke arasında suçluların iade anlaşması bulunmaktadır).

İsrail askeri mahkemesinin şartlı tahliye kararı sonrası tutuksuz yargılanmak üzere 12 Temmuz günü serbest bırakılan ve 16 Temmuz 2018 günü Türkiye’ye dönen Ebru Özkan.

Türklere son bir avanta olarak ABD Başkanı Donald Trump, Hamas’a yardım ettiği gerekçesiyle İsrail’de tutuklu bulunan Ebru Özkan[iii] isimli Türk vatandaşının serbest bırakılması için Netanyahu ile görüşecekti. Başkan Trump söylediğini yaptı ve Netanyahu’nun da onun ricasını kırmaması üzerine, Ebru Özkan serbest bırakılarak 16 Temmuz 2018 günü Türkiye’ye geri gönderildi.

Amerikalılar, Erdoğan’ın anlaşmanın kendi tarafına düşen kısmını yerine getirmesi için beklediler, Brunson serbest bırakılacak ve 18 Temmuz 2018 günü yapılan duruşmada sınır dışı edilecekti. Türk ve ABD’li yetkililere göre; Türkiye son dakikada anlaşmanın şartlarını değiştirdi ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu araya girerek, Halkbank ile ilgili bütün soruşturmaların düşürülmesini talep etti. Anlaşma paramparça oldu ve Brunson, ülkesi Amerika yerine ev hapsine gönderildi.

 

Sergei Magnitsky’nin dul eşi Natalia Zharikova, cenaze töreninde eşinin tabutu başında, Moskova-2009. Hapishanede kalp krizinden öldüğü söylenen Sergei Magnitsky, Kremlin insan hakları komisyonuna göre öldürülmeden önce dövülmüştür. Foto: Mikhail Voskresensky/Reuters.

 

Meselenin ayrıntılarını bilenlere göre; Amerikalılar görüşmeleri, Erdoğan’a yakın olan birisiyle, ayrı bir kulvardan yürütüyorlardı. Fakat Türk tarafının, ABD yaptırımlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki sonuçlarını tam olarak kavrayıp kavramadıklarını anlamakta zorluk çekmekteydiler.

Bu durum, Birleşik Devletler, sözde müttefiki olan bir ülkenin ekonomisinin dibe vurmasını riske sokmakta veya bankacılık sistemini çökertmekte isteksiz olduğundan ABD’nin kararlı bir eyleme geçmesini daha da zorlaştırmıştır. Türk şirketleri ve bankaları, dünyanın en büyüklerinden bir tanesi olan ve yaklaşık olarak günde 200 milyon dolar dış finansmana ihtiyaç duyan cari hesap açığını kapatmak için yabancı sermayeye bağımlı durumdadırlar.

İstanbul merkezli Avrupa Dış İlişkiler Konseyinin deneyimli üyesi Aslı Aydıntaşbaş’a göre; eyleme geçmesi durumunda Türkiye’ye vereceği zarar, ironik bir şekilde ABD’yi harekete geçmekte daha da kararsız yapmakta, bu da Türkiye’nin müzakere masasında pozisyonunu güçlendirmektedir.

‘‘Yirmi yıl geriye baktığımda; bu ilişkide, daha küçük ölçekte bunu defalarca gördüm’’ diyen Aydıntaşbaş sözlerini; ‘‘Gerçekten bir şey yapmanın bedeli o kadar büyük ki Türkiye psikolojik bir avantaja sahip. Sanki daha fazla güce sahipler gibi, hâlbuki durum tam tersi’’ şeklinde sürdürmektedir.

 

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. Yazının çevrilmesi ve paylaşılması, yazıda ifade ve iddia edilen görüşleri Sun Savunma Net ve çevirenin paylaştığı anlamına gelmemektedir. Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

İki Türk bakanın, Birleşik Devletlerde herhangi bir varlığı olmadığından, mal varlıklarına el koyulması hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Önemli olan ‘‘Türkiye Uluslararası Finansal Kurumlar Yasası’’ kapsamında ve Birleşik Devletler Maliye Bakanlığının Küresel Magnitsky Yasası (GLOMAG) yetkilerine dayanan, 13818 numaralı ‘‘Ciddi İnsan Hakları İhlali veya Yolsuzluğa Karışan Kişilerin Mal Varlıklarının Dondurulması’’ başlıklı Birleşik Devletler Başkanlık Emri (EO- Executive Order) bağlamında Türkiye’ye de yaptırımların yolda olmasıdır.

Bu papaz olayından sıkıldık! Papazı serbest bırakın, ‘‘Persona Non Grata’’ ilan edin ve ülkesine geri postalayın. Gerçekten kabak tadı vermeye başladı!

https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-08-01/u-s-sanctions-two-top-turkish-ministers-over-pastor-s-detention

 

[i] Küresel Magnitsky Yasası (GLOMAG): İnsan hakları savunucusu avukat Sergei Magnitsky’nin öldürülmesi sonrasında, ABD Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan, cinayetle ilgisi olan kişilerin, Amerikan topraklarına ayak basmasının yasaklanması ve ülkedeki mal varlıklarına el koyulmasını öngören yasadır. Bu yasa ABD hükümetinin, dünyanın her yerinde insan hakları ihlali veya yolsuzluklara karışan kişi, şirket ve diğer kurumları hedef almasına imkân sağlamaktadır.

[ii] Bir ülkenin tahvil faizlerindeki artış, o ülkenin daha yüksek faizle ve daha maliyetli bir şekilde borçlanacağı anlamına gelmektedir.

[iii] Hamas’a yardım suçlamasıyla gözaltına alınan Ebru Özkan yurda dönüşünde yaptığı açıklamada: ‘‘Davaya bu kadar destek verildiğini bilmiyordum. Bu anlamda tüm Türk halkına teşekkürler. Sayın Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkür ediyorum. Çok fazla ilgilendiler, alakadar oldular’’ ifadelerini kullanmıştır.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın