Akdeniz’de Kirli İttifak

Akdeniz’de Kirli İttifak

Birleşik Devletler Başkanı Donald Trump’ı ağırlayan Londra ağız değiştirmiş ve ağlayarak çok sevdiğini iddia ettiği ülkesinin başbakanlık görevinden istifa eden Theresa May; ‘‘Türkiye’nin Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine net olarak karşıyız. Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin münhasır ekonomik bölgesinde yapacağı doğal kaynak aramalarını destekliyoruz’’ açıklamasını yapmıştır.

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 1 Eylül 2019

Akdeniz’in Sürprizi

Romalılar ve onlara özenen faşist diktatör Benito Amilcare Andrea Mussoli’nin ‘‘Mare Nostrum-Bizim Deniz’’ dedikleri Akdeniz’in suları önümüzdeki günlerde oldukça ısınacak gibi görünüyor.

Medeniyetin beşiği olan Doğu Akdeniz bugüne kadar daima istikrarsızlıkla karakterize edilmiştir. Doğu Akdeniz, geçmişte üç büyük dinin, bürokrasilerin ve pazar kurumlarının beşiği olmuştur. Büyük İskender bu topraklarda dünyaya gelmiş, bölge geniş topraklara yayılan Roma İmparatorluğunun merkezi olmuştur. Yüzyıllar sonra, doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler Bizans İmparatorluğu haline gelmiş ve bu bölge İslam dininin de altın çağını yaşadığı yer olmuştur. Kıbrıs, Yunanistan, Lübnan, Suriye, İsrail, Türkiye ve Mısır, Akdeniz’e kıyıları olan bu ülkeler çekici oldukları kadar şansızdılar da.

Dünyanın gözleri bölgede birçok trajedi görmeye alışıkken, çatışmalar kadar medyanın ilgisini çekmeyen büyük bir gelişme, tarihte benzeri görülmemiş değişikliklere neden olabilir. Akdeniz’in derin suları altında bulunan petrol ve doğal gazı keşfetmek ve üretmekte kullanılan devrim niteliğindeki teknolojik gelişmeler, ticari olarak hazır olduğunda Orta Doğu ve belki de Avrupa’nın enerji haritasını değiştirebilecek hacimde hidrokarbonların bulunmasını sağlamıştır.

İllüstrasyon: Greek American News Agency

Bölgedeki Kapasite

İsrail karasuları içinde bulunan Tamar ve Leviathan doğal gaz yatakları 25 trilyon kübik feetlik tahmini rezerv kapasitesiyle dünyanın en büyük ilk 30 doğal gaz havzası arasına girmiş durumdadır ve bu havzalar Kuzey Denizinde bulunan birçok doğal gaz havzasında çok daha büyüktürler.

Birleşik Devletler Jeolojik Araştırmaları Kurumu, Doğu Akdeniz’de yer alan Levantine Havzasında 122 trilyon kübik feet doğal gazın bulunduğunu tahmin etmektedir ve bu rakam bölgeyi enerji dünyasında önemli bir oyuncu yapacaktır. Bu kaynakların çıkarılma bedeli yüksek olacaktır, bu havzada tipik bir sondaj maliyetinin kuyu başına 80-90 milyon dolar ve Avrupa’ya uzanacak olan boru hattı maliyetinin de 15-20 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Her ne kadar bu engeller bazı endişelere neden olsa da ve bazıları bu doğal gaz yataklarının belki de hiçbir zaman kullanılmayacaklarını ileri sürseler de doğal gaz rezervinin büyüklüğü ve özellikle doğal gaz havzalarının Avrupa pazarına yakın olan stratejik konumu çok önemlidir. Bu havzaların olumlu etkileri büyük bir olasılıkla çok düşük olan fiyatlar ve aşırı sert düzenlemelerin etkisine ağır basacaktır. Fiyatlar ve düzenlemeler her zaman değişmeye ve dalgalanmaya mahkûmdur, fakat havzanın büyüklüğü ve yeri asla değişmeyecektir.

Siyasi İttifaklar

Aslında bölgedeki enerji açısından kendi kendine yeterli olma beklentileri şimdiden şaşırtıcı bazı yeni siyasi ittifakları tetiklemiştir. Son zamanlarda gerçekleşen belki de en önemli ittifak, yapılan resmi açıklamaya göre ortak çıkarların farklı alanlarında üçlü bir ortaklık kurmayı ve Akdeniz ile daha geniş bir bölgede barış, istikrar, güvenlik ve refah için birlikte çalışmayı hedefleyen İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs arasında yapılan ittifaktır.

Osmanlı İmparatorluğunun Genişlemesi. Kaynak Reddit

Üçlü ittifak ülkeleri, üç ülkenin bakanlarının Kudüs kentinde 2016 yılı Aralık ayında imzaladıkları anlaşma sonrasında, hiç gecikmeksizin, muhtemelen Türkiye’yi kastederek, böyle bir ittifakın diğer ülkeleri dışlamadığı açıklamasını yapmışlardır. Bu resmi açıklamaların içi boş güzel söylemleri ile dalga geçmek kolaydır, fakat bu durumda güçlü bir ekonomik realite, doğu Akdeniz enerji patlamasında yer alan ülkeler arasında daha yakın bir ekonomik ortaklık altyapısına katkı sağlamaktadır. Günümüze kadar bir araya gelmekten ziyade bölünmeye daha eğilimli olan ülkelerin bu ittifakının nedeni, müşterek yaklaşımların paylaşılan jeolojik zenginliklerden elde edilecek kazançları azami seviyeye çıkaracak olmasıdır.

Bu ittifakın temeli; doğu Akdeniz doğal gazını İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa pazarına ulaştıracak olan Doğu Akdeniz Boru Hattıdır. Bu ittifak, üye ülkelerin geleneksel dış politikalarında önemli bir değişikliğe işaret etmektedir. Örneğin günümüze kadar Filistin ile yakın ilişkilerini muhafaza eden Yunanistan, şimdi İsrail ile yeni ve enerji merkezli bir ittifak oluşturmaktadır. İsrail’in Leviathan ve Tamar ile daha küçük olan Cypriot Aphrodite havzalarını bulması ile tetiklenen diğer potansiyel politik ve siyasi hamleler de İsrail’den Türkiye’ye olası doğal gaz ikmalini ve İsrail ile Kıbrıs doğal gazının, halen atıl durumdaki Mısır LNG (Liquefied Natural Gas- Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) tesisleri kullanılarak Avrupa’ya taşınması potansiyelini içermektedir. Mısır, kendi LNG terminalleri üzerinde Avrupa’ya ihraç etmek maksadıyla daha şimdiden İsrail doğal gazını satın alma konusunda niyet mektuplarını imzalamıştır.

Yukarıdaki harita konuyla ilgili yazılan ve ilk kez, dokuz yıl önce, 2011 yılında yayımlanan bir yazıdan alınmıştır. Yazının son cümlesinde; Yunan hidrokarbon kaynakları, uzun vadeli senaryoda Avrupa enerji bilmecesini çözecek ve Avrupa Birliği üye ülkeleri için kesintisiz bir enerji kaynağı olacaktır ifadelerine yer verilmiştir.

Boru Hattı Planı

İsrail Channel 2 televizyon kanalında 2018 yılı Kasım ayında yayınlanan bir habere göre; İsrail iki yıl süren görüşmeler sonrasında İtalya, Yunanistan ve Kıbrıs ile dünya tarihindeki en uzun doğal gaz boru hattının döşenmesi konusunda bir anlaşmaya varmıştır.

Boru hattının uzunluğu 1,242 mil (Yaklaşık 2,200 kilometre) olacak ve derinliği 1,8 ile 3 mil arasında değişecektir. Boru hattı ile İsrail kıyısı açıklarında denizden çıkarılan doğal gaz Avrupa’ya ulaştırılacaktır.

Birkaç ay içinde başlaması planlanan Doğu Akdeniz Boru Hattı Projesi ile Kıbrıs’ın yaklaşık olarak 170 kilometre güneyinden çıkarılan doğal gaz, yukarıda sunulan haritada da görüldüğü gibi Girit Adası ve Yunanistan toprakları üzerinden geçerek İtalya’nın Otranto kentine ulaşacaktır.

Proje kapsamında, halen enerji kaynakları açısından büyük oranda Rusya’ya bağımlı olan Avrupa’ya yıllık 20 milyar metre küpe kadar doğal gazın ulaştırılması beklenmektedir. Projenin tamamlanması ile Avrupa enerji kaynaklarını çeşitlendirecek ve Rusya’ya olan bağımlılığından kurtulacaktır.

Fransa da Oyuna Dâhil Oluyor

Geçtiğimiz günlerde Rum basınında yer alan haberlere göre Türkiye, Fransa’nın Total şirketi dâhil yabancı enerji şirketlerinin Kıbrıs açıklarında petrol çıkarma faaliyetlerini engellediğinden, Fransız Donanmasına ait savaş gemilerinin Mari deniz üssünü kullanmasına ve izin verilmiştir. Basında yer bulan haberlere göre Fransa ayrıca; 11 Temmuz 2011 tarihinde, aralarında donanma komutanının da olduğu 13 kişinin ölmesine neden olan büyük bir patlama ile sarsılan Evangelos Florakis Deniz Üssünü daha büyük gemilere hizmet edebilmesi maksadıyla genişletecektir.

Fransa ile Kıbrıs Rum kesimi arasında yapılan bu anlaşma her iki ülkenin savunma bakanları tarafından doğrulanmıştır. Yapılan resmi açıklamada, iki ülkenin deniz kuvvetlerinin daha geniş stratejik işbirliği kapsamında askeri kabiliyetlerinin geliştirilmesinin hedeflendiği açıklanmıştır.

İki ülke, Mari’deki Evangelos Florakis deniz üssünde, daha büyük tonajlı gemilerin yanaşabilmesi maksadıyla inşa edilecek yeni yanaşma sahasının maliyetini ortaklaşa karşılayacaktır. Basında yer alan haberlere göre deniz üssünde genişletme çalışmalarına başlanmıştır.

Anlaşma kapsamında Doğu Akdeniz’de görev yapacak Fransız savaş gemilerinin operasyon merkezi, bölgeye petrol ve doğal gaz aramak için iki adet araştırma gemisi gönderen ve Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesini ihlal ettiği iddia edilen Türkiye’nin faaliyetlerini izlemek üzere bölgede olan Charles de Gaulle uçak gemisi olacaktır.

Kıbrıs Rum kesimi Savunma Bakanı Angelidos, Fransız Savunma Bakanı Parly’i, Türk araştırma gemilerine eşlik eden savaş gemileri dâhil, Türkiye’nin Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesindeki faaliyetleri hakkında da bilgilendirmiştir.

Fransız bakan ise ülkesinin adaya güçlü destek sağlamayı sürdüreceğini yinelemiş ve uluslararası yasalar ve Kıbrıs’ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini iddia ettiği Türkiye’nin faaliyetlerini kınamıştır.

Kıbrıs Rum kesimi Enerji Bakanı Yiorgos Lakkotrypis de yaptığı açıklamada, Kıbrıs’a Avrupa Birliği ve Birleşik Devletler tarafından verilen desteğe rağmen Türkiye’nin artan provokasyonlarına gösterilecek en iyi tepkinin enerji stratejisini değiştirmeden sürdürmek olacağını ifade etmiştir.

Lakkotrypis daha önce yaptığı bir açıklamada da Türk savaş gemilerinin yaklaşması nedeniyle sondaj faaliyetlerinden vazgeçen Fransa’nın Total ve İtalya’nın ENI enerji şirketleri ile ortak bir girişim anlaşmasının da imzalanmak üzere olduğunu dile getirmiştir.

İngiltere Ne Yapıyor?

Şimdi İngiltere ve ABD Başkanı Donald Trump’a gelelim. Trump’ın ziyareti öncesinde Birleşik Krallık Parlamentosu üyelerinden Alan Duncan, Kıbrıs Münhasır Ekonomik Bölgesiyle ilgili olarak hükümranlığın ihtilaflı bir husus olduğunu açıklamıştır. Duncan tarafından yapılan bu açıklama Türk tezini desteklediğinden çok öfkelenen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nicos Anastasiades, konuyla ilgili olarak İngiliz Başbakanı Theresa May ile görüşeceğini ifade etmiştir.

Exxon’un doğal gaz bulması Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandırabilir
başlıklı 26 Şubat 2019 tarihli haberden alıntıdır. Kaynak: Oil Price

Buraya kadar adları geçen ülkelerin İsrail, Yunanistan, Mısır, Kıbrıs Rum Kesimi, İtalya ve Fransa olduğunu hatırlatalım. İngiltere, Trump ziyareti öncesinde Türk tezini desteklerken, ziyaret henüz sürerken İngiltere Başbakanı Theresa May ‘‘Türkiye’nin Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine net olarak karşıyız. Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin münhasır ekonomik bölgesinde yapacağı doğal kaynak aramalarını destekliyoruz’’ ifadeleriyle nedense ağız değiştirmiştir.

Başbakan May tarafından yapılan bu açıklama, Doğu Akdeniz’deki Türk haklarını reddeden kirli ittifaka doğal olarak Birleşik Devletler ve İngiltere’nin de katıldığının en büyük kanıtıdır.

Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkı, 2004 yılında yapılan referandumda Birleşmiş Milletler Annan Planı lehinde oy kullanmasına rağmen sürekli olarak kaybetmeye devam ediyor. Annan Planı aleyhinde oy kullanan Kıbrıs Rum kesimi ise arkasına aldığı Batılı güçlerle kazanmayı sürdürüyor.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın