Batı Asya’daki Gerçeklik!

Batı Asya’daki Gerçeklik!

Yazar: Berk Özer, Sun Savunma Net, 14 Mart 2018

Strategy Business’de yayınlanan‘ ‘Küresel Güç Kayması’’ adlı makaleden. İllüstrasyon: Otto Steininger

 

Ordumuz Afrin ’i kuşatmak üzeredir. Mayıs ayı içinde, Zeytin Dalı Harekâtının başarı ile sonuçlanacağı görülmektedir. Mayıs ayından sonra, daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi, Batı Asya’daki dostlarımızla kavuşacağımız; Münbiç’e, Fırat Nehrinin doğusuna ve Irak sınırına kadar gidecek olan harekâtlar planlanmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri sahada, başarıdan başarıya koşarken, maalesef içeride kamuoyunun kafası halâ karışıktır. Özellikle Dış İşleri Bakanının “ABD ile Münbiç ve Fırat’ın doğusu konusunda mutabık kaldık” açıklamasından sonra; Atlantik sevicilerde, bir kıpırtı hali boy gösterdi. Tabi ki söylenen her söz, ifade edilen her cümle önemlidir ancak olayları incelemeden, olguları değerlendirmeden yapılan her türlü yorum, sığ ve yanıltıcı kalmaktadır.

Dış İşleri Bakanının söylediği söz, çok net bir şekilde ABD’nin, PYD’yi Münbiç’ten çıkarmaya hazırlandığının en açık kanıtıdır. Yapılan ve yapılacak olan açıklamaları değerlendirebilmek için, Batı Asya’daki gerçeklikleri görmemiz gerekmektedir. 15 Temmuz’da Türkiye‘de yaşanan, sadece bir darbe girişimi değildi; aynı zamanda Atlantik ve Avrasya güçlerinin savaşıydı. 15 Temmuz darbe girişiminden önce, Türkiye’de paralel ihanet şebekesi ve FETÖ hâkimiyeti vardı; ABD’de ise küreselcilerin egemenliği vardı. FETÖ teröristleri, 15 Temmuz hain kalkışmasının ardından, devlet kademelerinden hızla temizlendi ve çok kısa bir süre sonra, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, Fırat Kalkanı Harekâtı’nı gerçekleştirdi. Gelinen noktada, FETÖ ile mücadele zaman zaman (özellikle iş insanları seviyesinde) sekteye uğrasa da, kararlılıkla devam etmekte ve devletimiz güçlenmektedir. ABD’de ise, 2016 yılı Kasım ayında yapılan seçimler ile birlikte ulusalcılar, küreselcilerin karşısında ciddi bir güç elde etmişlerdir. ABD içinde küreselciler, o kadar zor duruma düşmüşlerdir ki, bir önceki başkan Obama’ya televizyon dizisi yaptırarak; yumuşak güç kullanma ve Amerikan Halkını etkilemenin peşine düşmüşlerdir.


Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin, yeniden dizayn edilmesi gerektiğini ifade etmiştik. Türk Devleti, bu ilişkinin yeniden dizayn edileceğini açıkladı. Artık net olarak şu gerçekliğin adını koymanın zamanı gelmiştir: Türkiye ile ABD stratejik müttefik, ortak ya da NATO müttefiki değildir! Türkiye ile ABD, uluslararası ilişkilerin gerektirdiği şekilde, görüş alışverişlerinde bulunan iki ülkedir.

Bu, konuya sadece Türk tarafından değil, Amerikan tarafından bakıldığında da, bu şekilde olduğu görülmektedir. ABD eski başkanı Reagan’ın danışmanı “Müttefik değiliz. Washington fanteziyi bıraksın. Farklılıklar her gün derinleşiyor. Amerikan değerlerini ve çıkarlarını feda etmek yerine, Washington fantezileri bırakıp; Erdoğan’la daha gerçekçi ilişki kurmalıdır.” şeklinde açıklamalarda bulundu ve Ankara ile Washington’ın yollarını ayırması gerektiğini savundu.

Amerikan siyasetinin yeni hâkimi olan ulusalcılar, Türkiye ile hiçbir şekilde çalışmak istemediklerini belirtip; Türkiye’ye karşı mesafe koyuyorlar. Küreselci kanat ise, Türkiye ile ilişkileri devam ettirmek istiyor. Ancak 90’lı yılların sonunda İsrail Başbakanı Netanyahu’nun dış politika danışmanlığını yapan Caroline Glick’in yapmış olduğu açıklamalardaki gibi şartları var: “Büyük Ortadoğu Projesi devam etsin, Türkiye PYD’yi, Barzanistan’ı ve bölünmeyi kabul etsin, İran ile savaşsın, İsrail’in politikalarını ve güvenliğini savunsun.” Bu açıklamalardan da görüldüğü üzere Türkiye ile ABD’nin dost ve müttefik olabilmesi için, Türkiye’nin bölünmesi ve parçalanması gerekmektedir.

Çok kutuplu düzenin fiilen başladığı bu dönemde Avrasya yolculuğuna çıkan, Astana’da ve Soçi’de buluşan Türkiye, Rusya ve İran’ın bir kutup oluşturduğunu, daha önceki yazılarımızda ifade etmiştik. Türkiye, Rusya ve İran oluşturdukları kutbun içerisine Irak, Suriye, Lübnan ve Azerbaycan’ı da katarak; Batı Asya İttifakı’nı oluşturma yolunda ilerlemek istiyorlar. Bunu Cumhurbaşkanının Fırat Nehri doğusuna ve Irak’ın kuzeyine yapılacak olan operasyon açıklamalarında da bir kez daha gördük. 2030 yılında dünya resmen çok kutuplu düzene geçtiğinde, dört kutup oluşacaktır. Bu kutuplardan birisi de, Avrasyalaşma sürecini tamamlamış, sınır güvenliklerini korumuş, Yeni Asya Çağı’nı yaşayan Batı Asya İttifakı olacaktır.

Dışarıda yapılan askeri harekâtlardan dolayı içeride FETÖ ile mücadelede yaşanan bazı aksaklıkları ve en ufak Türkiye ile ABD arasındaki yakınlaşmayı bile, özellikle büyüten kesimler, aslında Türkiye’nin stratejik müttefiki olan Rusya ve İran’dan kopmasını, yeniden yüzünü Atlantik cephesine dönmesini ve yalnızlaşmasını istiyorlar. Eğer Türkiye, Avrasya’daki dostlarından vazgeçer ise yalnız kalır. Çok kutuplu, ittifaklarla büyümenin önünün açıldığı Yeni Asya Çağı’nda yalnız kalmak, bölünmek ve parçalanmak demektir. Parçalanan bir ülkeyi, kimse yönetemez.

Türkiye’nin Avrasya’da, Batı Asya İttifakı içerisinde olduğu gerçekliği ortadadır. Kimse bu saatten sonra, Türkiye ve ABD dostluğu beklemesin. Türkiye’nin ve Batı Asya ülkelerinin bölünmesini beklemesin. Türkiye’nin dostları sahada bellidir. Türk Devleti ve Türk Milleti, tercihini çoktan yapmıştır. Bu tercihin karşısında ittifak kuranları, Türkiye’nin dinamikleri kaldırmaz!

Yazar Profili

Berk Özer
Berk Özer
Yük. Müh. Berk Özer
USMER Dış Politika Sorumlusu

İzmir’de doğan Özer, Maltepe Askeri Lisesinden mezun olmuş, Kara Harp Okuluna devam etmiş ve devamında Kara Harp Okulundan ayrılmıştır. Boğaziçi Üniversitesinde İngilizce eğitimi alan Özer, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden Onur Başarı Belgesi ile mezun olmuştur.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “İleri Planlama Teknikleri” üzerine yazdığı yüksek lisans tezi ile “CB-SPT” metodunu geliştirmiş ve Endüstri Yüksek Mühendisi unvanını almıştır.

Halen Ulusal Strateji Merkezi yürütme kurulu üyesi ve USMER Dış Politika Sorumluluğu görevlerini yürüten Özer, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde eğitimini devam ettirmekte ve özel sektörde ERP Danışmanlığı yapmaktadır. Özer, Aydınlık Gazetesinde de dış politika hakkında yazılarını paylaşmaktadır.

Bir Cevap Yazın