Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu – 2016

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu – 2016

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu – 2016

İnsanlığın Çözülmesi Gereken Temel Sorunları

Derleyen: Ercan Caner,  Sun Savunma Net, 5 Aralık 2017

İnsan Gelişimi ve Üniversalizm

İnsanın gelişmesi, insanların sadece bir kısmının veya çoğunluğunun değil, bütün insanların, dünyanın her yerindeki, her bir insanın yaşamlarında, şimdi ve gelecekte özgürlüklerinin tam olarak gerçekleşmesi anlamına gelmektedir. Böylesine bir üniversalizm prensibi, insan gelişim yaklaşımına bir benzersizlik katmaktadır. Bununla birlikte üniversalizm prensibi başka, onu uygulamaya koyabilmek başka şeylerdir.

Son çeyrek yüzyıl boyunca; insanların ortalama yaşam sürelerinin uzaması, daha fazla insanın aşırı fakirlikten kurtulması ve daha az insanın yetersiz beslenme problemi ile karşı karşıya kalması gibi, insan gelişiminin birçok cephesinde, etkileyici ilerlemeler kaydedilmiştir. İnsan gelişimi, insanların yaşamlarını zenginleştirmiştir, fakat bu zenginleşme herkese aynı oranda yansımamış, daha da kötüsü bütün insanlara yaygınlaştırılması ne yazık ki mümkün olmamıştır.

2015 yılında bütün dünya liderlerinin, 2030 Ajandasının temel gündemi olan; hiçbir insanın dışarıda bırakılmaması yönünde aldıkları karar bu nedenle, şans eseri değil tamamen bir bilinçli bir seçimdir. Üniversal özlemi yansıtacak şekilde 2016 İnsan Gelişim Raporu, herkes için gelişim temasına adanmıştır.

Raporda iki esas soru ortaya çıkmaktadır: insan gelişiminde kimler dışarıda bırakılmıştır ve bu neden gerçekleşmiştir. Rapor; etnik azınlıklar, yerli halklar, mülteciler ve göçmenler gibi fakir, marjinal ve savunmasız grupların insan gelişiminin oldukça dışında bırakıldığını vurgulamaktadır. Üniversalizm için engeller arasında; mahrumiyet ve eşitsizlik, ayrımcılık ve dışlama, sosyal normlar ve değerler ile önyargı ve hoşgörüsüzlük başta gelmektedir.

Çocuk yaşta kızların evlendirilmesi ve insan kaçakçılığı kadınların yüz yüze oldukları en büyük problemlerdir.

Rapor bunun yanı sıra, birçok kadına yaşamlarını tam olarak yaşayabilmeleri için verilmesi gereken fırsat ve yetkilerin açık bir şekilde cinsiyet engeline takıldığını ortaya koymaktadır. Rapor, herkes için insan gelişimini sağlamada sadece dışarıda bırakılanların maruz kaldıkları yoksunlukların doğası ve nedenlerini tanımlamanın yeterli olmadığını ileri sürmektedir.

Üniversal insan gelişimine engel olan meseleleri ele almak maksadıyla, insan gelişimi analitik çerçevesi ve değerlendirme perspektiflerinin bazı formları öne çıkarılmalıdır. İnsan gelişiminin analitik çerçevesi ve değerlendirme perspektiflerine örnek olarak; insan hakları ve güvenliği, seslerini duyurabilme ve özerklik, kolektif kabiliyetler ve seçeneklerin birbirlerine olan karşılıklı bağımlılığı, dışarıda bırakılanların da gelişiminin sağlanması için anahtar unsurlardır.

İnsanlığın Temel Sorunları

Dünyadaki her dokuz insandan bir tanesi aç ve her üç kişiden biri yetersiz beslenmektedir. Her yıl 18 yaşın altında yaklaşık olarak 15 milyon, başka bir ifade ile her iki saniyede bir kız çocuğu evlendirilmektedir. Dünya genelinde, hava kirliliği nedeniyle her gün 18,000 insan hayatını kaybetmekte ve HIV virüsü her yıl 2 milyon insanı etkilemektedir. Bir dakika içinde yaklaşık olarak 24 insan evlerinden ayrılmak zorunda bırakılmaktadır.

Bu tür temel yoksunluklar çeşitli gruplar arasında oldukça yaygındır. Kadınlar ve kızlar, etnik azınlıklar, bir bölgenin özgün yerli halkı, engelliler ve göçmenlerin tamamı, insan gelişiminin temel boyutlarından mahrum bırakılmış durumdadırlar.

Dünyanın bütün bölgelerinde kadınların erkelere nazaran ortalama yaşam süresi daha fazladır ve birçok bölgelerde kızların okula gitme yaşı erkeklerinki ile aynıdır. Yine de bütün bölgelerde kadınlar kalıcı bir şekilde, ortalama olarak erkeklere oranla daha düşük bir İnsan Gelişim Endeks (HDI-Human Development Index) değerine sahiptirler. HDI değerleri arasındaki en büyük fark, kadınların erkeklere oranla %20 daha az bir HDI değerine sahip oldukları Güney Asya ülkelerinde görülmektedir.

Nepal’de görüldüğü gibi grup esaslı dezavantajlara da rastlanmaktadır. Yüksek Hindu sosyetesinden olan Brahman ve Chherit’ler en yüksek HDI değerine (0.538) sahiptirler, onları 0.434 ile Dalit’ler ve sonra da 0.422 ile Müslümanlar izlemektedir. En büyük eşitsizlik ise eğitim alanındadır.

AİDS ve uygun olmayan yaşam koşulları insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük problemler arasındadır.

Çeşitli gruplar arasındaki temel insan gelişme eksikliklerinin halen sürmesinin temel nedeni ayrımcılıktır. Özellikle kadınlar, fırsat eşitliği söz konusu olduğunda büyük bir ayrıma maruz kalmakta ve çalışma hayatlarında çok daha az ücret almaktadırlar. Birçok toplumda kadınlar, toprak ve mal gibi miras haklarından mahrum bırakılmaktadırlar.  Sonuç olarak, gelişmekte olan ülkelerde toprak sahibi kadınların oranı sadece %10-20 civarındadır.


Etnik azınlıklar ve bazı diğer gruplar, genellikle eğitim, iş ve kamu kurumlarındaki idari ve politik pozisyonlardan mahrum bırakılmakta, bu durum da fakirlik ve insan kaçakçılığı dâhil suça daha fazla yönelmelerine neden olmaktadır. 2012 yılında Vietnam’da yaşayan etnik azınlıkların %51’i, etnik çoğunluğun sadece %17’sini oluşturan Kinh veya Hoa halklarına göre çok boyutlu bir yoksulluk içinde hayatlarını sürdürmek zorundadırlar.

70 farklı ülkede yaşayan 370 milyondan fazla yerli halk ayrımcılığa maruz kalmakta, yasal çerçevede dışlanmakta, kendi dillerinde eğitimden yoksun kalmakta ve toprak, su, ormanın yanı sıra fikri mülkiyet haklarından da mahrum bırakılmaktadırlar.

Çocuklar her zaman olumsuz şartlardan en fazla etkilenenler olmuşlardır

Herhangi bir sakatlığı olan insan sayısı bir milyardan fazladır ve bu insanlar birçok toplumda en fazla dışlananlar arasındadırlar. Aşağılanan ve ayrımcılık uygulanan bu insanların fiziksel ve sanal ortamlara girmeleri de engellenmektedir.

Günümüzde 244 milyon insan ana vatanları dışında yaşamaktadır. Bu sayının çoğunluğunu yaşam standartlarını geliştirmek ve geride bıraktıkları evlerine para göndermek isteyen ekonomik mülteciler oluşturmaktadır. Fakat birçok göçmen, özellikle de evlerinden ayrılmak zorunda kalan 65 milyon insan, iş, gelir ile acil insani yardımlar hariç, sağlık ve sosyal hizmetlerinden mahrum bir şekilde yaşamaktadırlar. Bu insanlar göç etmek zorunda kaldıkları ülkelerde genellikle aşağılanma, düşmanlık ve şiddete maruz kalmaktadırlar.

İnsanların maruz kaldıkları yoksunluklar da dinamik ve değişkendirler. Düşük insan gelişme eşiğini aşmak, insanların gelecekte karşılaşabilecekleri tehditlerden korunmasını garanti altına almamaktadır. İnsanların, geçmişe nazaran daha fazla seçenekleri olduğu yerlerde dahi bu seçeneklerin güvenliğine yönelik tehditler olabilir.

Salgın hastalıklar, iklim değişikliği ve doğal felaketler fakirlikten kurtulanların ilerlemelerinin altını süratle oyabilir. Bunun yanı sıra yeni yoksunluklara da neden olabilirler. Dünyanın her yerinde milyonlarca insan iklim değişikliğinden kaynaklanan doğal felaketler, kuraklıklar ve bunlardan kaynaklanan yiyecek kıtlığı ile yüz yüze kalmış durumdadır.

Uyuşturucu kaçakçılığı, iklim değişikliği ve kuraklık insanlığı gelişimi önündeki engellerden bazılarıdır.

Mevcut neslin karşı karşıya olduğu yoksunluklar yeni nesillere de aktarılabilir. Ebeveynlerin eğitim seviyesi, sağlık durumları ve gelirleri çocuklarına sağlayabilecekleri fırsatları önemli ölçüde olumsuz olarak etkileyebilir.

Sonuç Yerine

İnsan gelişiminde, herkese ulaşacak şekilde ilerlemelerin kaydedilebilmesi için anlamlı ve çok iyi tasarlanmış politikaların uygulanması gerekmektedir. Bu maksatla; üniversal politikaların belirlenmesi, hedeflerin çok iyi bir şekilde ortaya koyulması ve özellikle belirli ihtiyaçları olan grupların, günümüze kadar elde edilen kazanımlarının korunması ve geriye doğru gitmesi engellenmelidir.

İnsanlığın gelişimi için gereken ulusal politika ve hedeflerin belirlenmesinde ve bu yönde yürütülen çabaların değerlendirilmesinde, özellikle marjinal ve savunmasız insanların katkıları çok önemlidir. Bunu gerçekleştirmek maksadıyla, kanıta dayalı politika belirlemede veri kullanımının kalitesi geliştirilmeli ve şeffaflık, hesap verilebilirlik ve değerlendirmede kullanılan sistemler güçlendirilmelidir.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın