Çocuklara, Minik Bedenlere Kıymayın…

Çocuklara, Minik Bedenlere Kıymayın…

Çocuk umuttur, sevgidir, ülkenin geleceğidir.

Yazar: Fatih Bengi, Sun Savunma Net, 20 Şubat 2018

Dünyaya gelişleriyle, ailenin neşe ve sevinç kaynağı olan, masum ve günahsız varlıklardır çocuklar. Onlar her zaman sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyan, sevgileri hiçbir şeye değişilmeyen yuvalarımızın neşe kaynağıdırlar.

Onlar, hani dünyaya geleceği haberini aldığımızda sevinçten havalara uçtuğumuz, ana rahmine düştükleri ilk andan itibaren gelecekleri için hayaller kurduğumuz, bir çoğumuzun hayatlarımıza girmeleri öncesindeki katı yüreklerini gelişleriyle pamuk haline dönüştüren, kucaklarımıza verildikleri andan itibaren, hazzı anlatılmaz bir mutluluk duyduğumuz gül kokulu çocuklarımızdır onlar. 

Fiziksel ve cinsel şiddet, duygusal istismar ve ihmal ile çocuklara yönelik kötü muamele ülkemizde giderek çığ gibi büyüyor. Çocukların tüm hayalleri, umutları küçücük yaşlarında sönüp gidiyor.

İşin en kötüsü de bu kara lekenin; iyi kariyerleri, iyi yaşantıları, iyi elbiseleri olan yirmi birinci yüzyılın cahil, zalim ve vicdansız karanlık dünyaları olan insanlara ait olmasıdır.

Böyle bir konuyu yazmak bile utanç verici aslında, insanın insana yaptığı kötülüğü şu hayatta başka bir canlı yapar mı? Merak ediyorum. Bu duyguları insani duyguları olanlar yaşıyor, insanlıktan çıkmış olanları anlatabilecek kelime dahi bulamıyorum.

Dünya toplumlarının birçoğunda olduğu gibi bizim çocuklarımızın da dertleri o kadar çok ki boylarından büyük. Çocuk işçiliği, sokak çocukları, göçmen çocuklar, engelli çocuklar, kayıp çocuklar, çocuk istismarı.

Birinin tek hayali büyük adam olmak ama babası ona hiç sormadan ve küçücük yaşta bir tamirci çırağı yapıyor, diğerinin tek hayali ise başarılı bir sanatçı olmak, ailesi onu baskı ve şiddet göstererek evden kaçmak zorunda bırakıyor, bir başkasının da tek hayali bir insan olmak; engeli olduğu için toplum tarafından engelleniyor, birinin tek hayali ise sevgi dolu bir yaşam sürmek ama onun da sevgi dolu küçücük kalbi, aile meclisi tarafından yerinden sökülüp, bir kocaya satılıyor.

Başlık parası, berdel, kuma gibi çağ dışı örf ve adetler yüzyıllar geçse de devam ediyor. Zorla evlendirilen küçücük bir kızın düğününde, o masum odasında başına gelecekleri düşünüp tir tir titrerken, bir çoklarımız da o anlarda normal yaşantımızı sürdürüyor ve gülüp eğleniyoruz. 

Adına ister medenileşme ister ilerleme ister bilgi çağı ister uzay çağı deyin; ama çocukların acısına artık göz yummayın. Onlar kırsalda, varoşta, kentte, köyde, her yerde aramızdalar.

Çocuğa yapılan şiddet ve istismara karşı durmak hepimizin görevidir. Çocuklarını döven ebeveynler, öğretmenler, ucuz emek olduğu için çocukları çalıştıran iş veren, onları çalışmak zorunda bırakan sosyallikten uzak devlet, herkes suçludur. Çocuk yaşta, töre saçmalığı adı altında evlenmeye zorlanan, koca koca adamlara satılan çocuk kadınlar ve yine bu insanları ciddi bir bilimsel çalışma ile eğitmeyen, cezai yaptırımlar uygulamayan devlet. Listeyi daha da uzatabiliriz.

En acısı; düşünmekten bile korktuğum, şu an, hatta şu saniye bile istismara uğrayan öldürülen çocuklar, bir acı gerçek de ülkemizde istismara uğrayan, şiddet gören çocukların adalet tarafından korunmamasıdır.

Adli kurumlarda, cehalet katranına bulanmış insancıkların, çocuklara bilimsellikten uzak yaklaşımları, sorulmaması gereken sorulara cevap aramaları ve uygulamaları ile, yaşadıkları acıyı kat be kat çoğaltan görevlilere ve bu insanları oraya atayan zihniyetlere ne demeli? Yazacak ne çok şey var bu konuyla ilgili.


Söz konusu çocuksa; o çocuğun kimden doğduğu, babasının kim olduğu önemli değildir. Çocuklar hepimizin çocuğudur. Onların üzerindeki pis elleri ve nefesleri çekmek herkesin görevidir. Devletin görevi de bu insanlara layık olduğu cezaları vermek, şartlı tahliye ve af hakkından mahrum bırakarak en ağır cezalarla hapishaneye atmak, bir şekilde cezaları bittiğinde bu kişileri dışarıda gözetim altında tutmaktır. Devletin tüm imkanlarını daha çok seferber etmesi, bu konuda ciddi eğitim çalışmaları yapması, cezaları artırması, töre kılıfıyla çocuk satışlarının, evliliklerinin büyük bir insanlık suçu ve çocuk istismarı olduğunu kabul etmesi ve ettirmesi gerekmektedir.

Eğer birisine söylersen!

İnsan hakları ve demokrasi hepimizin savunduğu değerlerdir. Ama söz konusu çocuk cinayeti ve istismar ise; yapan kişinin hakkı hukuku ise, bu hak ve hukuk taciz edilen veya öldürülen çocuk ya da çocukların üstünde olmamalıdır.

Hangi dine, hangi ahlaka, hangi felsefeye, hangi kaba sığar küçük bir kızın dünyasının zindana çevrilmesi? Yaşarken ruhu öldürülen birisi için ölüm bile anlamsız olur.

Oysa bir çocuk doğabilir ve dünyayı değiştirebilir, peki kıydığımız çocukların kaderini artık kimler değiştirecek.

Sosyal sorumluluk bilinci ve vicdan sahibi olan, kendisini medeni gören ve belli imkanlara sahip olan tüm insanların, bu konuyu bir ulusal gündem haline getirmesi ve toplumsal zihniyet dönüşümünün başlaması için elinden geleni yapması, kaçınılmaması gereken bir insanlık ve yurttaşlık görevidir.

Çocuğunu herkesten önce anne korur, korumalıdır da. Öncelikle anneleri ve içinde biraz insanlık kalmış herkesi   bu konuda duyarlı olmaya ve tepki göstermeye davet ediyorum…

Kıymayın artık çocuklarımıza, içimiz yanıyor!

Yazar Profili

Fatih Bengi
Fatih Bengi
1985 yılında Kara Havacılık Okulunda pilotaj eğitimini tamamlayarak pilot olan Bengi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde Takım, Bölük, Tabur ve Alay komutanlıkları görevlerini yürütmüştür. 2009 yılında Yüksek Askeri şura kararları ile Tuğgeneral rütbesine terfi ettirilen Bengi, 2013 yılında Kara Havacılık Okul Komutanlığı görevinden ‘‘Kadrosuzluk’’ nedeniyle emekli olmuştur.

Bir Cevap Yazın