Dalai Lama’nın Sonu mu Geldi?

Dalai Lama’nın Sonu mu Geldi?

 

Yazar: Scotty Hendricks, BIG THINK, 1 Aralık 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 5 Aralık 2018

 

Dünyanın en ünlü Budist’i olan son Dalai Lama 83 yaşındadır. Ve bir sonraki ruhani liderin reenkarnasyonu hakkındaki sorular gündemi oldukça meşgul etmektedir. Fakat Tibetli Rahiplerin katılacağı Hindistan’da yapılması planlanan toplantı, onun bir daha dünyaya gelmemesine karar vererek, gelecekteki pozisyonunu ve Tibet Budizm’ini sonsuza kadar değiştirebilir.

Dalai Lama, Tibet Budizm’inin ruhani lideri olmasının yanı sıra Tibet devletinin de tarihsel lideridir. Dalai engin deniz, Lama da bilge anlamına gelmektedir.  Birçokları tarafından, 1950 yılında Çin tarafından işgal edildiği ve zalim bir askeri işgal altında olduğu görüşü savunulan Tibet’teki hassas durum göz önüne alındığında, bir sonraki Dalai Lama’nın kim olacağı ve bunun nasıl belirleneceği Tibet halkı, Çin yönetimi ve dünyanın her yerindeki Tibetli Budistler açısından inanılmaz ölçüde önemlidir.

Çin yönetimi tarafından sahne, aslında hiç hoşlanmadığı ve onun nüfuzunu zayıflatmak için elinden gelen her şeyi yaptığı mevcut Dalai Lama’nın ölümü sonrasındaki meşruiyet krizi için hazırlanmış durumdadır. İki yıl önce ziyaretine izin vermeleri sonrasında Moğolistan’ı abluka altına almıştır. Tibet’te fotoğrafının kullanılması yasaklanmış ve Dalai Lama Çin tarafından ‘‘Keşiş Kılığındaki Kurt’’ olarak tanımlanmıştır.

Tarihte en büyük problem, 1995 yılında Tibet Budizm’indeki ikinci en büyük Lama olan Panchen Lama’nın Dalai Lama tarafından belirlenmesi sonrasında, altı yaşındaki tutukladığı mahkûmu değiştirmek Çin yönetiminin kendi Panchen Lama’sını ilan etmesiyle yaşanmıştır. Panchen Lama bir sonraki Dalai Lama’nın seçilmesine yardım ettiğinden, birisini kontrol etmek neredeyse diğerini de kontrol altında tutmanın garantisi olarak görülmektedir.

Çin yönetimi her hâlükârda bir sonraki Dalai Lama’yı seçme hakkına sahip olduğunu ilan etmiş durumdadır ve bütün üst düzey Lama’ların yeniden dünyaya gelme iznine sahip oldukları yönde ısrar etmektedir. Çin yönetiminin kendi Lama’sını seçmesine ve Tibetliler tarafından seçilenin ise gerekli dokümanları doldurmadığı için sahte olduğunu ilan etmesine kesin gözüyle bakılmaktadır. Çin yönetiminin bu yaklaşımı tarihte de görülmüş ve Qing Hanedanı 1700’lü yıllarda bir sonraki Dalai Lama’nın seçilme sürecine müdahil olmuştur.

Tibet halkı ve sürgündeki Tibet Hükümeti açısından Dalai Lama’nın önemi dikkate alındığında, bir sonraki Dalai Lama’nın bir kukla olmadığı ve teolojik açıdan doyurucu bir yöntemle seçilmesini sağlamaya yönelik adımlar atması anlaşılabilir bir durumdur.

Tenzin Gyatso bilindiği gibi 14’üncü Dalai Lama’dır. Gyatso, 700 yıl gerilere kadar giden ruhani lider zincirinin bir üyesidir. Her Dalai Lama, Tibet halkına hizmet etmek üzere Budist bir merhamet azizi olan Avalokiteśvara’nın sürekli olarak yeniden dünyaya gelen yaşayan vücut bulmuş hali olarak sürdürülmektedir. Aydınlanmış bir ruh olarak yeniden dünyaya gelmelerine gerek yoktur, fakat onlar insanoğlunun çektiği acıları azaltmak maksadıyla bunu yapmayı seçmektedirler. Bu tür varlıklar ‘‘Bodhisattva’’ olarak adlandırılırlar. Bodhisattva, Budizm inanışına göre diğer insanlara yardım etmek için kendi aydınlanmasını erteleyen kişi anlamına gelmektedir. Bodhisattvalar Budizm inanışının birçok kolunda yüksek oranda saygı gösterilen kişilerdir.

Bir sonraki Dalai Lama’nın nasıl bulunacağı hakkında temel ayrıntılar çok iyi bilinmektedir. Ölümünden sonra üst düzeydeki rahipler, papazlar ve Panchen Lama, bir seri mistik ayin ve meditasyon için bir araya gelirler. Bu faaliyetler genellikle Tibet’te bulunan kutsal yerlerde yapılır. Bu faaliyetlerden edindikleri; nerelere bakılacağı hakkındaki bilgiler ve kutsal yerlerin onlara verdikleri ipuçlarını kullanarak Dalai Lama’nın yeniden dünyaya geldiği bedeni arama işine başlarlar.

Yeni Dalai Lama’yı bulduklarını düşündüklerinde, kutsal rahipler çocuğu bir dizi teste tabi tutarlar. Bu testlerin arasında bir önceki yaşamında Dalai Lama’ya ait olan kişisel eşyaların çocuk tarafından doğru belirlenmesi de vardır. Üst düzey rahipler Buda’nın yaşadığı ruhu bulduklarına inandıklarında, çocuk kısa bir süre içinde yeni Dalai Lama olarak tahta çıkarılır.

Bodhisattva’ların yeniden dünyaya gelmiş ruhu olarak Dalai Lama’ların kendi reenkarnasyonlarının ayrıntıları üzerinde bazı kontrol yetkilerine sahip oldukları kabul edilmektedir. Dalai Lama, bir çocuk olarak yeni bir bedende yeniden dünyaya gelmektense, yaşamakta olan bir insanın bedenini de seçebilir. Tenzin Gyatso da geçmişte, bir kadın olarak yeniden dünyaya gelebileceğini söylemiş ve eğer gelecek sefer olacak ise muhtemelen Hindistan taraflarında yeniden dünyaya geleceği sözünü vermiştir.

Rahiplerin göz önünde bulundurmaları gereken bir husus da Tibet’teki kutsal yerlere sınırsız giriş mümkün olmayacağından, bir sonraki Dalai Lama’yı bulma ayinlerini değiştirmeye gerek olup olmadığıdır. Dalai Lama’nın dünyaya yeniden geldiği bir sonraki bedeni başarıyla bulmak işinde, Panchen Lama ve Tibet’te bulunan belirli kutsal yerlere olan ihtiyacı ortadan kaldırmak için mistik ayinleri değiştirme kararı alabilirler.

Bununla birlikte çok daha radikal seçeneklere de açıktırlar. Ortalıkta dolaşan bir öneride, Dalai Lama’nın yeniden dünyaya geldiği bedeni bulma işinin kaldırılarak, birinin atanma yoluyla yeni Dalai Lama olarak belirlenme sistemi konuşulmaktadır. Dalai Lama’nın bizzat kendisi de Nikkei ile yaptığı bir röportajda; ‘‘Yaşlı, gerçekten sevilen ve saygı duyulan birisi Dalai Lama olarak seçilebilir. Önünde sonunda bu uygulamaya geçmek zorundayız’’ sözleriyle bu fikri desteklemiştir.

Ayrıca BBC’ye verdiği bir demeçte de kurumun artık eskidiğini ifade ederek, bir daha asla geri gelmeyebileceğini de dile getirmiştir.

Bir sonrakinde, kendisini itibarsızlaştıracak biraz aptal bir Dalai Lama’nın gelmeyeceği yönünde hiçbir garanti yok. Bu çok üzücü bir şey olurdu. Bu nedenle; asırlardır devam etmekte olan bu eski geleneğin oldukça popüler olan bir Dalai Lama döneminde sona ermesi çok daha iyidir.

Eğer yeniden gelmeyi seçerse, yeni Dalai Lama’nın daha işin başında uğraşması gereken birçok mesele bulunmaktadır. Yeni Dalai Lama kendisi olacak ise bu problemlerle başa çıkmak için neleri nasıl yapması gerektiği sorusuna cevap şimdi bulunmalıdır. Yukarıda ifade edilen fikirlerin birkaçı hoş olsalar da bunlar Tibet Budizm’inin ruhani bağımsızlığını sürdürebilecek yegâne şeyler olabilir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir, orijinal metne aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

Tibet, Çin Halk Cumhuriyetinin güneybatısında yer alan, Uygur Özerk Bölgesinden sonra en büyük yüz ölçümüne sahip özerk bir bölgedir. Bölgenin kuzeyinde Doğu Türkistan ve Qing Hai, doğu ve güneydoğusunda Yun Nan ve Si Chuan, güneyinde ise Myanmar, Burma, Bhutan, Hindistan ve Nepal bulunmaktadır. Kuzey kesiminin yüksekliği ortalama 4000 metre olan, güney kesiminde de Everestin yer aldığı Tibet Dünyanın Çatısı’’ olarak anılmaktadır.

Çin, 24 Ekim 1950 tarihinde ulusal savunmasını güçlendirme bahanesiyle Tibet’i işgal etmiştir. İşgal sırasında direnişle karşılaşmayan Komünist Mao, Tibet yönetimine dokunmamış, ancak ibadethaneleri yıkarak Budist rahipleri tutuklamıştır. Çin, Tibete 1951 yılında özerlik statüsü vermiş ancak bu durum Çin’in bölgeye müdahalesinin sistematik bir biçimde artmasına engel olamamıştır. Tibetin dini ve siyasi lideri Dalai Lama 1959 yılında Çin Halk Cumhuriyetine karşı bir ayaklanma başlatmıştır. Olaylara müdahale eden Çin askerleri binlerce Tibetliyi öldürmüş ve Dalai Lama’yı Hindistan’a sürgüne gönderilmiştir.

 

Çin Halk Cumhuriyeti, antik çağlardan beri ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğunu iddia ederek Doğu Türkistan’ı da 1949 yılında, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) desteğiyle illegal olarak işgal etmiştir. 1955 yılında Doğu Türkistan’ın adı; yeni bölge anlamına gelen ‘‘Xin Jiang’’ olarak değiştirilmiştir.

Çin Halk Cumhuriyetinin gerçek sınırları dış güçlerin ülkeye saldırısına engel olmak için inşa edilen Çin Seddi’dir ve bu büyük duvar Doğu Türkistan topraklarından çok uzaktadır.

Çin, Doğu Türkistan’da sistematik olarak Uygurlara ve diğer Türk topluluklara ayrımcılık uygulamakta ve insan haklarını ihlal etmektedir. Uygur Türkleri, Çin onların temel haklarını ve kendi kaderlerini kendilerinin belirleme haklarını ihlal etmeye devam ettiği sürece bağımsızlık ve özgürlük için mücadele etmeyi sürdürmeye kararlıdır.

Sun Savunma Net sitesinde 19 Haziran 2018 tarihli ‘‘Türkiye Uygur Türklerinin Ayrılıkçı Doğu Türkistan Hareketini Destekliyor mu?’’ başlıklı yazıyı okumanızı öneririm.

https://bigthink.com/culture-religion/dalai-lama-reincarnation?rebelltitem=1#rebelltitem1

 

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın