Gökyüzünde Amansız Dron Savaşları

Gökyüzünde Amansız Dron Savaşları

 

Yazar: Emma Woollacott, BBC, 12 Ekim 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 7 Aralık 2018

 

New Orleans emniyet kuvvetlerinden bir polis, dron yakalama
silahını ateşlerken. Foto: OPENWORKS ENGINEERING

 

Dronlar ve insansız hava araçları (İHA) faydalı faaliyetlerde kullanılmalarının yanı sıra, bugüne kadar saldırı silahı, mahkûmlara uyuşturucu ve cep telefonu taşıma, insanları gizlice gözetleme maksatlarıyla da kullanılmış ve birçok kez hava kazalarına neden olmalarına ramak kalmıştır. İHA ve dronlara karşı savaş yöntemleri acaba neler olabilir?

Bu yaz yaşanan bir olayda, tam dolu Airbus A321 modeli bir yolcu uçağı, 15,500 feet irtifada bir dronla karşı karşıya gelmiş ve büyük bir felaketten sadece 30 metre mesafeyle kurtulmuştur.

Bu türden çarpışma ihtimali olayların sayısı, son üç yılda üç kat artmış durumdadır ve sadece Birleşik Krallık hava sahasında, geçtiğimiz yıl rapor edilen olay sayısı 92 rakamına ulaşmıştır. Düzinelerce olay, ciddi çarpışma ihtimali olarak rapor edilmiştir.

Birleşik Krallık Sivil Havacılık otoritesinden bir sözcü yaptığı açıklamada; son yıllarda rapor edilen olay sayısında büyük bir artış yaşandığını ifade etmiştir. Birleşik Krallık Sivil Havacılık sözcüsü yaptığı açıklamada; rapor edilen dron çarpışma riski olaylarının birçoğunun havaalanlarından uzak bölgelerde yaşandığını, fakat bazılarının çok yakın bölgelerde ve özellikle Londra’da görüldüğünü açıklamıştır.

Dronlar bunun yanı sıra Suriye ve Irak’ta sözde İslami Devlet tarafından bir saldırı silahı olarak da kullanılmaktadır. Meydana gelen bir olayda, üzerlerinde el bombası taşıyan az sayıdaki dron bir Rus cephaneliğini tamamen yok etmiştir.

Suçlular ve işbirlikçi ortakları dronları Birleşik Krallık cezaevlerindeki mahkûmlara uyuşturucu ve cep telefonu taşıma maksatlı olarak da kullanmaktadırlar.

Peki, dronları uçmamaları gereken yerlerden uzak tutmak için neler yapılabilir?

Droptec, OpenWorks Engineering ve DroneDefence dâhil birkaç firma, şüpheli dronları yakalamak üzere bir ağ atan,  elde taşınabilen veya omuzdan atılabilen silahlar geliştirmiştir.

Elde taşınabilen ve omuzdan ateşlenebilen dronsavarlar günümüze kadar, yaptıkları dış gezilerde devlet başkanları ve uluslararası toplantılara katılan diğer üst düzey personelin korunmasında kullanılmıştır. Örneğin, Droptec firması tarafından geliştirilen sistem bu yılın başlarında İsviçre’ye yaptığı ziyaret esnasında Birleşik Devletler Başkanı Donald Trump’ı korumak maksadıyla kullanılmıştır. OpenWorks Engineering firması da yasaklanmış sahalarda uçan dronları tespit eden, izleyen ve yakalayan sabit monteli otomatik bir dronsavar geliştirmeyi başarmıştır.

Başka güvenlik firmaları ise ağ kullanılan yakalama sistemlerini insansız hava araçları üzerine yerleştirerek şüpheli dronları havada etkisiz hale getirmeyi başarmışlardır. Bu tür bir sistem, bu yıl Şubat ayında Güney Kore’de yapılan Kış Olimpiyatlarında kullanılmak üzere gönderilmiştir. Tokyo güvenlik güçleri, şüpheli dronları havada ağla yakalayarak etkisiz hale getiren dronsavarları son üç yıldır kullanmaktadır.

Fakat ağla dron yakalama silahları diğer tespit teknolojileriyle birlikte kullanıldıklarında çok daha etkili olmaktadırlar. Geçtiğimiz yaz başlarında Southend Havaalanı, Birleşik Krallık Metis Aerospace firması tarafından geliştirilen,  şüpheli ve yetkisiz dronları belirlemek maksadıyla, radyo frekans tespit ve optik sensörler kullanan Skyperion adlı bir dron tespit sistemini denemiştir.

ağ tarafından yakalanarak yere indirilen bir dron

 

Southend Havaalanı hava trafik hizmetleri başkanı Damon Knight, yapılan denemelerin başarılı olduğunu ve üretici firmanın wi-fi kullanımın çok yaygın olduğu havaalanı ortamında, şüpheli dronlar tarafından kullanılan wi-fi sinyallerini araştırma konusunda birçok deneyimler kazandığını ifade etmiştir.

Başka bir ifadeyle; cep telefonları ve geniş bant yönlendiricilerin oldukça fazla olduğu havaalanı gibi bir ortamda, şüpheli bir drondan ve onu kontrol eden sistemden gelen belirli bir wi-fi sinyalinin tanımlanması hiç kolay bir iş değildir.

Metis Aerospace firması başkanı Tony Burnell yaptığı açıklamada; insanların özel hayatlarının gizliliğini korumak ve futbol stadyumları, sportif alanlar ve konserler gibi insanların kalabalık oldukları yerlerde illegal ve baş belası dronları engellemek için çalıştıklarını ifade etmektedir.

İngiltere’ye ait Guernsey adasında bulunan kadın, erkek ve çocuk mahkûmların bulunduğu 131 kişi kapasiteli Les Nicolles Cezaevi, geçtiğimiz yıl, ‘‘Drone Defence’’ ve ‘‘Eclipse Digital Solutions’’ teknoloji firmaları tarafından geliştirilen SkyFence adlı bir sistemi hapishane çevresine yerleştirmiştir.

Hapishanenin etrafına yerleştirilen sensörler, yaklaşan bütün dronları tespit edebilme imkân ve kabiliyetine sahiptir. Davetsiz bir misafir tehdidi tespit edildiğinde, SkyFence sistemi, dronun telsiz yayınlarını bastıran bir sinyal gönderen çoklu telsiz sinyalleri yayınlamaktadır.

SkyFence tarafından gönderilen çoklu sinyaller, dron ile kullanıcı arasındaki bağlantıyı keserek dronun daha fazla ilerlemesine engel olmaktadır. Ve birçok dronun, operatör sinyalinin kaybolması durumunda kontrol edilebildikleri son noktaya dönmek üzere programlanması, emniyet kuvvetlerine dronu izleme ve kullanıcısını yakalama şansı sağlamaktadır.

 

Fakat bütün dron tespit ve etkisiz hale getirme sistemlerindeki en büyük problem; kullanıcıların yüksek seviyede teknik yeterliliğe sahip olmalarını gerektirmeleridir. Silahlı kuvvetler dışında bu ne yazık ki her zaman mümkün olmamaktadır.

Dronların tespit edilmesi, bünyelerinde bu maksatla bu sistemleri çok iyi bilen uzman istihdam edebilecek mali kaynakları olmayan birçok kurum, organizasyon ve tesis için büyük bir gereksinmedir. Herkes bünyesinde bu alanda uzman personel istihdam etmek yerine çok daha az maliyetli olan, yüksek derecede tespit ve düşük seviyede hatalı alarm imkân ve kabiliyetinde olan otomatik tespit sistemlerini tercih etmektedir.

Bu problem, dronsavarların yapay zekâ kullanılarak eğitilmesi suretiyle çözülebilir. Yapay zekâ, bilgisayarların tıpkı insanlar gibi yapacakları iş hakkında eğitilmesidir.

Oldukça çekici bir düşünce olarak görülse de en azından Birleşik Krallık hava sahasında, sivil organizasyonlar baş belası dronları vurarak düşürme yetkisine henüz sahip değildirler. Vurularak yere düşen bir dronun bir insanı yaralama tehlikesinin yanı sıra çözülmesi gereken daha birçok yasal problemler de mevcuttur.

Endüstri, kendi adına üzerine düşenleri yapmaktadır. Örnek vermek gerekirse; birçok dron üreticisi firma, ürettikleri sistemlere Küresel Konumlama Sistemi (GPS) ve wi-fi veya Bluetooth gibi Lokal Telsiz Frekans Tanımlayıcı kombinasyonunu kullanarak uçulması yasak olan bölgeleri tanımlama ve bu bölgelerden uzak durma imkan ve kabiliyeti kazandıran özellikler kazandırmaktadır.

Bu arada daha büyük dron kullanıcılarının da ABD, İngiltere ve bazı diğer ülkelerde kayıt yaptırmaları zorunludur. Fakat bütün bu tedbirlerin baypas edilmesi oldukça kolaydır.

Dünyanın her yerinde yönetimler, dronsavar sistemlerinin daha yaygın bir şekilde, sadece cezaevleri ve havaalanlarına değil, ihtiyaç duyulan her yere yerleştirilmesini düşünmektedirler. Stadyumlar, açık hava konserleri ve büyük halk kitlelerinin çeşitli maksatlarla toplandıkları yerler de dronsavar kullanımının planlandığı yerler arasındadır.

Serseri, başıboş ve tehlikeli dronlarla mücadele vakti geldi de çoktan geçti bile…

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir, orijinal metne aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

Birleşik Devletlerin, dronlarla savaşmak maksadıyla geliştirmeye çalıştığı araştırmalar gizli olarak yürütülmektedir. Fakat ABD ordusu tarafından açılan ihaleler ve bütçe dokümanları bu alanda yürütülen çalışmalar hakkında ipuçları vermektedir. ABD ordusu dronsavar olarak makineli tüfekler ile elektronik karıştırma cihazları ve yüksek enerjili lazer silahları dâhil son teknoloji ürünü sistemler kullanmaktadır.

Hava El Yapımı Patlayıcı Düzeneklerinin (HEYPD) muharebe sahasında kullanılması, tanklar ve atom bombasının ilk kullanıldığı andaki gibi devrim niteliğinde bir olaydır. Hava el yapımı patlayıcı düzenekleri, muharebe sahasında oyunun kurallarını tamamen değiştirme imkan ve kabiliyetinde olan saldırı sistemleridir.

Türkiye de dâhil birkaç ülke silahlı insansız hava araçlarını muharebe sahasında kullanma imkan ve kabiliyetindedir. Fakat teknolojideki gelişmeler terör örgütlerinin de aradaki boşluğu kapatarak silahlı dron kullanmalarına imkân sağlamıştır.

Boyut ve ağırlıkları oldukça büyük farklılıklar gösteren silahlı insansız hava araçları ve dronlar, silahlı kuvvetler ve emniyet güçleri açısından büyük problemler yaratacak bir potansiyele sahiptirler. Çok küçük bir dron dahi askeri birlikler ve/veya masum sivil halk için büyük bir tehlikedir. Çok sayıda İHA ve dron olması, bunlara karşı koyma yöntemlerini de zorlaştırmaktadır. Dron tehlikesinin boyutunu daha iyi anlayabilmek için seyircilerle dolu olan bir futbol stadyumuna HEYPD ile düzenlenen kimyasal bir saldırı ve sonrasında yaşanacakların göz önüne getirilmesi yeterlidir.

Hava el yapımı patlayıcı düzeneklerinin imha edilmesinde ‘‘İmha Zinciri’’ adı verilen bir sistemler bütünü kullanılmalıdır. İHA ve dronların imha edilmesindeki ilk adım tespit edilmeleridir. Bir sonraki aşama; izleme ve düşman olarak tanımlanmalarıdır ve son aşama da uygun bir silah kullanılarak imha edilmeleridir.

ABD ordusu ihaleleri ve bütçe dokümanları, ilk adım olan tespit işleminin gerçekleştirilmesi maksadıyla kaynak ve zaman tahsis edilen çeşitli sistemler hakkında ipuçları vermektedir. Radarlar İHA ve dronları tespit edebilme imkan ve kabiliyetine sahiptirler, fakat küçük olanların kuşlardan ayırt edilmesi oldukça zordur. Bu nedenle İHA ve dron tespitinde kullanılması düşünülen radarlar çok iyi kalibre edilmek veya diğer tespit sistemler ile entegre edilerek kullanılmak zorundadırlar. Bir yüklenici firma, İHA ve dronları tespit edebilmek maksadıyla; radar, kameralar ve sensörleri entegre olarak kullanan bir sistem geliştirmiştir.

 

DroneShield firması ise insanların kişisel hayatlarını gökyüzündeki kameralara karşı koruyan bir cihaz geliştirmiş, askeri yetkililer ve emniyet kuvvetleri firma tarafından geliştirilen teknolojik ürüne karşı derhal ilgi göstermiştir. DroneShield cihazı yaklaşmakta olan bir dronun ses imzasını dinlemekte ve 150 yarda mesafeye kadar dronları tespit edebilmektedir. Maryland Üniversitesinden araştırmacılar da dronların mikrofon kullanılarak tespit edilmesi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

Bir İHA veya dron tespit edildiğinde bir sonraki aşama; yukarıda da ifade edildiği gibi izlenmesi, düşman olarak tanımlanması ve son olarak da imha edilmesidir. ABD ordusundan askeri taktik uzmanlar her yıl bir araya gelerek, İHA ve dronlara karşı koyma tedbirlerini uzun bir süreden beri masaya yatırmaktadır.

Dronsavar olarak hava-hava füzelerinin de kullanılması bir opsiyondur, fakat maliyeti oldukça düşük olan bir HEYPD’e karşı pahalı bir füzenin kullanılması maliyet etkin değildir.

ABD Donanması ise dronları imha etmek maksadıyla yüksek enerjili lazer silahları üzerinde çalışmaktadır. Yüksek enerjili lazer silahları oldukça maliyet etkin olmasına karşın hedefi imha edebilmeleri için hedef üzerinde belirli bir süre odaklanmaları gerekmektedir.

Ağ kullanarak dron avlayan dronsavarlar.

 

İHA ve dronlarla mücadele seçenekleri arasında kullanıcı ile arasındaki iletişim bağlantısının karıştırılması ve hacklenerek kontrolünün ele geçirilmesi de bulunmaktadır. Fakat bazı dronlar GPS sinyalleri ve kullanıcıyla arasındaki sinyal bağlantısı kesilmesine rağmen uçuşlarını sürdürme imkân ve kabiliyetine sahiptirler.

İnsansız hava araçları ve dronlara karşı mücadele teknik ve sistemlerinin vakit geçirilmeden geliştirilmesi  ve kullanılması gelecekte yaşanabilecek üzücü olayları engelleyecektir.

https://www.bbc.com/news/business-45824096

 

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın