İttifaklarını Perçinleyen Erdoğan, Putin ve Rouhani, ABD’nin Bir Sonraki Hamlesini Kolluyor

Rusya Doğu Akdeniz’de Kalma Derdinde!

İttifaklarını Perçinleyen Erdoğan, Putin ve Rouhani,
ABD’nin Bir Sonraki Hamlesini Kolluyor

İran, savaşarak aldığımız Afrin’in Suriye rejimine geri verilmesini talep ediyor!

 

Yazar: Amberin Zaman, Al-Monitor, 4 Nisan 2018

Çeviren; Ercan Caner, Sun Savunma Net, 10 Nisan 2018

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani ile yaptığı görüşmeler sonrasında, Suriyeli Kürt militanları Türkiye’nin sınırlarından sürüp atacağına yönelik yeminlerini yinelemiştir.

Yapılan ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan; ‘‘Türkiye, Manbij dâhil PYD/PKK kontrolü altında olan bütün bölgeler güvenlik altına alınmadıkça durmayacaktır… Ne Suriye’nin ne de kendi topraklarımızın birkaç terörist grup tarafından saldırılmasına asla izin vermeyeceğiz’’ ifadelerini kullanmıştır. PYD, silahlı kanadı İslami Devlete karşı sürdürülen savaşta, Birleşik Devletler liderliğindeki koalisyonun esas kara gücü olan YPG (Halk Koruma Birlikleri) olarak bilinen, kuzey Suriye’de hâkim olan Kürt grup Demokratik Birlik Partisinin kısaltmasıdır. Türkiye ise bunların tek bir grup ve aynı olduklarını ifade etmektedir.

Üçlünün Suriye’deki hamlelerini görüşmek üzere bir araya geldikleri zirve, rejim kuvvetleri ile isyancı liderler arasındaki düşmanlıkları bir seri ateşkesler, insani yardım koridorlarının oluşturulması ve Birleşik Devletler’in etki bölgelerinin dışında kalan ülkenin kuzey, batı ve güney bölgelerine barışı gözetleme birliklerinin gönderilmesi suretiyle sonlandırmayı hedefleyen, sözde Astana sürecinin bir parçasıdır. Üçlünün şu anda gündemindeki mesele; cihatçı grupların etkisini kaybetmeye başladıkları, Türk sınırında kalan tek kale olan İdlib eyaletinin kaderidir.


Zirvenin tamamlanması sonrasında yapılan açıklamada, üç devlet başkanı da yedi yıldır sürmekte olan Suriye İç Savaşı için askeri bir çözüm olmadığını deklare etmiştir. Ortak açıklamada; Suriyelilere ülkelerinin birliğini yeniden tesis etmede ve devam eden savaşa, Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde yürütülecek; kapsayıcı, serbest, adil ve şeffaf bir politik süreçle çözüm bulunmasında yardım etmenin gerekliliğini yinelemişlerdir.

Birleşik Devletler birlikleri Suriye kasabası Manbij’de devriye görevi esnasında. Mart 2017. Foto: ARAB 24 NETWORK/AP

 

Liderler tarafından sergilenen birlik resmi bununla birlikte, her birinin Suriye’deki öncelikleri ile çelişmesinin yanı sıra farklılıklar da göstermektedir. Türkiye için öncelik PYD yönetiminin yıkılmasıdır. İran’ın önceliği ise Suriye Devlet başkanı Bashar al-Assad rejiminin iktidarda kalmaya devam etmesidir. Rusya için ise öncelik; doğu Akdeniz bölgesindeki stratejik tutunma noktasını, diplomatik maharet ve askeri kuvvet karışımı ile sağlamlaştırmaktır.

İran’ın resmi haber ajansı IRNA tarafından yapılan yorumlarda Rohuani, Birleşik Devletler’in bölgeden gitmesi çağrılarını yinelemiştir. Rouhani IRNA’da yaptığı açıklamada; ‘‘Birleşik Devletler’in Suriye’deki illegal varlığı ve müdahalesinin gerilimin tırmanmasına ve ülkenin parçalanmasına yol açtığı bir gerçektir’’ ifadelerini kullanmıştır. İran devlet televizyonu Rouhani’ye dayandırdığı haberinde, onun Erdoğan ve Putin’e; Türkiye’nin esas olarak bir Kürt bölgesi olan ve geçtiğimiz ay YPG’den aldığı Afrin eyaletinin kontrolünü, Suriye rejimine geri vermesi gerektiğini de söylediğini de ifade etmektedir.

Üç liderin hepsi de Washington’dan gelen, 2.000 kişi kadar özel kuvvetler mensubunun Suriye’de kalacağına yönelik mesajlar karşısında şaşkınlığa uğramış olmalılar. Başkan Donald Trump, geçtiğimiz hafta iki kez Birleşik Devletler kuvvetlerinin yakında Suriye’den ayrılacaklarını ifade etmiştir. Reuters’in ABD yetkililerine dayandırdığı bugünkü haberinde ise başkan, birliklerin dönmesini hâlâ istiyor olmasına rağmen, İslami Devlet terör örgütü yenilene kadar kalmalarına gönülsüz de olsa razı olmuştur.

Türkiye, YPG’ye dayanan bir Amerikan varlığına şiddetle muhalefet etmekte, fakat acele bir ABD çekilmesi sonrasında, Kürtlere İslami Devlet terör örgütüne karşı savaşmaları için verilen silahların, Kürtlerin elinde kalma olasılığı karşısında da aynı derecede paniğe kapılmış durumdadır. Konuyla ilgisi olan kaynakların Al-Monitor’a verdikleri bilgiye göre; Erdoğan’ın bu endişelerini, Başkan Donald Trump ile 2 Nisan 2018 tarihinde yaptığı telefon konuşmasında dile getirdiği söylenmektedir.

ABD’nin birlikte çalışma konusunda temkinli davrandığı, Türkiye’nin desteklediği İsyancı Özgür Suriye Ordusu unsurları Azaz’da görülürken. 21 Ocak 2018. Foto: Osman Orsal/Reuters

 

Ankara, Pentagon’un, koalisyon kuvvetlerinin 2015 yılı Ağustos ayında İslami Devlete karşı savaşında yardım ettiği YPG yerine, başta Manbij olmak üzere, kendisinin danışmanlık yaptığı isyancı gruplarla ortaklık yapmasını talep etmektedir. Manbij kasabası, Türklerin Kürtlerin kesinlikle ihlal etmesini istemedikleri bir kırmızıçizgi olarak nitelendirdikleri Fırat Nehrinin hemen batısında yer almaktadır. Pentagon’un, Manbij kasabası İslami Devlet terör örgütünün elinden alındığında, YPG’nin buradan çıkarılacağına yönelik verdiği sözleri tutmaması, Ankara ile Washington arasında gerilimi tırmandırmış ve Erdoğan defalarca, Manbij kasabasında gerekirse Birleşik Devletler kuvvetleri ile çarpışılacağı yönünde örtülü tehditler savurmuştur.

ABD Dışişleri Bakanlığında İslami Devlet terör örgütüne karşı yürütülen savaşta özel temsilci görevini yürüten Brett McGurk, US Institute of Peace (Birleşik Devletler Barış Enstitüsü) panelinde, Türk planının zorluklarını ana hatlarıyla açıklamıştır. McGurk açıklamasında; özellikle Türkiye’nin isyancı müttefiklerinin İslamcı nitelikleri üzerinde durmuş ve Washington’un bu nedenle onlarla birlikte çalışma konusunda temkinli olduğunu vurgulamıştır.

Manbij kasabasının, ABD öncülüğündeki hava saldırıları ve Amerikan Özel Kuvvetler unsurlarının yardımı ile Suriye Demokratik Güçleri tarafından ele geçirilmesi sonrasında özgürlüğü kutlayan kadınlar. Foto: Reuters

 

McGurk dinleyicilere yaptığı açıklamada; Birleşik Devletler’in, Batıya karşı büyük saldırıların planlandığı Manbij kasabasını, İslami Devlet terör örgütünün elinden almak için YPG ile iş birliği yapmasının nedeninin, Türkler tarafından desteklenen isyancılarla daha önce ortaklık yönündeki bir girişimin başarısız olması olduğunu açıklamıştır.

McGurk’a göre; Manbij kasabasının temizlenmesi, Türkiye’nin Jarablus’da İslami Devlet terör örgütüne karşı icra ettiği kendi Fırat Kalkanı operasyonunu da kolaylaştırmıştır. ‘‘Bu durumun karmaşıklığı sadece ABD-Türkiye konuşması değildir, Suriye’deki genel durumdur. Manbij kasabasındaki insanlar arasında Araplar var, Türklerle birlikte hareket eden insanlar da Manbij kasabasına aitler, fakat onların çok farklı bir yönleri var. McGurk konuşmasında; ‘‘Manbij kasabası dışındaki muhalif grupların çok daha İslamcı bir yönelimleri bulunmaktadır. Manbij kasabasında bazı kadınlar örtünmekte bazıları ise açıktırlar’’ ifadelerini kullanmıştır. McGurk’a göre; Manbij kasabası belki de en iyi ifade ile çok daha laik bir yerdir.

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen ve ileri sürülen görüşler yazar ve yayıncı kuruluşa aittir. Yazının çevrilmesi ve paylaşılması Sun Savunma Net sitesi ve çevirenin ifade edilen ve ileri sürülen görüşleri paylaştığı anlamına gelmemektedir.

Yazının çevrilmesindeki maksat; yabancı lisan bilmeyen okurlara, Türk basınında bolca yer alan üçlü zirveyle ilgili haberlerle ilgili alternatif bir bakış açısı sunabilmektir.

Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

 

Erdogan, Putin, Rouhani tout alliance, eye US for next move

Turkish President Recep Tayyip Erdogan renewed vows to drive out Syrian Kurdish militants across Turkey’s borders after talks with Russian President Vladimir Putin and Iran’s President Hassan Rouhani in Ankara today. Speaking at a joint press conference, Erdogan said, “Turkey will not stop until all regions under PYD/PKK control, including Manbij, are secured.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın