Keşmir Çatışması

Keşmir Çatışması

 

Keşmir Çatışması son yüzyılda görülen en büyük ve en uzun süren anlaşmazlıktır, Resmi olarak 1947 yılında başlamıştır ve günümüzde halen sürmektedir. Geçtiğimiz 72 yılda binlerce insan hayatını kaybetmiş ve yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır.

 

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 11 Mart 2019

 

Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk

Portekizliler Vasco da Gama ile 1498 yılında Hindistan’a ulaşırlar, onları 1595 yılında Hollanda takip eder, sonra 1664 yılında Hindistan’da bir Fransız şirketi kurulur, 1756 yılına gelindiğinde artık Hindistan topraklarında İngiliz ve Fransız orduları savaşmaktadır. İngilizler de çoktan bu topraklara yerleşmiştir ve 18’inci yüzyılda rakipsiz kalacaktır.

Üzerinde güneş batmayan imparatorluk günümüzde; Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Burma, Afganistan, Nepal, Singapur ve Siyam topraklarını içine alan bölgede, İngiliz Kraliyeti tarafından atanan bir genel vali yönetiminde uzun yıllar süren bir sömürge imparatorluğu kurar.

14 Ağustos 1947 tarihinde Pakistan ve hemen bir gün sonra 15 Ağustos 1947 günü Hindistan bağımsızlıklarını ilan ettiklerinde Keşmir 1846 yılından beri Hintli bir mihrace tarafından yönetilmektedir. Hintli mihrace, Himalaya dağlarının eteklerinde bulunan Keşmir bölgesinin Hindistan’a katıldığını ilan eder ve sorunlar başlar.

Bölgeyi Kim Kontrol Ediyor?

Hindistan ve Pakistan, Keşmir bölgesinin tam hâkimiyetinin kendilerinde olduğunu iddia etseler de her biri yukarıdaki haritada gösterilen alanlarda kontrol yetkisine sahiptir. Aradaki kontrol hattı dünyada en fazla askeri yığınak yapılan bölgelerden bir tanesidir. Kontrol hattı 1947-1948 savaşı sonrasında çizilen ateşkes hattıdır. Çin ise bölgenin doğusunda ayrı bir bölgeyi kontrolü altında tutmaktadır.

 

Hindistan ve Pakistan, Keşmir bölgesi için bugüne kadar üç kez savaşmış, son savaş 1999 yılında gerçekleşmiştir. Top, havan ve hafif silah atışları hâlâ sık bir şekilde karşılıklı olarak yapılmaktadır.

Anlaşmazlık Nasıl Başladı?

Koloni Hindistan’ın bölünmesi sonrasında, küçük ve yarı otonom statüdeki prens devletleri Pakistan ve Hindistan olarak ikiye ayrılmıştır. Keşmir prensi ise Pakistanlı kabile savaşçıları İslamabad bölgesini ele geçirmek maksadıyla bölgeye girene kadar hangi tarafa katılacağı konusunda tereddüt etmiştir.

Keşmir prensi Delhi’den yardım talebinde bulunmuş ve Pakistanlılarla, haritada gösterilen kontrol hattına kadar savaşan Hindistan birliklerinin müdahalesi karşılığında bir katılım anlaşması imzalamıştır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1948 yılında, bölgenin hangi ülkeye katılacağı veya bağımsızlığı konusunda karar verilmesi maksadıyla Keşmir’de bir referandum yapılması çağrısında bulunmuş,  fakat bu referandum bugüne kadar yapılamamıştır.

 

 

Hindistan, 1950 tarihli anayasasında Keşmir bölgesine büyük oranda bağımsızlık vermiştir. Fakat o tarihten itibaren bu özerk statüyü sürekli olarak erozyona uğratmış, defalarca seçimlere hile karıştırmak ve demokratik seçimlerle başa gelen liderleri görevden almak ve hapsetmek için müdahalelerde bulunmuştur.

Militanlar Ne İstiyor?

Keşmir’in Hindistan’ın kontrolü altında olan kısmında, Hindistan idaresine karşı son 30 yıldır süren silahlı bir direniş hareketi bulunmaktadır. Hindistan askerleri ve Pakistan tarafından desteklenen gerillalar; işkence, zorla ortadan kaybedilenler ve mahkeme kararı olmadan yapılan infazlarla dolu bir savaşı yıllardır sürdürmektedir.

2004 yılına kadar militanlar çoğunlukla Pakistan ve Afganlı savaşçılardan oluşurken, o tarihten itibaren, özellikle 2016 yılında gerçekleştirilen protestoların aşırı güç kullanılarak bastırılması sonrasında yerel savaşçılar da Hindistan’a karşı sürdürülen mücadeleye katılmaya başlamışlardır.

 

Hindistan açısından, ülkenin Müslümanların çoğunlukta olduğu tek kesimi olan Keşmir’in kontrolü, dini çoğulculuğa olan bağlılığının ve katkısının delilidir. Pakistan açısından ise Keşmir bölgesi güney Asya Müslümanlarının anayurdudur.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın