Meral Akşener: Türkiye’nin Demir Leydisi Erdoğan Hakimiyetini Tehdit Ediyor

Türkiye’nin Demir Leydisi Erdoğan Hakimiyetini Tehdit Ediyor

Özgür, güvenli, hukukun üstünlüğünü ön planda tutan, komşuları ile barış içerisinde, istikrarlı ve öngörülebilir bir ekonomiye sahip, uluslararası platformda saygın, milleti ile barışık, ülkesi için sorumluluk alan bireylerden oluşan ve geleceğine umutla bakan eşit fırsatlar ülkesi bir Türkiye hayali ile yol çıktık. Meral Akşener.

Yazar: Saeed Abdulrazek, Asharq Al-Awsat, 20 Ocak 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 2 Mart 2018

Ülke 2019 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanırken emektar politikacı Meral Akşener bütün dikkatleri üzerine toplamaya devam ediyor. İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher gibi ‘‘Demir Leydi’’ lakaplı Akşener, Milliyetçi Hareket Partiden Devlet Bahçeli ile tartışması sonrasında öne çıkmıştır. Gözlemciler, Türkiye’yi başkanlık sistemine dönüştürmek isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açık bir şekilde karşı çıkan Akşener için yapılan ‘‘Dişi Kurt’’ tanımlamasına da dikkat çekmekteler.

1956 yılında İzmit kentinde dünyaya gelen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun olmuştur ve aynı alanda, Erdoğan’ın da gittiği Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünden doktora derecesine sahiptir.

Şansını siyasette denemeye karar vermeden önce akademik bir yaşam sürdüren Meral Akşener, 1995 yılında Doğru Yol Partisi Kadın Kolları Başkanı olmuş ve aynı yıl yapılan milletvekili seçimlerinde aynı partiden İstanbul milletvekilliğine seçilmiştir. Merhum Başbakan Necmettin Erdoğan iktidarında, 1996 ve 1997 yıllarında İçişleri Bakanlığı görevini yürüterek, Türkiye tarihindeki ilk kadın içişleri bakanı olmuştur.

İçişleri Bakanlığı görevi esnasında, yasaklı Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) yanı sıra, Türkiye’de büyük bir politik gücü olan ordunun siyasete müdahalesine karşı takındığı sert tutum ile dikkatleri üzerine toplamıştır. Akşener açık ve net bir şekilde ordunun siyasete müdahalesine karşı çıktığını ilan etmiş ve sonunda ordu 1997 yılında, ‘‘beyaz’’ veya ‘‘post modern’’ darbe olarak adlandıran darbe ile hükümeti istifaya zorladığında koltuğunu kaybetmiştir.

Akşener, 1999 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde tekrar parlamentoya girmeyi başarmış ve sağ kanat partileri içinde önem kazanmaya başlamıştır. Sonunda Erdoğan’ın, önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve diğer arkadaşları ile kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisine katılan Akşener, sadece dört ay sonra, partinin yeni hiçbir şey önermediğini ve geçmişin İslamcı partilerinden hiçbir farkı olmadığını anlaması üzerine istifa etmiştir.

Foto: En Son Haber

Meral Akşener, milliyetçi ideallerine uyduğundan, 2007 yılında Bahçeli’nin Milliyetçi Hareket Partisine katılmıştır. Hükümete yapılan başarısız Temmuz 2016 darbesi sonrasında, Bahçeli ile ayrı düşmesine kadar Akşener partide kalmayı sürdürmüştür. Bahçeli, Akşener ile arasının bozulmasına neden olan, Erdoğan’ın gittiği yolu seçmiş ve Türkiye’nin başkanlık sistemine dönüşmesini desteklemiştir.

Sonuç olarak patiden ayrıldığını ilan eden Akşener, diğer birçok parti üyesiyle birlikte Erdoğan’ın anayasayı değiştirme ve başkanlık sistemini getirmeyi öngören referandumuna karşı bir mücadele başlatmıştır.

Meral Akşener’in Bahçeli ile arası, 2016 yılında, parti liderliğini değiştirme hedefiyle Milliyetçi Hareket Partisi kurultayı düzenleme girişimi nedeniyle iyice derinleşmiştir. Ankara’da bir otelde yapılması planlanan kurultayda, kongre salonunun etrafı polis kordonuna alınmış ve parti delegelerinin kurultay için belirlenen alana girmelerine izin verilmemiştir. Bu olaylar o zamanlar, Erdoğan’ın yeni ‘‘müttefiki’’ Bahçeli’yi koruma hamlesi olarak yorumlanmıştır.

Yaşanan olaylar esnasında fırsatı kaçırmayan Akşener, gelişmeleri kendi lehine çevirmeyi başarmış ve parti kongresi için gelen otobüslerden birinin üzerine çıkarak, otelin dışında kendisini destekleyenlere bir konuşma yapmıştır. Yaptığı konuşma, onun politik kariyerinde yeni bir dönemin başladığının göstergesi olmuş ve 25 Ekim 2017 tarihinde onun öncülüğünde İyi Parti kurulmuştur. Akşener partisinin, Erdoğan’ın tutum ve faaliyetleri ile birlikte hareket eden pasif bir sesten ziyade, sağ kanat muhalefetin gerçekten dile getirildiği bir parti olmasını istemiştir. Partisinde Milliyetçi Hareket Partisinden dört, ülkenin en büyük muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisinden de bir milletvekili bulunmaktadır.

İyi Parti ilk kongresini, Ankara’daki oteller ve toplantı salonları, Akşener’in partisini destekliyor görünmekten korktukları için kongreye ev sahipliği yapmayı reddettiklerinden, İstanbul’da bulunan, Cumhuriyet Halk Partisi Yenimahalle Belediyesine ait Nazım Hikmet Kültür Merkezinde gerçekleştirmiştir.

Foto: En Son Haber

Kongre esnasında delegelerin ‘‘Başbakan Meral’’ sloganları ile onu desteklemeleri, 2019 yılında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde onu aday olarak görmek istediklerinin bir işaretidir. Gözlemciler bu olayı, Akşener’in Erdoğan’a meydan okuması olarak değerlendirmiş ve her ikisi de aynı muhafazakâr ve milliyetçi tabana dayandığından, Akşener’in mevcut cumhurbaşkanı için bir tehdit olabileceğini ifade etmişlerdir.


Erdoğan’ın popüler tabanına nüfuz etme yeteneğini ispatlayan Akşener, bütün Türkiye genelinde, sadece sağ görüşlü grupların değil, diğer halk kesimlerinin de desteğini kazanmayı hedeflediği şeklinde yorumlanan çeşitli kampanyalar düzenlemektedir. İyi Partinin kuruluşunu ilan ettiği konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile başlayarak, laik Başbakan Bülent Ecevit ve İslamcı Erbakan gibi önceki liderlerden bahseden ve onları rahmetle anan Akşener, mümkün olabildiğince çok sayıda seçmenin ilgisini çekmeyi hedeflemektedir.

Konuşmasında Türkiye ve Türk halkının yorulduğunu, devletin yıprandığını ifade eden Akşener, siyasal iklimi değiştirmeden bir çözümün mümkün olamayacağını vurgulamıştır. Akşener konuşmasında ayrıca hukukun üstünlüğünün, kurumları korumanın ve yasal işlemlere saygı duymanın öneminin altını çizmiştir. Erdoğan’ı dünyayı sadece ‘‘siyah ve beyaz’’ olarak görmekle suçlamıştır.

Öte yandan kendisinin, hukuku sadece ‘‘haklı veya haksız olmak’’ olarak görmediğini anlatan Akşener, hukuka ve onun üstünlüğüne inandığını ilan etmiştir. Kadın seçmenlere de seslenen Akşener, Erdoğan’ın kadınları evde tutmak istediğine dikkat çekmiştir.

Akşener’in ödün vermeyen sağ kanat kökleri, onun Kürt ve azınlık seçmenleri arasındaki popülerliğini sınırlandıran temel olumsuz faktör olarak görülmektedir. Akşener de bunun farkında olduğundan, partisinin etnik kökene değil ulusal kimliğe dayandığını belirtmiştir.

Akşener geçmişte, yasaların Türkiye’deki azınlıkların hak ve ihtiyaçlarını garanti altına almak için yeteri kadar güvence verdiğini söyleyerek, eski hükümetlerin PKK ile yaptığı barış görüşmelerine karşı çıkmıştır. Bununla birlikte Akşener, Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin tutuklanmasına da bunun başkanlık referandumu öncesinde Erdoğan’ın Kürtlerin gözünü korkutma hamlesi olduğuna dikkat çekerek karşı çıkmaktadır. Hükümet, başarısız 2016 darbe girişimi sonrasında HDP üyelerine ağır baskılar uygulamıştır.

Akşener de korkutma ve tehditlerin hedefi olmuş ve Bahçeli’yi Milliyetçi Hareket Partisinin başkanlığından atmak için yaptığı hamleler sonrasında 2016 yılında, kişisel yaşamıyla uğraşan hükümet yanlısı sert bir kampanyanın hedefi haline gelmiştir.

Akşener yaptığı bir açıklamada; ‘‘2016 yılı Nisan ayından beri sürmekte olan koordineli kampanyanın hedefi beni geri çekilmeye zorlamaktı, fakat başarılı olamadılar’’ ifadelerini kullanmıştır.

Ne olursa olsun birçok gözlemci Akşener’i, kendisini sık sık ‘‘Dine saygı duyan bir Müslüman’’ olarak nitelendiriyor olsa da İslami politik bir grupla bağlantısı olmadığından birçok Türk seçmeni için çekici bir aday olarak görmektedir. Bu durum onu, Erdoğan’ın bastırmakta başarılı olduğu solcu laik muhalefetle anlaşmazlığa düşürmektedir. Akşener, sol partilere oy verecek kadar muhalif olmayan muhafazakârlar için de kabul edilebilir bir opsiyon olarak görülmektedir. Bu arada laikler de onu kabul edilebilir ve Erdoğan’ın yerine geçecek daha az tehlikeli biri olarak görebilirler. Üstelik Akşener, haklarını savunduğu kadın seçmenlerin de ilgisini çekecektir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve yazar ile yayıncı kuruluşun görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi Sun Savunma Net ve çevirenin yazıda ifade edilen ve ileri sürülen görüşleri paylaştığı anlamına gelmemektedir.

Sun Savunma Net, vatanın iyiliği ve halkın refah seviyesini yükseltmek için çalışan bütün siyasi partilere başarılar diler.

Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

 

Asharq Al-Awsat Exclusive – Meral Aksener: Turkey’s Iron Lady Threatening Erdogan’s Control

Turkey’s ‘Iron Lady’ Meral Aksener. (AFP) Veteran Turkish politician Meral Aksener has stolen the spotlight as the country gears up for the 2019 presidential elections. Dubbed the Iron Lady, after former British Prime Minister Margaret Thatcher, Aksener rose to prominence in 2016 after her dispute with Devlet Bahceli of the Nationalist Movement Party.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın