Myanmar Mülteci Krizi ve İslami Terör

Myanmar Mülteci Krizi ve İslami Terör

Myanmar Mülteci Krizi ve İslami Terör

Yazar: Mohshin Habib, 25 Eylül 2017

Çeviren: Ercan Caner,  Sun Savunma Net, 2 Ekim 2017

Aung San Suu Kyi (Kendinden Utanmalısın)

‘‘Mevcut kriz yanlış ve haksız bir şekilde, masum Müslüman azınlığa Myanmar güvenlik kuvvetleri tarafından uygulanan bir ‘‘etnik temizlik’’ ve Rohingya Müslümanlarının durumuna, Myanmar dış işleri bakanı ve fiili olarak devletin başı olan Aung San Suu Kyi’nin ilgisizliği olarak gösterilmektedir.’’

‘‘Rohingya Müslümanlarının uyguladığı taktik terörizmdir. Bu konuda herhangi bir şüpheye yer yoktur. Kyi, bütün Rohingya toplumunu terörist olarak nitelendirmemekte, sadece ellerinde silahlar, palalar ve el yapımı patlayıcı düzenekleri ile sadece kendi halkını değil; Budistler, Hindular ve önlerine çıkan herkesi öldüren bir grubu tanımlamaktadır. Bu katiller çok sayıda güvenlik kuvveti mensubunu öldürmüş ve bölgede büyük bir tahribata neden olmuştur. Bangladeş’e kaçan insanlar, kendi radikal İslamcı gruplarının ellerinden kurtulmak için kaçmaktadırlar. Uluslararası toplum, suçlama yapmadan önce neler olup bittiğini anlamak zorundadır.’’

 Patricia Clapp, 1999-2002 ABD Myanmar Misyon Şefi.

İslami terörist gruplar ile Myanmar hükümeti arasında patlak veren çatışmalar, Güneydoğu Asya’da mülteci krizine neden olmuş ve Birleşmiş Milletler ve uluslararası medyanın dikkatlerinin, Budist çoğunluğun yaşadığı Myanmar’ın izole bir bölgesi olan, kuzey Rakhine’de yaşayan Rohingya Müslümanlarının üzerinde odaklanmasına neden olmuştur.

Bangladeş’e ulaşan Rohingyalı mülteciler. 17 Eylül 2017. Foto: Allison Joyce/Getty Images

2017 yılı ağustos ayının sonlarında, kendisini Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu olarak adlandıran bir terörist grup, kuzey Rakhine bölgesinde, Myanmar güvenlik kuvvetlerine karşı koordineli saldırılar başlatmıştır. Myanmar ordusu 370 saldırganı öldürdüğünü duyurduğunda ise Rohingyalı eylemciler ölenlerin birçoğunun masum siviller olduklarını ve Myanmar güvenlik güçlerine yapılan saldırılara karışmadıklarını iddia etmişlerdir. Eylemciler, Myanmar hükümetini Rohingya köylerini tahrip etmekle de suçlamışlardır, bu tahribat uydu görüntüleri ile doğrulanmıştır. Fakat Myanmar hükümeti, bütün saldırıların Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu tarafından gerçekleştirildiğini ve bu terör örgütünün benzer saldırıları 2016 yılı Ekim ayı içinde Myanmar güvenlik kuvvetlerine de de yaptığını ifade etmiştir.


Bu olaylardan sonra, bağımsızlığını kazandığı 1948 yılından önce Burma’ya yerleşen yüzbinlerce Rohingya Müslümanı, neredeyse iki yıldır, şiddet ve sefaletten kurtulmak maksadıyla, komşu Hindistan ve Bangladeş’e kaçmaktadır. Kendi ulusal güvenliğinden endişe eden ve kaçan gruplar arasında Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu teröristleri ve İslami Devlet terör örgütü ve başka İslamcı organizasyonlara sempati duyanlar olabileceğini düşünen Hindistan devleti, sınırını illegal olarak geçen herkesin ülkeyi terk etmesi yönünde bir emir yayımlamıştır. Hindistan hükümetinin bu hareketine Hindistan Yüksek Mahkemesi karşı çıkmıştır. Bangladeş’in bu probleme tepkisi; Rohingya Müslüman mültecilerinin hareketlerini ciddi şekilde sınırlandırmak olmuştur.

Rohingya Müslümanlarının köylerini kimler yakıyor? Foto: BBC News

Mevcut kriz, yukarıda da belirtildiği gibi yanlış ve haksız bir şekilde, masum Müslüman azınlığa Burma güvenlik kuvvetleri tarafından uygulanan bir ‘‘etnik temizlik’’ ve Rohingya Müslümanlarının durumuna Myanmar dış işleri bakanı ve fiili olarak devletin başı olan Aung San Suu Kyi’nin ilgisizliği olarak gösterilmektedir. Ve birçok medya organı ve insan hakları savunucusu da Kyi’nin elinden Nobel Barış Ödülünün geri alınmasını talep etmektedir. Kyi, 1991 yılında Nobel Barış Ödülüne, ülkenin askeri cunta liderlerine karşı verdiği demokratikleşme mücadelesi nedeniyle layık görülmüştür.

Fakat Priscilla Clapp, Kyi hakkında anlatılan hikâyelere şiddetle karşı çıkmakta ve Kyi’nin yaptıklarının, sadece Ekim ve Ağustos aylarında İslami teröristler tarafından yapılan saldırılara karşılık vermek olduğunu iddia etmektedir. 7 Eylül 2017 tarihinde, France 24 ile yaptığı mülakatta Clapp, saldırıların Pakistan ve Suudi Arabistan’dan Bangladeş üzerinden bölgeye gelen teröristler tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmektedir. Clapp’ın iddiaları, 2005 yılında, Güneydoğu Asya Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak görev yapan Dr. Aye Chan tarafından yapılan ayrıntılı bir analizde de desteklenmektedir.

Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusunun en büyük lideri olan Attaullah Abu Ammar Junnani, Pakistan’da doğan ve Rohingya’ya göç eden bir babanın oğludur ve İslami okullara gittiği ve Suudi imamlarla ilişkilerini ilerlettiği Mekke’de büyümüştür. Myanmar hükümetine göre Attaullah Abu Ammar Junnani, Pakistan’da Taliban’dan gerilla savaşı eğitimi de almıştır. Myanmar’ın yıllarca baskı altında tutulan Müslüman azınlığı için savaştığını iddia etse de kullandığı yöntemler tamamen İslami teröristlerin yöntemleri ile aynıdır. Myanmar için en büyük tehlike; giderek daha fazla sayıda Müslümanın bu terör örgütü tarafından radikalleştirilmesidir, aynı tehlikeden korkan Hindistan ve Bangladeş, tamamen bu nedenle mültecilerin ülkelerinin ulusal güvenliği için bir tehdit olduğunu düşünmektedirler.

Bütün suçu Myanmar hükümetinin üzerine yıkmak yerine uluslararası toplum ve insan hakları grupları gerçek tehdidi bilmek ve öğrenmek zorundadır. Sadece o zaman Kyi, Rakhine halkı için hazırlanan ve huzurlu, adil ve müreffeh bir gelecek vadeden planı uygulamaya koyabilir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak ve kısaltılarak çevrilmiştir ve yazar Mohshin Habib’in görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi Sun savunma net sitesi ve çevirenin yazar ile aynı görüşleri paylaştığı anlamına gelmemektedir.

Mohshin Habib Bangladeşli bir yazar, köşe yazarı ve gazetecidir. Daily Asian Age editörü olarak görev yapmaktadır.

Yazının orijinaline aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

https://www.gatestoneinstitute.org/11045/myanmar-rohingya-crisis

 

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın