Rusya Dostlarını Kendisine Yakın Tutuyor, Türkiye’yi ise Çok Daha Yakın

Rusya Dostlarını Kendisine Yakın Tutuyor, Türkiye’yi ise Çok Daha Yakın

‘Darbenin başarısız olacağını saat 03.02’de bilen – Gölge CIA Stratfor’dan yeni inciler’

Rusya Dostlarını Kendisine Yakın Tutuyor, Türkiye’yi ise Çok Daha Yakın

“Büyük politik hırsları olan iki kuvvetli adam. Rusya Başkanı Vladimir Putin (solda) ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan, 9 Ağusts 2016 tarihinde St. Petersburg dışındaki Konstantinovsky Sarayında el sıkışıyorlar. Gülümsemeler bir kenara bırakıldığında ulusal çıkarlar her zaman dostluğa üstün geliyor.”

Henry Kissinger denince akla; uluslararası ilişkiler alanında ve devletlerin birbirleri ile olan ilişkilerinde kalıcı dostluk ve düşmanlıkların olmadığı sadece çıkarların önemli  olduğunu ifade eden sözleri geliyor. Kissinger’in bu dersinin doğru olduğu, Salı günü St. Petersburg’ta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte yaşananları bir tarafa bırakarak, diplomatik uzlaşmanın ironik (bir anlamda da aşırı) bir göstergesi olarak  Putin’e ‘‘sevgili arkadaşım, sayın Vladimir’’ diye hitap ettiğinde bir kez daha kanıtlandı.

Sadece son yedi aylık sürede Türkiye ve Rusya birbirlerini bir numaralı düşman olarak gören bir statüden, eski iyi dostlar statüsüne geçtiler. Erdoğan ve Rusya Başkanı Vladimir Putin, Kasım 2015 ayında bir Türk F-16 savaş uçağı tarafından Rus Su-24 uçağının düşürülmesi olayının ve bir bakıma sıkı dostluk sonrasında güdülen kan davasının yaralarını sarıyor gibi görünüyorlar. Putin’in söylediği gibi ‘‘İlk önceliğimiz ilişkileri savaş uçağı krizi öncesine getirmek’’ ifadesi aslında bu çirkin bölümü geride bırakmak ve herşeyi normale döndürmek anlamına gelmektedir.

Keşke bu kadar kolay olsaydı. Türkiye ve Rusya, Türk savaş uçağının Suriye’de bir Rus savaş uçağını düşürmesinden önce de kaçınılamaz bir çarpışma yolundaydılar. Bir tarafta Rusya Batı yayılmasına karşı yıllardır bir etki alanı oluşturmaya çalışmaktadır ve bu niyetini 2008 yılındaki Gürcistan ile 2014 yılındaki Ukrayna askeri operasyonları esnasında Rusya’nın dostlarını yakınında, düşmanlarını ise uzakta tutmak için gerekirse silah kullanmaya hazır olduğunu göstermiştir. Fakat Rusya’nın bu hamleleri ABD’nin Rusya etrafındaki müttefiklerini savunma yönündeki kararlılığını sağlamlaştırmış ve Washington ile Moskova arasındaki ayrılıkları derinleştirmiştir. Taleplerinin Washington tarafından ciddiye alınması için Rusya’nın kendisini, ABD’nin dikkatini üzerine çekecek bir şekilde bölgede karıştırıcı ve ara bulucu pozisyonuna ihtiyacı bulunmaktaydı. İlk çatışma alanı İran’dı, fakat ABD’nin İran ile olan nükleer meseleyi görüşmeler yoluyla çözmesi sonrasında Rusya dikkatini Suriye’ye kaydırdı.

Bu arada Orta Doğudaki güç boşlukları, Türkiye’yi sınırları dışında manevra yapmaya çekerek, hızla yayılmaktaydı. Suriye’deki sivil savaş sürerken Türkiye, bölgedeki istikrarsızlık ile Kürt yayılması karşısında endişe duyarken, bir yandan da Suriye’deki Levant Bölgesini yeniden şekillendirerek Sünni ve Türk kontrolü altına sokma cazibesine kapılmıştı. Tıpkı Rusya’nın Suriye’deki varlığını artırma yönündeki kararı gibi Türk hükümeti de büyüyen Kürt ve İslami Devlet tehlikesine karşı olaya dahil olmak için planlar yapıyordu. Yeniden dirilme yolunda adımlar atan Rusya ve Türkiye’nin Kara Deniz, Orta Doğunun bir kısmı, Kafkaslar ve Merkezi Asya’da birbirleri ile çakışan etki alanları mevcut. Bu jeopolitik kavşakta Orta Doğu, Rusya ile Türkiye’nin birbirleri ile ters düştüğü yerdir. Bir zamanlar Türkiye’nin Rusya ile kavgalı olması ve bu nedenle NATO’ya daha da bağlanmasından yararlanan Beyaz Saray, Suriye savaş alanında diğer büyük bir çatışma ve böyle bir durumda olası bir ABD müdahalesi riskini azalttığından, Moskova ile Ankara arasında bir uzlaşmanın daha iyi olacağına karar vermiştir.

Putin ve Erdoğan, dünyaya Türk-Rus ilişkilerinin düzeldiğini ve iyi olduğunu göstermek için birbirlerine verdikleri bir dizi ekonomik vaatleri kullanıyorlar fakat aslında, geniş jeopolitik dinamikler açısından bakıldığında, ülkeleri arasındaki temel sürtüşmeleri çözme konusunda hiçbir şey değişmedi. Bu, Putin ve Erdoğan’ın ticari sınırlamaları kaldırma, turist trafiğini yeniden başlatma ve enerji alanında işbirliği ve Suriye meselesini ele alma konularını görüşmeleri sonrasında bir basın konferansı düzenlemelerinin de olası nedenidir. Ekonomik işbirliği işin kolay tarafıdır. Hem Rusya hem de Türkiye’nin birbirleri ile iş yapmaktan kazançlı çıkacakları kesindir. Türkiye Rus doğal gazı olmadan yaşayamaz ve Rusya’nın Ukrayna gibi problemli ülkeleri bypass ettiği Türk Akımı gibi,  Avrupa’ya uzanan alternatif bir enerji hattına şiddetle ihtiyacı vardır. Büyük projelerde olduğu gibi bazen fiyatlandırma ve düzenlemelerde problemler yaşansa da Erdoğan ve Türkiye için böylesine üst seviyede bir ekonomik işbirliğine katılmanın maliyeti çok düşüktür.

Bununla beraber Suriye, Türkiye ve Rusya’nın kaçınılmaz bir şekilde tamamen ters düştükleri alandır. Halep’te sürmekte olan savaş gündemdeki en önemli meseledir. Putin ve Erdoğan Suriye’de bir barış anlaşmasını arzuladıklarını ifade edebilirler, fakat stratejik bir alan olan Halep kentini ele geçirmek için savaşan taraflardan bir tanesi Türkiye tarafından desteklenen Sünni isyancılar, diğeri ise Rusya tarafından desteklenen Aleviler trafından yönetilen hükümet kuvvetleridir. Taraflardan hiç birisi Halep kentine tamamen hakim olmadan ciddi olarak masaya oturmayı kabul etmeyecektir. Geçtiğimiz ay içerisinde Halep’te süren savaşa bakıldığında; hükümet yanlılarının Halep’i kuşatması, isyancıların saldırısı ve hükümet yanlıların karşı saldırısı olay akışı göz önüne alındığında taraflardan bir tanesinin kontrolü tamamen ele geçirmesinin imkânsız olduğu görülmektedir.

Putin Erdoğan ile işbirliği yapsa da Rusya, Türkiye’ye karşı Suriye kozunu kullanmaya devam edecektir. NATO’nun Kara Denizde güç bulundurma kararının merkezinde olan ve aynı zamanda Rusya’nın Dağlık Karabağ meselesi aracılığı ile etkisini derinleştirmeyi hedeflediği Kafkaslarda etkin bir oyuncu olan Türkiye’yi Rusya’dan mümkün olabildiğince uzak tutmayı garanti altına almak istemektedir. Türkiye’nin öncelikleri Suriye’de yoğunlaşmışken, Moskova Kürtleri desteklemeye devam ederek ve Suriye savaş alanındaki askeri varlığını sürdürme yoluyla Türkiye’nin Suriye’de herhangi bir askeri müdahalesini karmaşıklaştırarak, Türkiye’yi oltanın ucunda tutmaya devam edebilir. Türkiye’deki başarısız askeri darbe girişimi sonrasında, ülkesi dâhilindeki güvenlik meselelerinde bir dahi olan Putin, Erdoğan’ın darbeye dayanıklı hükümeti ile istihbarat paylaşımının avantajlarını kullanarak onu kendisine yakın muhafaza edebilir.

Putin ve Erdoğan büyük politik hırsları olan iki güçlü adamdır ve işleri dostluklar kurmak değildir, onlar kendi ulusal çıkarlarını korumanın peşindedirler. Türk ve Rus çıkarlarının çatışacağı daha birçok alanın olacağına emin olabilirsiniz.

 

Yazar Ercan Caner

Çeviren: Ercan Caner, Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

E-mail:ercancaner@gmail.com

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın