Rusya, Türkiye ve İran, İdlib Eyaletinde Ateşkes Konusunda Anlaşamadılar

Rusya, Türkiye ve İran, İdlib Eyaletinde

Ateşkes Konusunda Anlaşamadılar

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İdlib Eyaletindeki ateşkes çağrısına, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, terörist olarak adlandırdığı İslamcı militan grupları kapsamayacağından, ateşkesin anlamsız olduğu şeklinde tepki göstermiştir.

 

Yazar: Denis Pinchuk, REUTERS, 7 Eylül 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 12 Eylül 2018

 

Tahran Zirvesi öncesinde bir araya gelen iki lider, solda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve sağda İran Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani. Karede Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olmaması zirvedeki görüş ayrılığının habercisi. Foto: AZERNEWS

 

TAHRAN (Reuters) – Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani, Suriyeli isyancı ve cihatçıların elinde kalan son kale olan İdlib Eyaletine, Suriye hükümeti tarafından yapılacak olan ve Birleşmiş Milletlerin insani bir felaketle sonuçlanmasından korktuğu nihai saldırıyı önleyebilecek bir ateşkes konusunda anlaşamadılar.

Ortak Bildiri

Tahran’da bir araya gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani, görüşme sonrasında yapılan ortak bildiride, Suriye’de sürmekte olan iç savaşta askeri bir çözümün olamayacağı ve savaşın ancak politik bir süreçte görüşmeler yoluyla çözüme ulaşabileceği konusunda anlaştılar.

Fakat Suriye hükümeti ve Rus savaş uçakları Cuma sabahı, olası bir nihai topyekûn taarruz öncesinde İdlib Eyaletine hava saldırıları düzenlerken, Putin ve Rouhani, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ateşkes önerisine karşı çıktılar.

Tahran Zirvesinde yaptığı konuşmada Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir katliamdan korktuğunu ve Türkiye’nin artık sınırlarına akın eden mültecileri barındıramayacağını dile getirdi.

Rusya ve İran’ın desteğini arkasına alan Suriye Arap Ordusunun askerleri
düşmanı yenilgiye uğrattıkları bir mücadele sonrasında kameralara poz verirken.

 

Türkiye’nin Ateşkes Çağrısı ve Putin’in Tepkisi

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, terörist olarak adlandırdığı İslamcı militan grupları kapsamayacağından bir ateşkesin anlamsız olduğunu dile getirirken, İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani de Suriye’nin bütün ülkede kontrolü yeniden ele geçirmesi gerektiğini ifade etmiştir.

İdlib Eyaleti isyancı cihatçıların ellerinde kalan son kale durumundadır ve Suriye hükümeti tarafından yapılacak nihai saldırı yıllardır sürmekte olan iç savaşın son sonuç alıcı muharebesi olabilir.

Tahran ve Moskova, aralarında Batılı savaşçılar ve İslamcı militanlar bulunan rakiplerine karşı Assad’a savaşın yönünü değiştirmesinde yardım ederken Türkiye önde gelen bir isyancı destekleyicisi konumundadır ve Suriye’de askeri birlikler bulundurmaktadır.

Üç liderin Tahran’daki görüşmesi yedi yıldır sürmekte olan, 500.000’den fazla insanın hayatını kaybetmesine ve 11 milyon Suriyelinin yaşadıkları yerleri terk etmesine neden olan iç savaşta çok önemli bir aşamadır.

Yaptığı açış konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib Eyaletinde bir ateşkesin zirvenin zaferi olacağını dile getirmiştir.

Putin ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sözlerine; ‘‘Gerçek; bu masanın etrafında silahlı muhalefetten hiçbir temsilcinin olmamasıdır. Ayrıca Jabhat al-Nusra veya İslami Devlet terör örgütü veya Suriye ordusundan da hiçbir temsilcinin olmamasıdır’’ sözleriyle tepki göstermiştir.

 

2013 tarihinde çekilen fotoğrafta El Nusra Cephesi flamasını taşıyan bir adam. Foto: Defense One.

 

Putin, konuşmasını; ‘‘Genel olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanının haklı olduğunu düşünüyorum. İyi olurdu. Fakat onlar adına konuşamam ve bunun da ötesinde Jabhat al-Nusra (El Nusra Cephesi) veya İslami Devlet terör örgütü adına ateş etmeyi veya dronları bomba olarak kullanmayı durduracaklarına dair de konuşamam’’ sözleriyle sürdürmüştür.

Zirve sonrası attığı Twitter mesajlarında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise sivilleri dikkate almayan yöntemlere başvurmanın teröristlerin ekmeğine yağ süreceğini ifade etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan attığı Twitter mesajlarında; ‘‘Rejimin çıkarları uğruna on binlerce masum insanın öldürülmesine göz yumulması durumunda, biz böyle bir oyunun ortağı da seyircisi de olamayız.’’ sözlerine yer vermiştir.

Resmi web sitesine göre; İran Dini Lideri Ayatollah Ali Khamenei de Cuma günü Putin ile yaptığı görüşmede; İran ve Rusya’nın Amerika’yı dizginlemek için birlikte çalışabileceklerini ifade etmiştir.

 

İdlib Eyaletinde El Kaide terör örgütü tehdidi. Harita: Middle East Institute

 

Web sitesinde yapılan açıklamada, Khamenei’nin ‘‘İki tarafın işbirliği yapabileceği sorunlardan bir tanesi Amerika’yı dizginlemektir. Çünkü Amerika insanlık için tehlikelidir ve onları dizginlemek için bir olasılık vardır’’ sözlerine yer verilmiştir. Khamenei ayrıca Amerika’nın Suriye’de kesin bir yenilgiye uğradığını ve hedeflerine de ulaşamadığını vurgulamıştır.

Zirve sonrasında yapılan ortak açıklamada üç lider, İslami Devlet terör örgütü, El Nusra Cephesi ve El Kaide bağlantılı diğer cihatçı grupların etkisiz hale getirilmesi ve terörist olarak nitelendirilmesi hususlarında anlaşmaya varmış ve ateşkes anlaşmasına katılabilecek başka silahlı muhalif grupların olduğunu da ifade etmişlerdir.

Zirve sonrası yapılan ortak açıklama bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumu Suriye’ye insani yardım için adım atma ve temel altyapı gereksinimlerini yeniden oluşturma konusunda yardıma çağırmıştır. Ve mültecilerin korunması ve güvenli bir şekilde evlerine dönmesi için adımlar atılması gerektiği vurgulanmıştır.

Korkunç ve Kanlı Savaş

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani Suriye’de savaşın, başta İdlib Eyaleti olmak üzere, bütün isyancılar ülke dışına atılana kadar süreceğini ifade etmiş fakat yapılacak bütün askeri operasyonların sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini vurgulamıştır.

Rouhani açıklamasında; ‘‘İdlib Eyaletinde terörizme karşı yürütülen savaş, Suriye’ye barış ve istikrar getirme görevinin ayrılmaz bir parçasıdır, fakat bu savaş sivillere zarar vermemeli ve arkasında yanmış kül olmuş topraklar bırakmamalıdır’’ sözlerine yer vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Suriye hükümetinin İdlib Eyaletine saldırması durumunda, Türkiye’nin artık daha fazla mülteci alma kapasitesinde olmadığını ifade etmiştir. Türkiye Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından beri 3.5 milyon mülteciyi ülkesine kabul etmiştir.

 

EDAM tarafından 2014 yılında yapılan bir araştırma sonucuna göre Türk nüfusun
%86’sının daha fazla alınmasına karşı çıktığı Suriyeli mülteciler. Foto: EDAM

 

Türkiye Açısından İdlib Saldırısı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yaptığı açıklamada; ‘‘Yapılmış veya yapılacak olan bir saldırı, nedeni ne olursa olsun felaket, katliam ve insanlık dramıyla sonuçlanacaktır. Gidecek başka yerleri olmadığı için milyonlarca insan Türkiye sınırlarına gelecektir. Türkiye mültecilere ev sahipliği yapma kapasitesini doldurmuştur’’ ifadelerine yer vermiştir.

Tahran’da yapılan zirvede ne Assad hükümeti, ne Birleşmiş Milletler ne de diğer Batılı güçler direkt olarak temsil edilmemişlerdir. Birleşmiş Milletler, çok sayıda farklı grupları kapsayan çatışmanın karmaşık doğasını da vurgulayarak, zirveyi her yönden eleştirmiştir.

 

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hassan Rouhani, Birleşmiş Milletlerin Suriye’deki varlığını sonlandırmasını talep ederken, Erdoğan ise Washington yönetiminin, Ankara tarafından Türkiye’deki ayrılıkçı Kürt hareketiyle bağlantılı teröristler olarak gördüğü Suriyeli Kürt YPG unsurlarını desteklemesinden çok büyük rahatsızlık duyduğunu dile getirmiştir.

Suriye’de Son Durum

Uluslararası ortamda vahşi ve acımasız tabiatı nedeniyle geniş manada nefret edilen iç savaşta Assad, çoğunluğu harabeye dönen Suriye topraklarında kontrolü ele geçirmiş durumdadır. Batılı güçler, uzun süreden beri Assad’ın durdurulması veya görevden uzaklaştırılması gerektiğini dile getirse de bu aşamada bunun olması henüz mümkün görünmemektedir.

Bu arada İdlib Eyaletinde durum dengede gibi görünmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşik Devletler’in teklifiyle, Cuma günü İdlib sorununu görüşmek üzere bir araya gelmiş ve BM Suriye temsilcisi Staffan de Mistura tam bir fırtına için bütün şartların oluştuğuna dikkat çekmiştir.

Mistura yaptığı açıklamada tehlikenin çok büyük olduğunu ve İdlib Eyaleti için taraflar arasında yaşanacak mücadelenin korkunç ve kanlı bir savaş olacağını dile getirmiştir.

 

 

Haritaya bakıldığında, Rejim güçlerinin İdlib Eyaletinin ele geçirilmesi sonrasında hedefi açık ve net bir şekilde görülmektedir. Rejim güçleri ve YPG unsurları arasında kalan isyancı cihatçıların hiçbir şansı bulunmamaktadır. Kuzeye doğru sürüldükçe de Türkiye’den başka kaçacak yerleri yoktur.

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir, orijinal metne aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

İlk düğme yanlış iliklenince devam etmek anlamsızdır, işe daha da geç olmadan, en baştan başlamak gerekmektedir. Türkiye, Rusya’nın talebi üzerine cihatçı/ılımlı İslamcı ayırımı yapma ve ılımlı İslamcıları kurtarma gibi iddialardan vazgeçmeli, Rusya Federasyonu ve İran İslam Cumhuriyeti ile birlikte Assad’ın ülkesinin bütünlüğü için Suriyeli isyancı ve cihatçılara karşı yürüttüğü mücadeleyi sonuna kadar desteklemelidir. En milli ve de yerli çıkarlarımız bunu gerektirmektedir.

Kürt koridorunu destekleyen ve kilometrelerce öteden bölgedeki varlığını Kürtler üzerinden sürdürmeye çalışan Birleşik Devletlerin tarafında yeniden yer almak, Türkiye açısından işleri daha da karmaşık bir hale getirecektir.

 

Sözde bağımsız Kürdistan toprakları. Koridora ve ucunun Akdeniz’e ulaşmadığına dikkat.

 

Suriye’de Assad’a karşı ayaklanan isyancı ve cihatçı ayaktakımına da kayıtsız şartsız teslim olarak ülkenin bütünlüğü için Assad ile işbirliği yapmaları telkin edilmelidir. Kürt koridoruna isyancı ve cihatçı ayaktakımı değil, sadece Rusya ve İran’ı arkasına alan Suriye rejimi engel olabilir.

Geçmişte Irak ve Suriye’de birçok şeye seyirci kalmışken şimdi ortaya çıkıp masum sivil halkı öne sürerek ateşkes çağrısı yapılması, en azından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran’ı ikna etmeye yetmedi. Hadi Fırat Nehri batısını, bağımsız devriyeler atmakla övündüğümüz Münbiç kasabası hâlâ sorun olmayı sürdürse de hallettik diyelim, nehrin doğusu için planımız ne olacak? Bırakalım bu meseleyi Rusya ve İran’ın desteğini arkasına alan ve bütün Suriye topraklarını yeniden ele geçirmeye yemin eden Assad halletsin. Neden mi? Sözde müttefik Birleşik Devletler, bizi Kürt Koridoru konusunda kandırıyor da ondan…

Vakit geçirilmeden Ishtabraq Mount, Maidan Ghaza, Surman, Tell Tuqan, Al Eis, Rashidin, Anak Mount, Jabal Aqil, Simeon Mount ve Salwa’da bulunan gözetim noktaları kapatılmalı ve Türk askeri Türkiye sınırına çekilmelidir. Biz oradayken saldıramazlar söylemi, Türk askerini canlı kalkan olarak kullanmak denektir.

 

Russia, Turkey, Iran fail to agree on ceasefire for Syria’s Idlib

The presidents of Turkey, Iran and Russia on Friday failed to agree on a ceasefire that would forestall a Syrian government offensive in the rebel-held Idlib province which the United Nations fears could cause a humanitarian catastrophe involving tens of thousands of civilians.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın