Suriye Ordusu Erdoğan’ın Saldırısını Engellemek Maksadıyla Kürtlerin Kontrolündeki Münbiç’e Girdi

Kürtleri Kim Kimden Koruyacak?

Suriye Ordusu Erdoğan’ın Saldırısını

Engellemek Maksadıyla Kürtlerin Kontrolündeki Münbiç’e Girdi

Birleşik Devletler tarafından desteklenen Kürt YPG militanları bölgeden çekilirken, Suriye Ordusu; Erdoğan’ın Türk askeri istilasını genişletme ve kuzey Suriye’yi işgal tehdidine müsaade etmeyeceğinin bir işareti olarak Münbiç’e girmiş ve bölgede kontrolü ele geçirmiştir.

 

Yazar: Elijah J. Magnier, Russia Insider, 4 Ocak 2019

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 10 Ocak 2019

 

 

Birleşik Devletler başkanlık uçağı,  içinde Donald Trump ile birlikte batı Anbar’da bulunan Ayn al-Assad Irak askeri üssüne gecenin karanlığında iner. Ve üç saat sonra kalkış yaptığında; Irak parlamento üyeleri ülkede bulunan 5200 ABD askerinin ülkeyi terk etmesini talep ettiklerinden, Mezopotamya’dan arkasında bir protokol, politik ve parlamenter kriz bırakarak ayrılır.

Irak liderlerinden hiç birisi (Başbakan Adel Abdel Mahdi, Irak Parlamentosu Sözcüsü Mohammad al-Halbusi ve Devlet Başkanı Barham Salih) böyle bir görüşme için ABD’nin koşullarını reddettiklerinden Trump’ı karşılamaya gelmezler. Trump, arkasında bölgeyi kimin kontrol edeceğine karışmadan Suriye’den ayrılmaya kararlı görünmektedir, bu sabah Kürt liderler ve Şam Yönetimi arasında varılan anlaşma sonrasında Suriye Ordusu Münbiç kentinin dış mahallelerine girmiştir. Acaba Trump, başkanlık süresinin dolduğu Ocak 2021 tarihinden önce Irak’tan da çekilecek midir?

Trump’ın ziyaret hazırlıkları esnasında Irak Başbakanı Adel Abdel Mahdi’den ABD başkanını karşılaması talep edilir. Mahdi, başkent Bağdat’ta yani Irak topraklarında ya da ABD askerlerinin bulunduğu Ayn al-Assad askeri üssünde, Irak ulusal güvenlik kuvvetleri ve ordu birliklerinin olduğu Irak tarafında ABD başkanını karşılamayı kabul eder. Irak-ABD üssünün ABD kontrolündeki tarafında başkanı karşılaması, Irak Başbakanı Adel Abdel Mahdi’nin kendi ülkesinde bir ziyaretçi gibi görülmesine neden olacaktır.

Başkan Trump’ın varışından birkaç saat önce, Birleşik Devletler Büyükelçisi Douglas Silliman, Başbakan Abdel Mahdi’ye Trump’ın onu üssün ABD tarafında kabul edeceğini söyler. Trump hızlı bir ziyaret için Bağdat’a gitmeyi ve güvenlik gerekçeleriyle de Ayn al-Assad üssünün Irak tarafına geçmeyi kabul etmemiştir. Irak Başbakanı Abdel Mahdi, Irak devlet başkanı ve parlamento sözcüsünün de yaptığı gibi ABD davetini kabul etmez. Her üç politikacının da ABD davetini reddetmeleri nedeniyle kamuoyu nezdinde itibarları yükselir.

Yabancı hükümran bir ülkeye inen Trump’ın protokol kurallarını hiçe sayması, mahalli politikacıları organizasyon liderlerini ve parlamento üyelerini öfkelendirir. Kendilerini hakaret edilmiş olarak hisseder ve ABD kuvvetlerinin ülkeden çekilmesi çağrısında bulunurlar. Bazıları ABD birliklerinin zorla ülkeden çıkarılacağı tehdidinde bulunur.

Parlamento koalisyon başkanı ve 2003-2011 yılları arasındaki Irak işgali esnasında ABD askerlerinin öldürülmesinden sorumlu ‘‘Asaeb Ahl al-haq’’ lideri olan Qais al-Khaz; Irak’ın, Trump’ın hakaretine ABD birliklerinin ülkeden çıkarılması çağrısıyla tepki göstereceğini ve Irak’tan çekilmemeleri durumunda zorla çıkaracak savaş deneyimine sahip olduklarını ifade eder.

Trump’ın ABD birliklerini Irak’ta muhafaza etmeyi sürdürme yönündeki planını açıklaması ve Suriye’ye Irak’taki üslerden geri dönebileceğini söylemesi gerilimi iyice artırır. Irak Hizbullah’ı Irak’taki üslerden Suriye’yi vuracak elin kesileceğine söz vererek derhal tepki gösterir.

ABD Başkanı Suriye’den, en azından Münbiç’ten çekileceğine yönelik verdiği sözü tutacakmış gibi görünmektedir. Birleşik Devletler,  Ankara’nın birlikleri çekilen ABD birliklerinin yerini alabilsin diye Türkiye ile koordineli bir çekilme anlamına gelen ‘‘organize bir çekilme’’ yapılacağını ilan etmiştir. Türkiye, Suriye eyaletinin sınırına binlerce asker ve vekâlet savaşçısı yığarak Münbiç ve Tal Abiad kentlerine girmeye hazırlanmaktadır. Bununla birlikte Perşembe gecesi Suriye yönetimi ile YPG’li Kürtler arasında yapılan anlaşma, Suriye ordusundan 1’inci ve 5’inci tümenlere Münbiç’i geri almaları ve kentte Rusya ve Suriye bayraklarını çekmeleri için yeşil ışık yakmıştır. Bu gelişme, Türkiye ve vekâlet savaşçılarının eyalete girmesini engellemektedir. Bu karar Türkiye’ye Rusya üzerinden bildirilmiştir.

Moskova, Türkiye’nin İdlib bölgesinde geçici bir yönetim kurmasına izin veren Astana anlaşmasına dâhil olmayan daha fazla Suriye toprağını kontrol etmesinin önünde durmaktadır. Rusya, Birleşik Devletler’in çekilmesi sonrasında Kürt kontrolündeki bölgelerin Suriye Ordusuna normal bir şekilde devredilmesinin gerekliliğine inanmaktadır. Şam ve Tahran bu hususta son derece kararlıdır, Hasaka eyaletinde geri çekilen ABD birliklerinin yerini sadece Suriye kuvvetleri almalıdır.

Üstelik Şam kuvvetleri hâlâ Kamışlı’da konuşludur ve ABD işgal kuvvetlerini kuzeydoğu Suriye’den çektiğinde bütün mevzilerin kontrolünü kolaylıkla ele geçirebilir. Münbiç kentinin çevresindeki farklı köylerde, bazılarında Rus askerlerinin olduğu Suriye Ordusunun kontrolünde olan gözetleme noktaları (köyler) şimdiden tesis edilmiş durumdadır. Bütün bunlar, Rusya’nın onayı olmadan hiçbir birliğin geçemeyeceği, aksi takdirde bombalanıp saldırıya uğrayacağı yönünde Ankara’ya açık bir mesajdır. Münbiç’in kontrolü, oyunun kurallarını kökünden değiştirecektir ve Moskova’nın yardımıyla, ABD birliklerinin çekilmesi sonrasında Şam hükümetinin, sonradan İdlib eyaletine odaklanmak üzere al-Hasaka eyaletini ele geçireceğinin açık bir göstergesidir.

Rusya, ABD’nin çekilmesi ve tarafların rolleri hakkında konuşmak maksadıyla; devlet başkanı temsilcileri, Dışişleri ve Savunma bakanları ile istihbarat servis başkanlarının katılacağı, bu Cumartesi günü Moskova’da düzenlenecek önemli bir toplantı çağrısında bulunmuştur.

Henüz nihai karar verilmese de Türkiye, Rusya ve İran’ın katılacağı Moskova’da diğer bir toplantı da programlanmıştır. Hedef, ABD’nin işgal ettiği Suriye’den çekilmesinin, bu liderler arasında yaratabileceği olası bir ayrışmayı engellemektir. Şam, mahalli Kürt yönetiminin kendi yanında yer almasını reddetmiş ve İslami devlet terör örgütünün yenilgiye uğratılmasından sonra Türkiye ve Suriye yönetimlerinin talebi olan Kürtleri silahsızlandırmayı kabul etmiştir.

Gerçekten de Kürtler, IŞİD terör örgütünün Suriye topraklarındaki varlığını sonlandırmak maksadıyla, yakında başlaması beklenen Fırat nehri boyunca yapılacak savaşta İslami Devlet terör örgütüne karşı savaşan Suriye ordusuna yardım edecektir. İslami devlet terör örgütü artık ABD korumasından yararlanmadığından Suriye topraklarındaki işgalinin sona ermesi oldukça yakındır.

Rusya ile yapılan görüşmelerde Türkiye, Birleşik Devletler’in Suriye kuvvetlerinin girişine müsaade etmeyebileceğini ileri sürmüştür. Türkiye, Trump ve Erdoğan arasında varılan anlaşmada yapılacak herhangi bir değişikliğin ABD’nin çekilme kararını geciktireceğini iddia etmektedir. Şam ve Tahran, ABD birliklerinin Suriye’den ayrıldığını görmeye, fakat alanın da Türkiye’ye bırakılmaması konusunda gerçekten isteklidir. Rusya bu hususta Şam’ı desteklemektedir.

 

Ankara aslında; Kürt kontrolü altındaki alana tek taraflı girme kararının, Fırat Kalkanı, İslam Ordusu, al-Hamza Tugayı, Özgür Doğu ve diğer vekâlet savaşçılarına Rusya’nın müdahalesini tetiklemesinden ve İranlıların, eyaletteki Kürtleri ve Arap kabilelerini daha fazla Suriye bölgesini ele geçirmesini engellemek üzere silahlandırmasından korkmaktadır. Türk birlikleri ve kontrolü altındaki vekâlet savaşçıları halen Jarablus, al-Bab, Afrin ve İdlib bölgelerini işgal altında tutmakta ve Türkiye, Rusya ve İran tarafından desteklenen Suriye ordusu ile zoraki bir savaşa girmek istememektedir.

Türkiye, Rusya ve İran’ı oyunun içinde tutmak istiyor gibi görünmektedir. Türk ordusu ve Suriyeli vekâlet savaşçıları, Münbiç ile en zengin doğal gaz ve petrol yataklarının bulunduğu Deir ez-Zour kenti arasındaki 500 kilometrelik mesafeyi aşmayı asla başaramayacaktır. Oysa bu bölge, Fırat nehrinin öbür tarafındaki en yakın Suriye Ordusu mevzilerine sadece onlarca kilometre uzaklıktadır.

Rusya, Şam ve Tahran’ın bir strateji belirlemesini ve ABD’nin çekilmesi sonrasında uygulanacak olan ve öncelikli olarak İslami Devlet terör örgütüyle savaşı ve mümkün ise Türkiye ile bir çatışmadan sakınmayı öngören bir aksiyon planı ve yol haritasının Rus ordusu ile koordine edilmesini şart koşmuştur. Bu müttefikler arasında durum çok hassas ve karmaşıktır. Münbiç’in ele geçirilmesiyle durum, bölünmenin veya herhangi bir tampon bölgenin sonunun geldiğini gösteren Suriye’nin bütünlüğü lehine görünmektedir.

Tahran, Birleşik Devletler’in aşağıdaki haritada görülen Levant ve Mezopotamya bölgelerini arkasında bir huzursuzluk bırakmadan kalıcı olarak terk etmeyeceğine inanmaktadır. Bu durum da İranlı yetkililere Irak parlamentosu nezdinde ABD’nin Irak’tan da çekilmesi için lobi faaliyetleri yapması yönünde ilave bir isteklendirme vermektedir.

Irak’ın, İran’ın yakın bir müttefiki olduğu ve Birleşik Devletler’in fanatik bir destekçisi olmadığı konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Irak parlamentosu, Başbakan Adel Abdel Mahdi’ye, Başkan Trump’tan, 2020 yılındaki görev süresi dolmadan ABD kuvvetlerini ülkeden çekmesini talep etmesi yönünde baskı uygulayabilir. Birleşik Devletler ve ‘‘Direniş Ekseni’’ birtakım entrikalar çevirebilir ve planlar yapabilir, fakat son söz Irak halkına ve daha iyi bir gelecek umuduyla kayıp vermeyi göze alan ve yaralarını sarabilen Ortadoğu’da ABD hegemonyasını reddedenlere ait olacaktır.

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir, yazıda ifade edilen ve ileri sürülen görüşler yazar Elijah J. Magnier’e aittir. Yazının çevrilerek paylaşılması, Sun Savunma Net sitesi ve çevirenin aynı görüşleri paylaştığı anlamına gelmemektedir.

 

ABD Savunma Bakanı James Mattis, Suriye’den çekilme konusunda Trump ile aynı fikirde olmadığından istifa etmiştir.

Başkan Donald Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı olan John Bolton İsrail’de yaptığı açıklamada, ülkesinin Suriye’den çekilmesini ‘‘Türkiye’nin Kürtleri koruma güvencesi verme’’ şartına bağlayarak, “Türkiye’nin, kendileriyle tam koordinasyon içinde olmadan Suriye’de askeri müdahalede bulunmasını istemediklerini” belirtmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Kürtlerin korunmasına ilişkin anlaşma sağlanmadan Suriye’den çekilmeyeceğiz” diyen ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a tepki göstererek; “Türkiye’nin Kürtleri hedef aldığı iddiası akıl dışıdır. Türkiye’nin hedefi DEAŞ ve PKK/PYD/YPG terör örgütleridir” açıklamasını yapmıştır.

https://russia-insider.com/en/syrian-army-rolls-kurdish-held-manbij-keep-erdogans-invasion-bay

 

 

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın