Suriye’nin Kürt Problemini Türkiye Değil, Suriyeliler Çözecektir

Suriye’nin Kürt Problemini Türkiye Değil, Suriyeliler Çözecektir

Yazar: Amberin Zaman, Al Monitor, 26 Şubat 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 4 Mart 2018

Foto: Green Left Weekly.

Bütün dünya tarafından tanınan Suriyeli Kürt lideri Salih Müslim, Türkiye’nin talebi üzerine, 24 Şubat 2108 günü Çek Cumhuriyeti başkenti Prag’da gözaltına alınmıştır. Ankara, 2016 yılı Mart ayında Ankara’da gerçekleştirilen, 37 kişinin yaşamını yitirdiği araç bombalama olayı ile bağlantısı nedeniyle Müslim’in sınır dışı edilerek Türkiye’ye iade edilmesini talep etmektedir. Türkiye’nin, Müslim’in suç ortaklığını ispatlamak maksadıyla, elinde varsa hangi delilleri sunduğu belirsizliğini korumaktadır. Bu hareket, Türkiye’de iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin Kürtlerle barış yapma gayretlerini nasıl bıraktığının diğer bir işaretidir. Türkiye barış yerine eski ve şimdiye kadar başarısız olan, Türkiye’de ve şimdi de Suriye’de, siyasi liderlerini suçlarken Kürtleri askeri olarak yenilgiye uğratma taktiğine geri dönmüş durumdadır.

2012 ile 2015 yılları arasında Salih Müslim, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan’dan ilham olan Suriye Kürt hareketi bünyesinde, Ankara’nın en üst seviyedeki muhatabı konumundadır.

İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir kimya mühendisi olan Müslim, yakın bir zamana kadar Demokratik Birlik Partisinin (PYD) eş başkanlığı görevini yürütmüştür ve herhangi bir silahlı faaliyete katıldığı bilinmemektedir. Müslim, Washington’un önceki Suriye temsilcisi Michael Ratney dâhil üst düzey yetkililer tarafından ağırlandığı Avrupa başkentlerinde tanıdık bir simadır. 2015 yılı Şubat ayında Müslim, Türk ordusu ve PYD’nin silahlı kanadı Halk Savunma Gücünün (YPG) birlikte icra ettiği, Osmanlı İmparatorluğunun kurucusunun dedesi Süleyman Şahın kemiklerinin, Suriye’nin kuzeyindeki bir türbeden, Türk sınırı yakınındaki bir köye transfer edildiği kritik bir operasyonu yönetmiştir.

 

İki emperyalist güçten garip ve Türkiye’yi öfkelendiren PYD açıklamaları: sağda ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf ( Foto: Meltem Haber), solda Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov (Foto: Erdal Sarızeybek)

 

Al-Monitor, tutuklanmasından sadece iki gün önce, 22 Şubat 2018 günü Müslim ile Türkiye ile ilişkileri hakkında Skype üzerinden oldukça ayrıntılı bir görüşme gerçekleştirmiştir. Müslim’in 27 Şubat 2018 günü mahkeme önüne çıkması beklenmektedir.

Aşağıda, uzunluk ve netlik aşısından çok küçük düzeltmeler yapılan, Salih Müslim ile Türkçe olarak gerçekleşen görüşme metnini okuyabilirsiniz

 

Al-Monitor: Bir Türk mahkemesi, terörle ilgili suçlar nedeniyle hakkınızda tutuklama emri çıkardı ve Türkiye, İnterpol’e size karşı bir kırmızı bülten çıkarmasını talep etti. Bunlar hayatınızı etkiledi mi?

Müslim: Hayır, en azından Avrupa’da hiçbir şekilde etkilemedi.

Al-Monitor:  Suriye pasaportu ile mi seyahat ediyorsunuz?

Müslim: Evet. Ben Türk vatandaşı değilim.  Ve herkes de bu meselenin aslında siyasi olduğunu biliyor. İnterpol’ün belirli kriterleri vardır ve bildiğim kadarıyla da Türkiye’nin talebi bu kriterleri karşılamıyor.

Al-Monitor:  Türk yetkililer ile ilk resmi temaslarınız ne zaman gerçekleşti? İlk önce kim kimi aradı?

Müslim: Her şey şöyle başladı: O zamanlar Şam’daydık. Hassan Abdel Azim tarafından yönetilen Suriye Muhalefeti Demokratik Değişim Ulusal Koordinasyon Komitesi üyeleriydik. Bize bir delegasyonun bizimle görüşmek istediği söylendi.

Al-Monitor:  Delegasyonda kimler vardı?

Müslim: Zamanın Suriye ABD Büyükelçisi Robert Ford ve Türk Büyükelçi Ömer Önhon bizim ofisimize geldiler. Bay Önhon kısa bir süre kaldı ve ayrıldı. Sanırım varlığımdan rahatsız olmuştu. Ford ile yaklaşık dört saat boyunca görüştük. Sonra Bay Önhon birisi aracılığı ile haber göndererek bizimle görüşmek istediğini belirtti. O zamanlar Kahire’deydiler. Ben de oradaydım. ‘‘Güzel,  biz varız’’ dedik. Biz Türkiye ile diyaloğa girmeye her zaman hazırdık. Bir toplantı yaptık. Tam tarihi hatırlamıyorum, ama bu toplantı 2012 yılında gerçekleşti, Temmuz ayı sonrasıydı.

Al-Monitor:  Neden sizinle bir toplantı yapmak istediler?

Müslim: Onlar neden muhalif Suriye Ulusal Konseyi ile görüşmediğimizi ve neden muhaliflere katılmadığımızı öğrenmek istiyorlardı. Biz onlara muhaliflerin içinde olduğumuzu ve onlarla konuşmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Suriye Ulusal Koalisyonu henüz oluşmamıştı. Sonra Bay Önhon bizi yine aradı ve bizimle görüşmek isteyen biri olduğunu söyledi. Bu kişi, Suriyeli silahlı muhalif gruplardan bir tanesinin temsilcisiydi. Kabul ettik ve onunla görüştük. Bize 90 savaşçıya sahip olduğunu söyledi. Sonradan bir şarlatan olduğu ortaya çıktı. İşe yaramazın biri olduğu sonucuna vardık. Sonra İstanbul meselesi gündeme geldi.

Solda Suriye Büyükelçisi Ömer Önhon, sağda Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu.

 

Al-Monitor:  Ne hakkındaydı?

Müslim: Bütün bu temaslar Bay Önhon tarafından organize ediliyordu. O hala resmi olarak Suriye büyükelçisiydi, fakat Türkiye’nin, Suriye’de temsil seviyesini düşürmesi ve rejim değişikliğini desteklemesi nedeniyle geri çekilmişti. İstanbul’a gittim. Beni bir kez daha Suriye muhaliflerinden iki üye ile tanıştırdılar. İki adam da Müslüman kardeşler örgütündendiler. Türkiye’nin hedefi, onların şemsiyesi altında bizim muhaliflere katılmamızdı. Biz her şeye açık olduğumuzu ifade ettik, fakat bu insanlar bizim varlığımızı, Kürtlerin varlığını tanımayı reddediyordu. Haklarımızla ilgili herhangi bir söz vermeyi reddettiler. Kafa yapıları rejiminki ile aynıydı. Biz haklarımızı talep ediyorduk. Bize, en azından kağıt üzerinde bazı şeyler teklif edebilirlerdi. Onlardan, ‘‘Suriye’de bir Kürt problemi var ve biz bu Kürt problemini çözeceğiz’’ sözlerini ifade etmelerini talep ediyorduk. Ancak bu şartla onlarla birlikte çalışmayı kabul edebilirdik. Fakat onlar; ‘‘Hayır, siz yoksunuz’’ diye cevap verdiler. Eğer yoksam sizinle nasıl birlikte çalışabilirim? Bu konuşmalar 2012 ve 2013 yıllarında gerçekleşti. Ve hiçbir sonuç alınamadı. Bizi tanımak istemiyorlardı. Bize haklarımızı vermek istemiyorlardı.


Al-Monitor: Sizin, şimdi New York’ta Türkiye’nin Birleşmiş Milletler daimî temsilcisi olan eski Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile de çok yakın temaslarınız oldu. Ne zaman görüştünüz?

Müslim: Yaklaşık olarak aynı zamanlarda (2012-2013). İstanbul’da bir araya geldik. Sadece bir kez değil, iki, üç kez görüştük. Fakat Bay Önhon hep yanımızdaydı.

Al-Monitor: Aşağı yukarı aynı zamanlarda da hareketinizden başkaları, Ankara’da resmi görüşmeler yürütüyorlardı, değil mi? Ve eğer yanılmıyorsam Suriye Demokratik Konsey Eş Başkanı İlham Ahmed de aralarındaydı değil mi?

Müslim: Evet, onlar Kobani ve Süleyman Şah’ın kemiklerinin transferi hakkında görüşüyorlardı. Fakat ne bizim tarafımızdan tam olarak kimlerin orada olduğunu ne de Türk tarafından kimlerle görüştüklerini bilmiyorum.

Al-Monitor: Peki, sizin Türklerle görüşmeleriniz sadece Suriye muhalefetindeki rolünüzle mi ilgiliydi?

Müslim: Evet. O zamanlar bana devamlı Suriye muhaliflerine katılmamı söylüyorlardı.  Tek söyledikleri buydu.

PKK ile sürdürülen Çözüm Süreci esnasında Mehmet Metiner ve Yiğit Bulut’un gazete manşetlerine yansıyan görüşleri.  

 

Al-Monitor: Sizden otonomluk vazgeçmenizi ve kantonları rafa kaldırmanızı talep etmediler mi?

Müslim: Hayır, bana asla böyle bir şey söylemediler. Ne olursa olsun biz ne yaptığımızı açıkladık. Rejim, kuzey Suriye’de esas olarak Kürt bölgelerinden çekildiğinde bir otorite boşluğu vardı ve biz de bu boşluğu dolduruyorduk. Sessiz kaldılar. Cevap olarak hiçbir şey söylemediler.

Al-Monitor: Yaklaşık olarak aynı zamanlarda hükümet, PKK lideri Abdullah Öcalan ile de barış görüşmeleri yapıyordu. Hükümetin Öcalan’dan, sizin üzerinizdeki etkisini Suriye’de otonomluk talebinden vazgeçmeniz ve Suriye Devlet Başkanı Bashar al-Assad’ı devirmek için yürütülen mücadeleye katılmanız için kullanmasını istediği yönünde söylentiler var.

Müslim: Görüşmelerimiz esnasında asla Bay Öcalan’dan bahsetmediler. Kendi aralarında neler konuştuklarını ben bilmiyorum.

Al-Monitor: Gazeteci Amed Dicle, geçenlerde yazdığı kitabında, Süleyman Şah görüşmeleri sürerken, sizin Türk yetkililerden Öcalan’ı hapishanede ziyaret etme izni talebinde bulunduğunuzu yazdı.

Müslim: Ben sadece mümkün olması durumunda bunun çok iyi olacağını ifade ettim. Fakat o anda aklıma gelen bir şeydi.

Al-Monitor: Türk yetkililer ile görüşmek için Türkiye’ye kaç kez gittiniz?

Müslim: Dört kez. Süleyman Şah operasyonu esnasında İstanbul’daydım İstanbul’a operasyon öncesi gitmiştim. Yanımda hareketimizden bir arkadaş da vardı. Ben İstanbul’da kaldım, o ise Kobani’ye gitti. Onunla sürekli olarak temastaydık. Ankara’da da Süleyman Şah operasyonu için hazırlanan bir operasyon merkezi vardı. Oradaki Türk yetkililerle de irtibat halindeydim. Her şey bittiğinde operasyon merkezindekilerden birisiyle konuştum. ‘‘Görev bitti’’ dedim. Onlar da ‘‘Görev tamamlandı. Her şey bitti’’ diye yanıt verdiler. Sonra arkadaşımı aradım ve açık kalan bir husus kalıp kalmadığını kontrol ettim. Hayır diye cevap verdiler ve ben de İstanbul’dan ayrıldım. (Yazarın notu: Bu Müslim’in Türkiye’ye son seyahatidir).

Al-Monitor: Süleyman Şah operasyonu esnasındaki iş birliğinin Türkiye ile ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğine inanıyor muydunuz?

Müslim: O zamana kadar bizimle Türkiye arasındaki güven çoktan sarsılmıştı. Fakat biz yine de iyi niyet göstermeye karar verdik Kendisinden bir şey rica edildiğinde yapmayan biri pozisyonunda olmak istemedik. Türk kuvvetlerine, türbeyi almak için Suriye’nin 30 kilometre içine girmelerinde ve Kobani’den geçişlerinde yardımcı olduk. Onlara eskortluk yaptık ve onları koruduk. Onların emniyetli ve sağ salim giriş çıkışlarını sağladık. Bu bir iyi niyet gösterisiydi.

Fırat Şah harekâtını yöneten dörtlü: Orgeneral Akın Öztürk, Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Orgeneral Hulusi Akar. Foto: Sputnik

 

Al-Monitor: Güveniniz neden sarsıldı?

Müslim: Türkiye, Jabhat al-Nusra gibi grupları eğitiyor ve onları bize karşı savaşmaları yönünde teşvik ediyordu.  Türkiye ikiyüzlü hareket ediyordu. Türkler, Jarablus üzerinden bu grupların iş birliği ile küçük bir garnizonun koruma maksadıyla bulundurulduğu Süleyman Şah türbesine gidip geliyorlardı. Kobani yerine Jarablus üzerinden türbeye gidip geliyorlardı. Bu bizde bir şüphe uyandırdı. Bölgemizin içinden geçen yolu hiçbir zaman onlara kapatmamıştık. Fakat operasyonu bizimle birlikte yapmak istediklerini söylediklerinde tamam dedik. Bunun Türkiye ile yeni ve daha sağlıklı ilişkiler kurmamıza yardım edeceğini düşünüyorduk. Bunun yanı sıra Bay Öcalan ile yapılan barış görüşmeleri de hala sürüyordu.

Al-Monitor: Jarablus üzerinden türbeye ulaşma imkânları varken onu taşımak için neden siz geldiler?

Müslim: Bunu gerçekten bilmiyorum. Türbeyi nereye taşıdılar? Bizim kontrolümüz altında olan bir bölgeye, Ashme’ye taşıdılar. Sanırım orada daha güvende olacağı sonucuna ulaştılar. Silah arkadaşlarım taşındığı yeni yerin emniyetini sağladılar.

Al-Monitor: Gerçi bir Türk askeri operasyon esnasında hayatını kaybetti.

Müslim: Evet. Ölümü kazayla oldu. O bir kazaydı.

Fırat Şah harekâtını Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte bizzat idare eden ve Süleyman Şah türbesini yeni yerinde, beraberindeki kara ve hava kuvvetleri komutanları ile birlikte ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel. Foto: Sözcü

 

Al-Monitor: Operasyonu yönetmek için İstanbul’dayken Sinirlioğlu ile de görüştünüz mü?

Müslim: Evet, yüz yüze görüştüğümüzü hatırlıyorum.

Al-Monitor: Onunla ilişkileriniz nasıldı?

Müslim: Aşırı derecede düşünceli ve nazik bir insandır. Daima çok anlayışlıdır. Emirleri kimin verdiğini bilmiyorum, fakat temasımız sona erdi.

Al-Monitor: Oğlunuz Sirwan cihatçı gruplara bağlı bir keskin nişancı tarafından vurularak öldürüldüğünde Türk hükümetinden sizi arayarak baş sağlığı dileyen kimdi?

Müslim: Bay Önhon aradı. Beni, kendisi ve Bay Sinirlioğlu adına aradı. Biliyorsunuz oğlum keskin nişancı eğitmeniydi. Onun şehadetine şahit olanlarla konuştum. Kobani doğusunda bulunan küçük bir köyde keskin nişancılar arasında sürüp gitmekte olan bir mücadele varmış.

Al-Monitor: Orada kimler savaşıyordu?

Müslim: O zamanlar İslami Devlet (IŞİD) yoktu. Jabhat al-Nusra ve uzantıları bölgedeydiler. Onların hepsi aynıydı. Bizim kuvvetlerimize karşı mevzilenmişlerdi. Keskin nişancılarımızdan birisi onlardan birkaç kişiyi öldürmüş. Ve onlar da oğlumu Sirwan’ı, şehidimi vurdular. Türk sınırına çok yakın bir yerdeydi. 9 Ekim 2013 günü şehit edildi.

Al-Monitor: Oğlunuzu kaybettiğinizde Türkiye’yi suçladınız mı?

Müslim: Hayır, asla bunu yapmadım. O zamanlar birkaç kişi bana oğlumun katilinin Türkiye’den gelmiş olabileceğini söyledi. Hayır dedim. Diğerleri Türkiye’nin sorumlu olup olmadığını sordular. Hayır dedim, öyle değildi ve o düşünce asla aklımın ucundan dahi geçmedi.

Al-Monitor: Türkiye ile ilişkileriniz dramatik bir şekilde değişti. Türkiye tutuklanmanız için bir mahkeme emri çıkardı. Başınıza 1 milyon ABD doları ödül dahi koydular. Türkiye size karşı Afrin’de askeri bir saldırı başlattı. Neden? Bütün bunlar nasıl oldu?

Müslim: Gerçekten anlamıyorum. Türkiye’deki Kürt problemi ile Suriye’deki Kürt problemi iki ayrı meseledir ve ayrı olarak çözülecektir. Bizim Suriye’deki problemimizi çözmek için biz Suriyeli dostlarımızla, Araplarla, Türkmenlerle ve diğerleri ile oturup konuşmalıyız. Türkiye ile değil. Fakat Türkiye ile bağlarımızı asla koparamayız. Aynı kabilelerden aynı ailelerin üyelerini birbirlerinden ayıran ortak sınırları paylaşıyoruz. Ve biz hiç şüphesiz Türkiye’den, Türkiye de bizden etkilenmektedir. Bu durumun temel nedeni Türkiye’nin Kürt fobisidir. Onlar, Kürtlerin hiçbir yerde, Türkiye’de, Suriye’de ve Irak’ta haklarına kavuşmalarını istemiyorlar. Geriye baktığımda, Türklerin Kürtlerle barış yapmayı istemek konusunda asla samimi olmadıklarını görüyorum. Eğer Türkler Kürtlere yaklaşsalar, Kürtlerle birlikte çalışsalardı, Orta Doğudaki en güçlü ülke olurlardı. Türkiye her gün halkımıza saldırıyor. Afrin’de. Kobani’de. Masum insanlar öldürülüyor.

Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag kentinde Türkiye’nin talebi ile tutuklanan ve mahkeme kararı ile neredeyse derhal serbest bırakılan Salih Müslim. Foto: Karar.

 

Al-Monitor: Birleşik Devletler bu sorunları gidermek için bir şeyler yapabilir mi?

Müslim: Amerikalılar bize hiçbir konuda söz vermediler. İslami Devlete karşı birlikte savaşıyoruz. Onlar kendi üzerlerine biz de kendi üzerimize düşenleri yapıyoruz. Fakat Birleşik Devletler, Şam ile ilişkilerimizi nasıl yürüteceğimiz konusunda bize asla bir şey söylemedi. Biz istediğimizi yapmakta özgürüz. Bunu herkes bilmelidir. Birleşik Devletler ile İslami Devlete karşı mücadelede iş birliği yaparsak bu herkesin yararınadır. Ve İslami Devlete karşı savaş henüz sona ermemiştir.

Al-Monitor: Fakat Birleşik Devletler diğer şeylerin yanı sıra İran etkisine karşı koymak için Suriye’de kalmayı planladığını ifade ediyor.

Müslim: İran ne bizim ne de Arap müttefiklerimizin olduğu bölgelerde kendi etkisini dayatamaz. Ne İran ne de Hezbollah bunu yapamaz.

Al-Monitor: Sizin Suriye rejimi ile bir anlaşmaya varmanız mümkün mü?

Müslim: Bakış açılarını değiştirmedikleri sürece mümkün değil. Fakat eğer demokratik bir değişim başlatmaya karar verirler ise o zaman sorunuzun cevabı evettir. Suriye’yi birleşmiş muhafaza edecek tek proje bizim projemizdir. Fakat rejim diktatörce yöntemlerini sürdürmekte ısrar ederse kimse bunu kabul etmeyecektir. O günler artık geçmişte kalmıştır.

Al-Monitor: Rejimin bunu anladığını düşünüyor musunuz?

Müslim: Muhtemelen evet. Ve eğer İran ve Türkiye bizim işlerimizde bize karışmazlar ise inanıyorum ki bir anlaşmaya varılabilir. Birleşik Devletlere geri dönersek, Türkiye’ye bize saldırılarını durdurmasını ve kendi sınırları içinde kalmasını söyleyebilir. Hiç şüphesiz istediğimiz bir şey olsa da sınırların yeniden açılmasını ve ticareti unutun. Şu anda, bütün istediğimiz Türkiye’nin bizi rahat bırakmasıdır.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve yazar, yayıncı kuruluş ve Salih Müslim’in görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi, yazıda ifade edilen ve ileri sürülen görüşlerin, kesinlikle Sun Savunma Net ve çeviren tarafından paylaşıldığı anlamına gelmemektedir.

 

Merasim Sokak Saldırısında TSK personelini taşıyan servislere düzenlenen kahpe saldırıdan görüntüler. Foto: Yeniçağ Gazetesi.

 

Terör örgütü lideri PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslim, 4 milyon TL ödülle terör suçlarından arananların yer aldığı kırmızı listede yer almaktadır. Türkiye’nin talebi üzerine Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag kentinde tutuklanan Salih Müslim, çıkarıldığı mahkemede, neredeyse derhal serbest bırakılmıştır. Karar öncesi ve sonrasında yapılan açıklamalar aşağıdadır:

Emekli Orgeneral İlker Başbuğ

PYD eşittir YPG, eşittir PKK, eşittir KCK. Niye, 2002 yılında PKK’nın 8’inci kongresinde alınan kararla kurulmuştur. Yapılanma 2003’te. Başına kimi veriyorlar? Salih Müslim. 2003’te Salih Müslim, KCK’nın yürütme organı içinde, PKK’nın asli yapılanmasında yer alan birisi. Ona diyorlar ki ‘Sen git kardeşim Suriye’de bir parti oluştur vesaire.’ 2003’te adam geliyor bu yapılanmanın başına geçiyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

‘‘PYD’nin başı yakalandı. Temennimiz odur ki; Çekya (Çek Cumhuriyeti) inşallah bunu Türkiye’ye teslim eder ve hak tecelli eder”.

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ

“Çekya mahkemesinin Salih Müslim kararı iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyecek bir karardır. Terör örgütüne destek kararıdır. Uluslararası hukuka aykırı karardır. Çekya’nın verdiği karar bizim için sürpriz olmadı. Bunlar siyasi karardır. Çekya içinde hukuk uygulansaydı, bu terörist başı Türkiye’ye iade edilirdi. Hukuk var ama hukuka uyan yok”.

Dışişleri Bakanlığı

“Karar terörle mücadele sorumluluğundan uzak. Çekya masumların acısını umursamadı. Karar Çekya’nın sorumluluklarıyla bağdaşmıyor “.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül

Muhataplarımızdan hatayı telafi etmelerini bekliyoruz. Kararın takipçisi olacağız”

Merasim Sokak Saldırısı – 17 Şubat 2016

Devlet Mahallesi Merasim Sokağı’nın İnönü Bulvarı kesimine yakın mesafede, Türk Silahlı Kuvvetleri personelini taşıyan servis araçlarına yapılan kahpe saldırıda, bomba yüklü otomobil patlatılmış, hain saldırıda 29 kişi hayatını kaybetmiş, 87 kişi yaralanmış, birçok araç ve bina zarar görmüştür.

 

Merasim Sokak Saldırısı soruşturması sonucunda haklarında iddianame düzenlenen sanıklar: Soldan sağa Zübeyir Aydar, Remzi Kartal, Cemil Bayık, Murat Karayılan, Fehman Hüseyin ve Salih Müslim.

 

Soruşturma sonucunda intihar saldırganının “Zinar-Raperin” kod adlı Abdulbaki Sömer olduğu belirlenmiştir. Saldırıya ilişkin iddianamede, PKK/KCK ile iltisaklı yayın yapan basın yayın organlarında eylemi TAK adında örgütün üstlendiği haberleri yer alsa da TAK’ın, PKK/KCK tarafından 2004’te kurulan paravan bir örgüt olduğu yer almıştır.

PKK/KCK terör örgütünün TAK ismini, örgütün uluslararası alandaki terörist imajından kurtulmak ve örgüt üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla kullandığı belirtilerek, TAK tarafından üstlenilen eylemlerin, PKK/KCK üst yönetiminin talimatıyla ve terör örgütü PKK/KCK mensupları tarafından gerçekleştirildiği kaydedilmiştir.

Ankara Cumhuriyet başsavcılığı 29 Türk vatandaşının yaşamını yitirdiği, 87’sinin de yaralandığı kahpe ve hain Merasim Sokak saldırısıyla ilgili yürüttüğü soruşturma sonucunda PKK’nın üst düzey yöneticileri Zübeyir Aydar, Remzi Kartal, Cemil Bayık, Murat Karayılan, Fehman Hüseyin ile PYD’nin elebaşı Salih Müslim’in de aralarında bulunduğu 68 kişi hakkında iddianame düzenlemiştir.

Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

 

Salih Muslim: Syria’s Kurdish problems will be solved by Syrians, not Turkey

Salih Muslim, a globally known Syrian Kurdish leader, was detained in the Czech capital city of Prague on Feb. 24 at Turkey’s request. Ankara is now demanding that he be extradited to Turkey where he faces terror charges over his alleged links to a March 2016 car bomb attack in Ankara that left 37 people dead.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın