Trump ile aynı dalga boyundaki Pompeo’nun Dışişlerine atanması şahinlerin kazandığı anlamına mı geliyor?

Trump ile aynı dalga boyundaki Pompeo’nun Dışişlerine atanması şahinlerin kazandığı anlamına mı geliyor?

 

Yazar: Robin Wright, 13 Mart 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 25 Mart 2018

Rex Tillerson’dan boşalan Dışişleri bakanlığı koltuğunu devralacak olan Mike Pompeo, bugüne kadar Başkan Trump’ınkine benzer, hatta bazı önemli konularda çok daha zor görevlerde bulunmuştur. Foto: Jacquelyn Martin / AP

 

Başkan Trump ve yeni Dışişleri bakanı Mike Pompeo, şimdilik birbirlerine denk kalitede olan iki insan konumundadırlar. Kovulduğunu Başkan Trump’ın attığı bir Twitter mesajı sonrasında öğrenen, görevden ayrılan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, sık sık Başkan ile çatışmaya girmiş ve son beş aydır gidici olduğu yönünde haberler ortalıkta dolaşıyor olsa da görevde sadece on dört ay kalabilmiştir. Pompeo bir Tillerson değildir, fakat eski bir büyükelçi olan ve Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili üç dışişleri bakanının sözcülük görevini yürüten diplomat Richard Boucher’e göre; Başkan Donald Trump, yeni Dışişleri Bakanının otoritesini baltalamayı sürdürürse o da gelecekte bir gün Tillerson olabilir.

Başkan ile halen CIA direktörü olan ve yeni görevini devralmadan önce onaylama oturumlarından geçmek zorunda olan Pompeo, açık bir şekilde sıkı fıkıdırlar. Tillerson’un ani kovuluşundan sadece dakikalar sonra Beyaz Ev ana girişinde (South Portico) konuşan Trump, kendinden emin ve güçlü bir şekilde Pompeo’yu övmüş ve ‘‘Zekâsına saygı duyuyorum’’ ifadesini kullanmıştır. Başkan sözlerini; ‘‘Bugüne kadar birlikte geçtiğimiz süreci takdir ediyorum. Aramızda çok iyi bir ilişki var, sebebi ne olursa olsun, kimya, her ne ise, insanlar neden iyi anlaşırlar? Ben her zaman, en baştan, ilk günden itibaren Pompeo ile çok iyi anlaştım’’ şeklinde sürdürmüştür.

İkili arasındaki ilişki Pompeo’nun ona, Tillerson’un Dışişleri Bakanı olarak başkana ulaşmasından çok daha fazla fırsat sağlayan, Beyaz Ev’e verdiği istihbarat brifingleri aracılığı ile gelişmiştir.

‘‘ŞAHİNİMSİ GÜVERCİN’’’ – Gerçek Trump kimdir? (Foto İllüstrasyon: Shawn Helton / 21WIRE)

 

Daha önce sağ kanat siyasi hareketi Tea Party’den Kansas kongre üyeliğine seçilen, Hukuk Fakültesi ve West Point Askeri Akademisinde öğrenim gören Pompeo, Beyaz Ev’e öylesine yapışmıştır ki CIA’deki bazı istihbarat uzmanları, önceki direktörler ile kıyaslandığında Pompeo’yu çok az gördüklerinden gizlice şikâyet etmektedirler. Trump ve Pompeo bunun yanı sıra, Amerika’nın dünyadaki rolü üzerindeki şahin tutumlu görüşlerinde de uyum içindedirler. Pompeo, 1986-1991 yılları arasında Birleşik Devletler ordusunda bir süvari subayıdır. Soğuk Savaş esnasında Berlin Duvarında devriye görevinde bulunmuş ve Kuveyt’i Irak işgalinden kurtarmak maksadıyla 1991 Körfez Harbinde ülkesine hizmet etmiştir.

Pompeo’nun göreve getirilmesiyle ilgili olarak; ‘‘Bunun, aşırı şahin tutumluların bir zaferi olup olmadığını bilmiyorum, fakat Trump’ın dünyayı nasıl gördüğünü gösteren zihniyetin bir yansımasıdır’’ diyen Boucher, sözlerini; ‘‘Trump, her problemi, karşı diplomasi manevralarıyla karşılık verilecek bir meseleden ziyade, askeri kuvvetle halledilmesi gereken bir tehdit olarak gören insanları etrafında görmek istiyor. Diplomasinin, bu ülke ve dünya için neler yapabileceğini anlamada bu yönetimin genel bir başarısızlığı var’’ şeklinde sürdürmüştür.

Bugüne kadar dört önemli İran, Kuzey Kore, Rusya ve Kudüs meselelerinde kamuya açık olarak yaptığı bütün konuşmalarda Pompeo, Başkan Trump’ın tutumu ile aynı, hatta bazı durumlarda çok daha sert bir tutum sergilemiştir. Bütün bu meselelerde Tillerson ise aksine, Başkan Trump ile konuşarak onun mantıksız, fevri ve tartışmalı hamleler yapmasının önüne geçmeye çalışmıştır.

İran ile varılan 2015 tarihli nükleer anlaşma hakkındaki farklı yaklaşımları belki de Trump’ın Tillerson ile anlaşmazlığa düştüğü konuların başında gelmektedir. Trump yaptığı bir açıklamada; ‘‘Bu konuda aynı fikirde değiliz’’ diyerek sözlerini; ‘‘İran anlaşmasına baktığınızda, bunun korkunç olduğunu düşünüyorum. Sanırım Tillerson bunun iyi olduğunu düşünüyor. Anlaşmayı bozmak veya bir şey yapmak istedim ve o biraz farklı düşünüyordu. Yani biz aslında aynı şeyi düşünmüyorduk’’ şeklinde sürdürmüş ve son olarak; ‘‘Mike Pompeo ile bizim çok benzer bir düşünme sürecimiz var. Sanırım her şey çok iyi gidecek’’ ifadelerini eklemiştir.

Mike Pompeo Kongre üyeliği esnasında, ‘‘Kansas ve bütün Amerikalılar için riski artıran, adil olmayan bir anlaşma olarak nitelendirerek ve İran rejiminin Amerika’yı imha etme niyetinde olduğunu öne sürerek, başkanın bunları anlamamasına akıl sır ermediğini ifade ederek’’,  Obama Yönetimi ve beş diğer dünya gücü tarafından hazırlanan nükleer anlaşmayı sürekli olarak kınamıştır.

Nükleer anlaşmanın ilk yıl dönümü olan 2016 yılında Pompeo daha da ileri gitmiş ve Tahran’daki teokratik yönetimin sonlandırılması çağrısını yapmıştır. Yaptığı çağrıda Pompeo; ‘‘Kongre, İran’ın tutumunu ve sonunda da İran rejimini değiştirmek için harekete geçmelidir’’ ifadelerini kullanmıştır. Trump’ın 2016 yılında başkan seçilmesi sonrasında attığı bir Twitter mesajında ise ‘‘bu korkunç anlaşmanın eski haline getirilmesini dört gözle beklediğini yazmıştır. CIA direktörlüğü esnasında Pompeo bunun yanı sıra, Osama Bin Laden’in kalmakta olduğu yerleşkede ele geçirilen, aralarında İran ve El Kaide lideri arasındaki yazışmaların da bulunduğu gizli belgelerin açıklanması çağrısını yapmıştır. İran ile ilgili olarak verilen birkaç bilgilendirme toplantısı esnasında, Trump Yönetimi rejim değişikliği istediğini inkâr ederek, sadece İran’ın tutumunda bir değişiklik arayışında olduğunu ifade etmiştir.

Kuzey Kore meselesinde ise Pompeo, geçtiğimiz yıl Aspen Güvenlik Forumunda yaptığı ve Kuzey Kore’de bir rejim değişikliğini desteklediğini ima ettiği konuşmasıyla birden manşetlere fırlamıştır. Pompeo, Kuzey Kore ile ilgili olarak en tehlikeli olan şeyin ülkenin nükleer silahlarının kontrolünü elinde bulunduran yönetimin karakteri olduğunu dile getirmiş ve Yönetimin perspektifinden bakıldığında yapılması gereken en önemli şeyin bu ikisinin ayrılmasının sağlanması olduğunu vurgulamıştır. Aylarca süren karşılıklı sözlü imha tehditleri sonrasında Başkan Trump geçtiğimiz hafta Kim Jong Un ile bir araya gelme hususunda yapılan daveti kabul etmiştir. Pazar günü, Fox News’e yaptığı açıklamada Pompeo; Birleşik Devletlerin Pyongyang ile görüşmesinde tek bir ödün dahi önermemesini söylemiş ve ‘‘Bu konuda hata yapmayın’’ ifadelerini kullanmıştır.

Foto: Pakbrary.com

 

Birkaç Birleşik Devletler istihbarat ajansı tarafından teyit edilen, Rusya’nın Amerikan seçimlerine karıştığı yönündeki iddialar karşısında Pompeo, Başkan Trump’ın söylediklerini tekrar etmiştir. 2016 yılı Rusya müdahalesiyle ilgili olarak; ‘‘O doğrudur, evet, şüphesiz, bir önceki ve ondan önceki seçimler için doğrudur. Onlar uzun zamandır bu işin içindeydiler. Ve onların hiç te geri adım atma niyetinde olduklarını sanmıyorum’’ ifadelerini kullanmıştır.

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer Salı günü, Pompeo’nun Dışişleri Bakanı olarak ‘‘yeni bir sayfa açmasını’’ ve Rusya ile Putin’e yönelik Amerikan politikalarını sertleştirmeye başlayacağını ümit ettiğini ifade eden bir Twitter mesajı atmıştır.

Pompeo uzun zamandan beri Amerika’nın en üst düzeydeki diplomatı olma hayalini kurmaktadır. CIA direktörü olarak politika belirleme yönünde tavsiyelerde bulunması teknik olarak sınırlı olmasına rağmen, Pompeo sık sık halka açık etkinlikler ve röportajlara katılmıştır. Trump onun görüşlerini genellikle bir araya geldikleri özel toplantılarda almıştır.

Haydi, casusluk başlasın… Foto: Secure Swiss Data

 

Fakat Pompeo’nun stili, tıpkı Trump gibi diyalog yerine çatışmaya dayanmaktadır. Kongredeyken şiddetli bir partizandır ve politik arenaya kadar çıkabilecek biri olarak görülmemektedir. Eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un, 2012 yılında Libya, Bingazi’deki Birleşik Devletler misyonunda Büyükelçi Christopher Stevens ve üç diğer Amerikalının öldürülmesinde suçlu olduğu yönündeki iddialar hakkında tam bir pitbull köpeği gibi davranmıştır. Kongrede saldırı olayını soruşturmak üzere kurulan komitenin üyesi olan Pompeo bir konuşmasında; ‘‘Harekete geçmek yerine Dışişleri Bakanı Clinton ve yönetimin geri kalanı, havan mermileri düşerken ve Amerikalılar ölürken çoktan fırıldak gibi dönmeye başlamışlardı’’ ifadelerini kullanmıştır. Stevens ailesi ise yaptıkları açıklamada, olayla ilgili olarak Clinton’u suçlamadıklarını açıklamıştır.

Pompeo dışişleri bakanlığı görevine, yine de eski bir petrol yöneticisi olan Tillerson’nu sahip olduğundan çok daha fazla bir tecrübe ile başlayacaktır. Profesyonel yaşamının çoğunda ulusal güvenlik meselelerinin çeşitli boyutlarına dâhil olmuştur. Pompeo bunun yanı sıra, Tillerson’un Dışişleri Bakanlığında yapmadığı bir şey olan, CIA’deki kariyer sahibi görevlilerin sözlerine değer vermesiyle de itibar kazanmış durumdadır.

Bir analizci, yazar ve eski bir Dışişleri Bakanlığı siyaset planlamacısı olan Robert Kagan’ın ifadesine göre, son olayların Dışişleri Bakanlığında bir gelişme anlamına gelmediğini söylemek kesinlikle mümkün değildir. Kagan’ın söylediklerine göre Tillerson ve çevresindekiler dış işler ve genel olarak bakanlıktaki olayları ele alış tarzları nedeniyle tam su katılmamış felakettirler. Pompeo bakanlık ile çalışmalarında, onu imha etmeye çabalamaktan ziyade çok daha iyi işler çıkaracaktır.

Kagan’ın ifadesine göre problem kişiliklerden ziyade daha çok politika eksikliği ile ilgilidir. Ortada hiçbir politika yoktur. Maiyeti tarafından kapsanan veya kapsanmayan fevri reaksiyonlar vardır ve temelde bütün olup bitenler bundan ibarettir.

Bütün bunlara rağmen, beyaz Ev’deki şahinler için bir destek olarak görüldüğünden Pompeo’nun atanmasına yönelik eleştiriler de mevcuttur. Hükümet dışı bir organizasyon olan ve kendisini nükleer silahların yayılmasını engellemeye adayan Ploughshares Fund başkanı Joseph Cirincione’ye göre; Trump metodik bir şekilde yönetimindeki ılımlıları bertaraf etmekte ve sürekli olarak, çılgınlık derecesindeki sağ kanada doğru kaymaktadır. Bugünkü kovma ve kaba ve hakaret edici yöntemi geleneksel muhafazakâr kampı, Dışişleri Bakanlığını ve Amerika’nın itibarını zayıflatmaktadır. Sanki neredeyse birisi bütün bunları yapması için Trump’a para ödüyor gibidir.

Beyaz Ev üst düzey danışmanı Jared Kushner karısı Ivanka Trump ile birlikte. Foto: The Telegraph.

 

Geçtiğimiz yıl istifa eden üst düzey bir diplomat olan Thomas Countryman, bir elektronik posta mesajında, Tillerson’un Dışişleri Bakanlığını savunmada zayıf olduğunu, fakat Başkan Trump’ın en kötü fevri hamlelerinde kabine seviyesinde bir kontrol mekanizması olarak görev yaptığını açıklamıştır. Uluslararası Güvenlik ve Nükleer Silahların Yayılmasını Engelleme Genel Sekreter Yardımcılığı görevini de yürüten Countryman, sözlerini; ‘‘yeni Dışişleri Bakanının Trumpvari diplomasiyi küçümsemesi durumunda, bu bakanlık ve ülke açısından kötü olacaktır’’ şeklinde sürdürmüştür.

Washington’da görevli Batı ülkelerinden bir diplomata göre; Salı günü gerçekleşen kovma ve işe alma, dış dünyadan görüldüğü kadarıyla yönetimdeki tam fonksiyonsuzluğun bir yansımasıdır ve bu diplomat gelecekte işlerin hiç te daha iyiye doğru gitmeyeceğini düşünmektedir. Batılı diplomat Trump ekibini,17’nci yüzyıldaki bir kraliyet mahkemesine ya da günümüzdeki bir Orta Doğu krallığına benzetmektedir. Bizzat Jared Kushner’in kendisine özel olarak dört ay önce, Tillerson’dan kurtulmak istediğini söylediğini ifade etmektedir. Diplomata göre ortada yarı komedi, yarı trajedi şeklinde bir kraliyet mahkemesinin garip ortamı mevcuttur.

Pompeo’nun ne kadar süre görevde kalacağı Washington’da şimdiden politik dedikodulara malzeme olmuştur. Kagan, yönetimden sık sık yapılan ayrılmaları kastederek, sonunda Trump’ın bütün herkesi kovacağını ifade etmektedir. Tillerson’un kovulması ulusal güvenlik danışmanı General H.R. McMaster’in de kovulacağı yönündeki spekülasyonları derinleştirmiştir. Dış politika konusunda aşırı şahin tutumlu eski Birleşmiş Milletler Büyükelçisi John Bolton, geçtiğimiz hafta içinde Beyaz Ev’i ziyaret etmiştir. Önceki yönetimde görev alan Cumhuriyetçilere göre Bolton, Trump’ın yılan hikâyesine dönen uzun konuşmalarından şikâyet ettiği McMaster’in yerini alacak en güçlü adaydır. 

Beyaz Ev’i ziyaret eden John Bolton. Foto: Vox

 

Bush Yönetiminden üst düzey bir yetkili yazara, Başkan Trump’ın başlangıçta, Dışişleri Bakanlığı, Pentagon, Ulusal Güvenlik Konseyi gibi yerlerde etrafını, genellikle onun en dramatik kararlarını desteklemek için Trump’tan sonra konuşmaya çabalayan, kendisini ispatlamış insanlarla doldurduğunu ifade etmiştir. Örnek vermek gerekirse; Tillerson ve Savunma Bakanı James Mattis, Trump’ı, Kudüs’ü İsrail devletinin resmi başkenti olarak tanıma ve Birleşik Devletler Büyükelçiliğini oraya taşıma kararına karşı uyarmıştır. Eski bir yetkili; ‘‘Başkan kendi içgüdülerine göre hareket etti ve haklıydı. ‘‘Ve sonra Kazablanka’dan Bağdat’a kadar hiçbir isyan hareketi olmadı, yani Başkan, haklı olduğuna ve iyi tavsiyeler almadığı hükmüne varmış olabilir.

‘‘Başkan, kendi kendine ‘‘Ben bu işte iyiyim’’ demiş olabilir. Bunun anlamı ise gelecekte çok daha şahin tutumlu bir siyaset güdeceğidir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir, yazıda ifade edilen görüşler ve ileri sürülen iddialar yazar ve yayın kuruluşuna aittir. Yazının çevrilerek paylaşılması Sun Savunma Net ve çevirenin yazıda ifade edilen görüşleri ve ileri sürülen iddiaları paylaştığı anlamına gelmemektedir. Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

Tillerson ile saatlerce baş başa görüşüldü. Ne Birleşik Devletler ne de Türkiye tarafı bu görüşme hakkında resmi bir açıklama yapmadı. Görüşmeye katılan Türk tarafındakiler hala görevlerinin başında, fakat Birleşik Devletler adına baş başa görüşmeye katılan Tillerson artık yok. Umarım Exxon Mobil eski CEO’su neler konuşulduğunu bir gün açıklar da bizler de öğreniriz.

Tillerson görevi boyunca hiçbir zaman İsrail’i tam olarak desteklememiştir, fakat Pompeo öyle değildir. Tillerson’u Arap dünyasında yoğun iş bağlantıları nedeniyle suçlamaktan çekinmeyen İsrailli analizciler artık çok daha mutlular.

19 Mart 2018 tarihinde, görevden ayrılan Tillerson ile görüşmeyi planlayan Çavuşoğlu bir süre daha beklemek zorunda kalacak. Çavuşoğlu Menbiç konusunda ısrarla Birleşik Devletler ile anlaşma sağlandığını iddia ederken, yeni Dışişleri Bakanı ile karşılıklı saygı içinde çalışmak istediğini de belirtmiştir.

16 Temmuz 2016 günü, Türkiye’deki başarısız askeri darbe girişiminden sadece bir gün sonra o zamanlar Kongre üyesi olan Pompeo, Türkiye’yi İran’a benzettiği ve her iki ülkeyi de İslamcı diktatörlük olarak nitelendirdiği ve sonradan sildiği bir Twitter mesajı atmıştır.

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım; ‘‘Yeni dışişleri bakanının Türkiye hakkındaki düşünceleri bizim için çok önemli değil’’ açıklamasını yapmıştır.

Hep birlikte bekleyelim ve görelim, bakalım Trump, Menbiç konusunda Türkiye mi yoksa YPG tarafında mı yer alacak?

Pompeo mu? O da kim?

 

With Pompeo at State, Are the Über-Hawks Winning?

President Trump and his next Secretary of State, Mike Pompeo, are-for now-two peas in a policy pod. The outgoing Secretary of State, Rex Tillerson, who learned that he had been fired only after Trump announced his departure in a tweet, clashed frequently with the President and lasted only fourteen months, although reports of his demise have been circulating for the past five.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın