Türk Lirası Neden Rekor Seviyede Değer Kaybediyor?

Türk Lirası Neden Rekor Seviyede Değer Kaybediyor?

 

Vampir Kalamarı[i] Goldman Sachs’ın Türk bankaları hakkındaki yorumu; ‘‘Hesaplarımıza göre Türk Lirasının değer kaybetmeyi sürdürerek dolar karşısında 7,1 değerine düşmesi durumunda bankaların ellerindeki sermaye fazlalıkları büyük ölçüde eriyecektir.’’

 

Yazar: Ben Chu, INDEPENDENT, 11 Ağustos 2018

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 14 Ağustos 2018

Solda Vampir Kalamarı ve sağda ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs.

 

Türk Lirasını düşüren ne? Ve bu durum Türkiye ve diğerleri için ne anlama geliyor?

Türk Lirası bu hafta içinde ABD doları karşısında rekor seviyede bir düşme yaşamıştır. Hafifçe yükselişe geçmeden önce Türk lirasının Cuma günü değer kaybı %17 olmuştur.

Türk lirasının şimdi değeri ne?

Cuma günü öğleden sonra bir ara dolar 6,9 seviyesine yükselmiştir. Bu yılın ilk ayında bir ABD dolarının seviyesi ise 3,7 Türk lirasıdır. Bütün bunların anlamı, Türk lirasının dolar karşısında neredeyse %44 oranında değer kaybetmiş olmasıdır. Türk lirası, krizden etkilenerek çöken Arjantin’den sonra, 2018 yılında en kötü performans gösteren para birimi olmuştur.

Olaylar bu ay içinde çok daha büyük bir hızla kötüye gitmiştir. Türk lirası 12 gün kesintisiz bir şekilde değer kaybetmeyi sürdürmüştür.

Finansal bir bulaşıcı hastalık mı söz konusu?

Para biriminin hezimete uğraması ülkenin tahvil piyasasını da vurmuş, 10 yıllık tahvil faizleri tarihi seviyeye yükselerek %20’yi görmüştür. Bilindiği gibi bir ülkenin tahvil faizlerindeki artış, o ülkenin daha yüksek faizle ve çok daha maliyetli bir şekilde borçlanabileceği anlamına gelmektedir. Ankara hükümeti bundan sonra çok daha maliyetli bir şekilde borçlanabilecektir.

Türkiye’deki krizin BNP Paribas (Fransa), UniCredit (İtalya) ve BBVA (İspanya) gibi Türkiye’de borç veren Avrupa bankalarına da sıçrayacağı yönünde endişeler bulunmaktadır. Cuma günü bu bankaların hisse senedi değerleri %3 oranında değer kaybetmiştir. Doların, Euro karşısında değer kazanmaya başlaması da Avrupa bankalarının Türkiye’deki krizin Avrupa bankacılık sektörüne yansımasının ilk işaretleridir.

Türkiye’ye hesapsız bir şekilde kredi veren İspanya ve Fransa’yı da peşimizden bataklığa sürüklüyoruz.

Liranın düşmesine karşı korunmadıkları takdirde Türk borçluların, döviz cinsinden aldıkları kredileri ödeyemeyecek duruma düşmesinden, bunun da Avrupa bankalarını pahalı borç silmelerine zorlamasından korkulmaktadır. Bankaların Türkiye’ye verdikleri toplam 224 milyar dolar kredi içinde tutarı en büyük olanların dökümü aşağıdadır:

  • İspanya Bankaları: 83 milyar dolar,
  • Fransa Bankaları: 35 milyar dolar,
  • İtalya Bankaları: 17 milyar dolar,
  • ABD Bankaları: 17 milyar dolar,
  • Almanya Bankaları: 13 milyar dolar,
  • İsviçre Bankaları: 5,8 milyar dolar

Aynı nedenden ötürü, döviz cinsinden sorumluluğunu aldıkları kredi borcunun miktarı göz önüne alındığında Türk bankaları da büyük problemler yaşayabilirler.

Krizin nedenleri nedir?

Türkiye’deki ekonomik krizin nedeni aslında birçok faktörün birleşimidir. En yakın sebep Birleşik Devletler ile ABD’li rahip Andrew Brunson’un tutuklanması nedeniyle yaşanan diplomatik tartışmadır. Rahip Brunson, Türk hükümetinin başarısız darbenin arkasında olduğunu iddia ettiği bir organizasyona yardım etmek suçlamasıyla 2016 yılı Ekim ayında tutuklanmıştır.

Geçtiğimiz ay Donald Trump Brunson’un tutuklanmasını ‘‘tam bir rezalet’’ olarak nitelendirmiş ve Washington yönetimi de geçen hafta, yıllık 1,66 milyar dolar tutarındaki Türk ihracatın darbe vurabilecek Türkiye’nin Birleşik Devletler pazarına gümrüksüz girişinin gözden geçirildiğini ilan etmiştir.

 

Dolar karşısında Türk lirasının 65 yıllık seyri. Kaynak Macrobond, The Independent.

 

Birleşik Devletler Maliye Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC – Office of Foreign Assets Control) bugün, her ikisi de Rahip Andrew Brunson’un tutuklanması ve alıkoyulmasından sorumlu organizasyonlarda öncü rol oynayan, Türkiye Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef alan bir eylem kararını uygulamaya koymuştur. Bu yetkililer, Türkiye’nin ciddi insan hakları ihlallerini uygulamaktan sorumlu Türk hükümeti organizasyonlarına liderlik etmektedirler ve Maliye Bakanlığının Küresel Magnitsky Yasası (GLOMAG) yetkilerine dayanan, 13818 numaralı ‘‘Ciddi İnsan Hakları İhlali veya Yolsuzluğa Karışan Kişilerin Mal Varlıklarının Dondurulması’’ başlıklı Birleşik Devletler Başkanlık Emrine (EO – Executive Order) uygun olarak hedef alınmaktadırlar.

Yaptırım kararı ile ilgili yaptığı açıklamada ABD Maliye Bakanı Steven Mnuchin; ‘‘Rahip Brunson’un Türk yetkililer tarafından haksız yere alıkoyulması ve süren kovuşturma tek kelimeyle kabul edilemez. Başkan Trump, Birleşik Devletlerin Türkiye’den onu derhal serbest bırakmasını beklediğini oldukça açık bir şekilde dile getirdi’’ ifadelerini kullanmıştır.

Toplam Yatırım ve Toplam Borç % GSYH – Yatırımlar dinamik fakat giderek artan oranda alınan borçlarla yapılmaktadır.

Donald Trump, 26 Temmuz 2018 tarihinde, Air Force One uçağından attığı Twitter mesajında; ‘‘Birleşik Devletler, büyük Hıristiyan, aile adamı ve mükemmel bir insan olan rahip Andrew Brunson’u uzun süreden beri alıkoyması nedeniyle Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulayacaktır. Bu masum inanç adamı derhal serbest bırakılmalıdır’’

Başkan Yardımcısı Mike Pence ise başkandan hızlı davranmış ve Washington’da düzenlenen Dini Özgürlük konferansını fırsat bilerek yaptığı konuşmada, Başkan Donald adına, Rahip Brunson derhâl serbest bırakılmaz ise Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’ye önemli yaptırımlar uygulayacağı ikazını yapmıştır.

19 Temmuz 2018 tarihinde ABD Senatosu’na, Türkiye’nin uluslararası finans kurumlarından borç almasını engelleyen bir yasa tasarısı sunulmuş ve ‘‘Uluslararası Finans Kurumlarınca Türkiye’ye Verilecek Borçlar ile Finansal ve Teknik Yardımların Kısıtlanması’’ başlıklı yasa, 26 Temmuz 2018 günü Dış İlişkiler Komitesi tarafından kabul edilmiştir.

Cuma günü Trump attığı bir Twitter mesajında Türk çelik dış satımlarından alınan gümrük vergilerini iki katına çıkardığını ifade etmiştir. Başkan Trump mesajının sonuna; ‘‘Türkiye ile ilişkilerimiz şu anda iyi değil’’ ifadelerini eklemeyi de unutmamıştır.

Fakat altının çizilmesi gereken başka nedenler de mevcuttur. Yatırımcıların Türk yetkililerin ekonomik yeterliliklerine olan güveni uzun bir süreden beri aşınmaktadır.

Enflasyon hedefi ile 12 ve 24 aylık enflasyon beklentileri. Kaynak: OECD Ekonomik Bakış ve OECD Finansal Hesaplamalar

 

Ülke, geçtiğimiz yıl GSYH’nin %7’sine karşılık gelen büyük bir cari işlemler açığına sahiptir. Bunun anlamı Türk ekonomisinin çok büyük oranda dışarıdan gelecek olan para akışına bağımlı olmasıdır. Enflasyon da Merkez Bankasının %5’lik hedefinin üç katı olan %15 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Bu rakamlar, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerde rastlanan alışılmadık ve olağandışı rakamlar değildir, fakat Recep Tayyip Erdoğan’ın kaprisli bir otoriterliğe kayması, yatırımcıları onun bu krizi mantıklı bir şekilde yürütebileceğine yönelik ciddi endişelere neden olmaktadır.

Erdoğan bu hafta yaptığı açıklamada; ‘‘Onların doları varsa bizim halkımız var, Allah’ımız var’’ ifadelerini kullanmıştır. Erdoğan garip bir şekilde; düşük faiz oranlarının enflasyon oranını düşürdüğünü ileri sürmekte ve sözde bağımsız olan merkez bankasını borç faizlerini düşürmesi yönünde zorlamaktadır.

Türkiye’nin Maliye Bakanı Berat Albayrak; Cuma günü yaptığı açıklamada, birçok ülkenin yaşadığı sistemsel sorunların başında sürdürebilirliğin olmamasının geldiğini iddia ederek, ülke için ‘‘yeni bir ekonomik modelin’’ uygulamaya koyulduğunu ve bu sistemin sürdürülebilir ve katılımcı olacağını ilan etmiştir.

Fakat Albayrak’ın Erdoğan’ın damadı olduğu gerçeği, Ankara yönetimindeki adam kayırmacılığın hangi seviyeye ulaştığının bir göstergesidir ve Albayrak ile kayınpederinin piyasalardaki paniği durdurabilecekleri yönündeki güvenilirlikleri hakkında şüphe uyandırmaktadır.

 

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir, orijinal metne aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

 

Yazıya Dünya Bankası Türkiye Ekonomik İzleme Raporu yönetici özetinden bir paragrafla son verelim. Bu rapor periyodik olarak Türkiye’deki ekonomik gelişmeler, politikalar ve geleceğe yönelik beklentileri analiz etmektedir. Türkiye Ekonomik İzleme Raporu; Türkiye Ülke Direktörü Johannes Zutt ve Makroekonomi, Ticaret ve Yatırım Uygulama Yöneticisi Lalita M. Moorty’nin rehberliğinde, Ekonomik Özgürlük Endeksi Türkiye Lideri Habib Rab, Ülke Ekonomisti Pınar Yaşar ve Araştırma Analizcisi Erdem Ataş tarafından, Nisan 2018 sonu verilerine göre hazırlanmıştır.

‘‘Türkiye, mali tamponlar, güçlü bir finansal sistem ve elverişli dış koşullar ile desteklenen güçlü bir siyasi tepki ile 2016 yılında yaşadığı şoku atlatmış ve 2017 yılında büyüme hızını artırarak yüzde 7,4 oranına çıkarmıştır. Uygulanan konjonktür karşıtı maliye politikası ve özel sektöre verilen krediler talebi artırmış ve üretimi artırmak maksadıyla işgücü piyasası ile finans sektörü katılıklarının giderilmesine katkı sağlamıştır. Ekonominin 2016 yılı üçüncü çeyreğindeki küçülmesi sonrasında alınan kısa vadeli mali ve kredi tedbirleri, talep ve üretimde daha büyük bir çöküş yaşanmasını engellemiştir. Bütün bu tedbirler ayrıca fakirliğin azaltılmasına da katkı sağlamıştır.’’

 

Vampirlere fırsat vermek yok!

 

https://www.independent.co.uk/news/business/analysis-and-features/turkish-lira-latest-rueky-economic-crisis-dollar-erdogan-us-pastor-trump-banks-a8486151.html

 

[i] Vampir Kalamarı (Vampyroteuthis infernalis): Ahtapot ve kalamara benziyor olsa da bu yaratık bilim insanları tarafından tamamen ayrı bir canlı olarak nitelendirilmektedir. Parlak mavi gözleri olan bu yaratık ılık ve karanlık derin okyanus sularında yaşamaktadır. Tehdit edildiğinde saldırgana yapışan ve kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüştüğü biyolüminesan içeren bir mukus püskürtmektedir.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın