Türk Milleti Görevleri Takdim Etti

Türk Milleti Görevleri Takdim Etti

Berk ÖZER, USMER Dış Politika Sorumlusu,  Sun Savunma Net, 4 Temmuz 2018

                                                                                       İllüstrasyon: Akademik Perspektif

Türkiye, 24 Haziran günü seçimini yaptı. Türkiye’nin bu önemli seçiminden sonra, muhalefetin cumhurbaşkanı adaylarının ve liderlerinin seçim sonrasındaki açıklamalarına baktığımızda, muhalefet liderliklerinde değişiklikler olacağını görmekteyiz.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin konuşmasına baktığımızda, kendinden emin ve mutlu olduğu açık bir biçimde görülmektedir. Konuşmasının bazı kısımlarında öz eleştirilerde bulunmuş olsa da, Türkiye’nin geleceğinde olmak istediği ve arkasında milletin desteğini hissettiği çok net olarak anlaşılmaktadır. İnce, konuşmasında hem Türkiye’nin hem de kendisinin geleceği ile ilgili mesajlar da verdi. Seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tebrik etmesi ve oy sayımları ile ilgili gerçekçi tavrını ortaya koyarak; sağduyulu ve yapıcı davranması da erdemli olduğunu açıkça gözler önüne sermiştir. Güçler ayrılığının bir süre daha kurumlara bağlı olarak devam edemeyeceğini, FETÖ ve PKK terör örgütleri ile mücadelenin devlet nazarında artarak süreceğini, ortak aklın egemen olduğunu, milli hükümete giden sürecin başladığını, Türkiye’nin asla bölünmeyeceğini, Türk Milleti’nin tam bağımsızlık ve topraklarının bütünlüğü konusunda müsterih olmasını belirtirken; gazetecilerle yakınlık kurulması konusunda daha çok dikkat edilmesi gerektiğini ve seçim sürecinde HDP ile zaman zaman bir arada görünmesinin yanlış olduğu öz eleştirisini de yapmıştır. Türkiye’nin içinde bulunduğu zorluklardan, partiler üstü bir aday ile çıkılacağını izah etmiştir.

 

İyi Parti’nin cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener’in konuşmasına baktığımızda ise İnce’nin aksine, yorgun ve heyecanını kaybettiğini, konuşmasını yaptığı metne hâkim olamadığını, gazetecilerin sorularını karşılayacak yanıtlarını direkt olarak vermediğini, kimi zaman devlet ve insan arasındaki ilişkilere dahi girerken; kendi seçim başarısızlığı ile ilgili konulara girmeden, partisinin ve Türkiye’nin geleceğine yönelik heyecanının yüzüne yansımadığı anlaşılmıştır. Tüm bunların yanı sıra HDP’yi, “Kürt siyasal hareketinin temsilcisi” olarak gördüğünü açıklaması büyük bir talihsizlik olarak kayıtlara geçmiştir.

 

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da konuşmasına baktığımızda, aynen Akşener gibi çok gergin ve sinirli olduğu görülürken; Akşener’den farklı olarak, vekil olmasının vermiş olduğu güvencenin, konuşmasına yansıdığını görmekteyiz. Millet ittifakı içerisinde, geçmişte kavgalı olanların bir araya gelmesinden duyduğu memnuniyeti anlatırken, Anadolu’yu HDP’nin de içerisinde bulunduğu bir çözüm ile kapsamaktan ısrarla bahsetmektedir. Seçimlerden önce, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde vekil olmanın bir fonksiyonu olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu şimdi ise vekil olarak parlamentoda sert muhalefet yapacaklarını iddia etmektedir. Seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tebrik etmediği gibi, “Tek adam rejiminin nesini tebrik edeyim?” şeklinde bir ifade kullanmıştır. Peki, “Tek adam ve diktatör” diye tasvir ettiği bu rejimde Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için neden aday çıkarmışlardır? İnce kendi konuşmasında, psikolojik sınır tabir edilen %30 barajını aştıklarını ifade ederken; Kılıçdaroğlu ise aldığı %22’lik oyu başarı diye atfetmiş; İnce’nin aldığı %30,8 oyu başarı olarak görmediğini ifade etmiştir.

Türk Milleti, liderlerin konuşmalarına baktığında bazı sorular kendiliğinden gündeme gelmiştir: Konuşmasında sürekli olarak “demokrasi” vurgusu yapanlar, nasıl  demokratik bir seçim ile parti genel başkanlığını devralmıştır? Seçimler, demokrasinin ihlali olarak yorumlanmaktayken, niçin bu demokrasi ihlaline parti olarak aday çıkararak müdahil olunmuştur? Muhalefet partilerine baktığımızda; iktidar partisinden farklı olarak, hangi ekonomik sistem ile dışarıdan borç almadan, ekonomik olarak düze çıkacağımızı anlatamamışlardır. Türk Milleti, partisi ile arasındaki bağ kopmuş olan, kendisini dev aynasında gören; fakat partisinin aldığı oydan çok daha az oy alan genel başkanların, demokrasinin bir erdemi olan istifa seçeneğini ne zaman düşüneceklerini merak etmektedir? Seçimlerden önce, eskilerden medet uman; olmayınca da kendi adaylığını açıklayan isimler, gerçekten liderlik özelliğini taşımakta mıdırlar?

 

Türk Milleti, bu seçimde partilere ve liderlere ayrı ayrı görevler vermiştir. Bazı partilere merkezin solundaki yerlerini koruturken; heyecanlı, halka dokunmasını bilen, psikolojik oy sınırlarını aşmış kitleleri peşinden sürükleyebilen liderlere yola devam etmeleri gerektiğini tavsiye etmiş, bazı partilere de merkezin sağındaki boşluğu doldurma görevini vermiştir. Fakat merkezin sağında görevlendirilen partilere, kadroları ile liderleri arasında ciddi bir kopukluk olduğunu, daha donanımlı, temsil kabiliyeti yüksek, devlet terbiyesi almış ve liderlik özelliği ile ön plana çıkan adayları tercih etmesini önermiştir. Bu konuda merkez sağı temsil edecek olan siyasi parti liderliği ve ileride kurulması öngörülen Milli Hükümet’e ortaklık edecek kişi olarak Nuri Okutan çok yerinde ve doğru bir aday olacaktır. Gerek devlet kademelerinde üstlendiği vazifeler gerekse milli şuurla icra edilmiş projelerdeki başarısı ve halkla iç içe oluşu göz önünde bulundurulduğunda orta sağ için de aranan liderin bulunduğu aşikârdır. 

Sağ ve sol seçmenin ortak katılımı ve desteği ile kurulacak olan Milli Hükümet de Türkiye Cumhuriyeti Devleti için yıllardır özlenen tablonun tüm renklerini içerisinde barındırmakta ve halkı kucaklayan, milli üretim ekonomisine inanan, tam bağımsız Türkiye için vazife bekleyen liderleri ile Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki yerini almaya hazırdır.

 

 

Yazar Profili

Berk Özer
Berk Özer
Yük. Müh. Berk Özer
USMER Dış Politika Sorumlusu

1989 yılında İzmir’de doğan Özer, 2007 yılında Maltepe Askeri Lisesinden mezun olmuş, 2007-2010 yılları arasında Kara Harp Okuluna devam etmiş ve 2010 yılında Kara Harp Okulundan ayrılmıştır. 2010 yılında Boğaziçi Üniversitesinde İngilizce eğitimi alan Özer, 2013 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden Onur Başarı Belgesi ile mezun olmuştur.

2017 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “İleri Planlama Teknikleri” üzerine yazdığı yüksek lisans tezi ile “CB-SPT” metodunu geliştirmiş ve Endüstri Yüksek Mühendisi unvanını almıştır.

Halen Ulusal Strateji Merkezi yürütme kurulu üyesi ve USMER Dış Politika Sorumluluğu görevlerini yürüten Özer, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde eğitimini devam ettirmekte ve özel sektörde ERP Danışmanlığı yapmaktadır. Özer, Aydınlık Gazetesinde de dış politika hakkında yazılarını paylaşmaktadır.

Bir Cevap Yazın