Türkiye Suriye’de tuzağa düşebilir!

Türkiye Suriye’de tuzağa düşebilir!

 

Osman Başıbüyük, Sun Savunma Net, 10 Ocak 2019

 

ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekileceklerini açıklamasından sonra önemli gelişmeler yaşanmaya başladı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, İsrail’i ziyaret ettikten sonra Suriye konusu görüşmek üzere Türkiye’ye geldi. Anlaşılan o ki Suriye’nin kaderi pazarlık masalarında yavaş yavaş şekilleniyor. Bu konuda en etkin konumda olan aktör ise Türkiye; tabi oyunu iyi oynarsa!

Suriye’deki Güç Boşluğunu Biz Dolduracağız

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında İsrail ve ABD’nin ana hedefi hiç şüphesiz Suriye’nin parçalanmasıydı. Şimdilik bu hedeflerine ulaşamamış gibi gözüküyorlar. Bu iki ülkenin ana hedeflerinden vaz geçmemekle birlikte geçici bir taktik değişikliğine gittikleri anlaşılıyor. Tel Aviv ve Washington’un, Suriye’de şimdiki öncelikleri, İran’ın etkisinin kırılması ve PYD/YPG’nin koruma altına alınmasıdır.

İran, Suriye’den sonra sıranın kendisine geleceğini düşündüğü için yaklaşan saldırıyı ülke toprakları dışında önlemek maksadıyla başlangıçtan itibaren Suriye iç savaşına Esad’ın yanında müdahil oldu. 8 senedir devam eden savaşta, yaşanan can kayıpları ve yapılan ekonomik harcamalar, İran kamuoyunda ciddi tepkilere sebep oluyor. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine müdahalesi sonrası İran, bölgeden çekilmeye zorlanacaktır. İran’ın çekilmesi, Tahran dâhil herkesin işine gelecek gibi gözüküyor. Esad yönetiminin ülkeyi kontrol edecek bir kara gücü yok. İran’ın çekilmesiyle birlikte ülkede ciddi bir güç boşluğu doğacaktır. Suriye merkezi hükümetinin arkasında sadece Rusya Federasyonu (RF)’nun sağladığı ateş desteğinden başka kayda değer bir kara gücü kalmayacak.

Foto: Middle East Eye

Türkiye ise yapacağı operasyonla 80 bin asker ile Suriye’nin kuzeyine girdiğinde, sahadaki en büyük güç olarak ülkenin kaderini belirleme imkânı olan en önemli aktör haline gelecek. Buraya kadar her şey kulağa çok hoş geliyor. Acaba öyle mi?

Türkiye Bataklığa Saplanmaya Zorlanacak

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Amerika’nın IŞİD’e karşı sahada destek verdiği Kürt güçleri hedef almayacağı konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güvence verdiğini iddia ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri yalanladı. Ancak, Erdoğan’ın New York Times gazetesine yazdığı makalede kullandığı aşağıdaki ifadeler sanki aynı kapıya çıkıyor gibi:

 “…Bir başka önceliğimiz ise tüm kesimlerin yeterli siyasi temsilinin sağlanmasıdır. Türkiye’nin gözetiminde, şu anda YPG veya DEAŞ terör örgütlerinin kontrolünde olan Suriye toprakları, halk tarafından seçimle belirlenen yerel meclisler tarafından idare edilecektir. Terör örgütleriyle bağlantısı olmayan herkes, yerel yönetimlerde kendi toplumlarını temsil etme hakkına sahip olacaktır…”

Erdoğan’ın bu ifadeleri Türkiye’nin müdahalesinden sonra Suriye’de kurulacak düzen hakkında ipuçları veriyor!

AKP hükümetlerinin hiçbir zaman Esad yönetimine sıcak bakmadığını biliyoruz. Dünyaya inanç penceresinden baktıkları için müdahaleden sonra Sünni gruplarla daha yakın ilişki kuracaklarına ve onları himaye etmeye devam edeceklerine kesin gözüyle bakabiliriz. Bu durum, kaçınılmaz olarak Esad yönetimiyle gerginlik yaratacaktır. Bu gerginliği tırmandırmak için İsrail, ABD ve Suudi Arabistan gibi oyuncuların her türlü yöntemi deneyeceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Türkiye bu tuzağa düşerse, Suriye’nin kaderi Bosna Hersek ile aynı olur.

Bosna Hersek’te en yüksek siyasi makam olan Cumhurbaşkanlığı Konseyinde, Sırp, Boşnak ve Hırvat olmak üzere üç temsilci, bir başka deyişle üç cumhurbaşkanı var. Ülke 10 kantona ayrıldığı için 10 tane de başbakan var. Birbirine zoraki bağlanmış, tarafların karşılıklı düşmanlık beslemeye devam ettiği bu yapı, ülkenin kalkınma ve gelişmesinin önündeki en büyük engeldir. Parçalanma kaçınılmaz olup, süreç sadece zamana bırakılmıştır. Suriye’de, Türkiye’ye yaptırılmak istenilen bedavadan benzer kaderin taşlarını döşemesidir.

Erdoğan, 2012 yılında “En yakın zamanda Şam’a gidip Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” diye yola çıkmış ve Suriye iç savaşını körüklemişti. Eğer yine kandırılırsa bu sefer Suriye’nin fiilen parçalanmasını ona kendi elleriyle yaptıracaklar.

Zaten İsrail ve ABD, Suriye’de şimdilik federal bir yapıya razı görünüyor. RF de, gerektiğinde Kürtleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için kaybetmek düşüncesiyle federal yapıya karşı gelmeyecektir. Ancak federal yapı, zamanla Türkiye’yi tehdit edecektir. Düşmanlıkların yenilemediği, zayıf federal yapılar, barış ve istikrar getirmez. Çözüm adı altında çatışmanın devamından başka bir işe yaramayacaktır.

Nasıl Suriye, Lübnan’a girdikten sonra kendi sonunu hazırlayan bir bataklığa saplandıysa, diğer aktörler de Türkiye’nin Suriye’de benzer kaderi yaşaması için her türlü çabayı gösterecektir. Tasarlanan federal yapı, bizi bu tuzağa çekmek için kullanılacaktır.

Çözüm Yolu

Türkiye, Suriye’nin kuzeyine girip kontrolü sağladıktan sonra, doğrudan Esad’a gidip hiçbir aracı kullanmadan pazarlık masasına oturmalıdır.

Esad’ın ülkenin tamamın kontrol edecek gücü yok. Yardıma muhtaç. Suriye yıkılmış bir ülke. Yeniden inşa edilmesi gerekiyor.

Ne yapmamız gerektiğini basitçe anlatacak olursak; Esad’a ülkesini geri vermek kaydıyla Suriye’nin yeniden inşa işini biz almalıyız. Böylece bir taşla iki kuş vurabiliriz: 1) Bize kurulan tuzağı bozarız, 2) Suriye’ye yaptığımız askeri operasyonu ekonomik kayıp yerine ekonomik kazanca çevirebiliriz.

Türkiye, ekonomik olarak çok zor bir durumda. Suriye’nin kuzeyinde insan ve para yiyen bir bataklığa saplanırsa kendi sonunu hazırlamış olur. Ama akıllı davranır, dünyaya inanç penceresinden bakmazsa, bu operasyonu bir fırsata çevirebilir. Esad yönetimi ile yapılacak böylesine bir anlaşma öncelikle Türkiye’de krizde olan inşaat sektörünü rahatlatacaktır. Karşılıklı artan bağımlılık mutlaka yeni fırsatlar da yaratır.

Yapılabilecek pek çok şeye bir örnek vererek konuyu noktalayalım: Ülkemizde sayıları 4 milyonu bulan ve hızla nüfusları artan geçici koruma statüsündeki Suriyeliler, gelecekte siyasi sonuçları da olacak çok ciddi problemler yaratacaktır. Bu yükten ancak Esad ile yapılacak bir anlaşma ile kurtulabilinir Mesela, Suriye’de faaliyet gösterecek inşaat firmamızda bu insanların istihdam edilmesi, göçü maliyetsiz tersine çevirmek için bir fırsat olacaktır.

Umarım Erdoğan’ı bir kere daha kandırmazlar; kandırılmaya gücümüz kalmadı artık…

Yazar Profili

Osman Başıbüyük
Osman Başıbüyük
İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlamıştır. 1986 yılında Işıklar Askeri Lisesi, 1990 yılında Hava Harp Okulundan mezun olmuştur. Uçuş eğitimini 2’inci Ana Jet Üs K.lığında tamamladıktan sonra kol uçucusu, lider ve öğretmen olarak Türk Hava Kuvvetlerinin çeşitli filolarında F-104 ve F-16 uçaklarında pilot olarak görev yapmıştır.

Bir Cevap Yazın