YÖNETİLEMEYEN TÜRKİYE

YÖNETİLEMEYEN TÜRKİYE

Yazar: Naci Beştepe, Sun Savunma Net, 29 Aralık 2017

2018’ e girerken iki gelişme Türkiye’nin ne kadar kötü yönetildiğini başka bir deyişle yönetilemediğini bir kez daha gösterdi.

Biri; iç siyasetimizi sarsan 696 sayılı KHK idi.

“Üç ay bile sürmez” diye başlatılan OHAL; meclisi devreden çıkararak muhalefeti, KHK ‘lere yasal itiraz yollarını kaldırdığı için 17 aydır sürüyor.

KHK’ların bir ay içinde meclise getirilmesi gerekirken sadece birkaçı getirilmiş.

OHAL ‘le ilgili ve sınırlı olması gerekirken OHAL hariç her hali ilgilendiren KHK çıkarılmış.

DEVLETTEN AŞİRETE

Dikensiz gül bahçesi tabir dilen bir yönetim sürüp giderken üstüne 696 sayılı KHK ile tuz biber ekildi.

Devlet, devletin resmi güçleri yetmezmiş gibi hiçbir yetkisi olmayan sade vatandaşa sınırsız yetki verdi.

Öyle ki, hükümet yandaşı kişi ve gruplar “Bu darbe girişimidir, 15 Temmuz’un devamıdır” diye algıladıkları durum üzerine beğenmedikleri insanları vurup kırmaya yetkilendirildi.

Aşiret düzeni gibi.

Yıllardır beğenmeyip küçümsediğimiz aşiret lideri Barzani devlet düzeni kurmaya çabalarken yüzyılların devlet geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılana bakın.

Bu kararname ile devlet düzeni yerine aşiret düzeni tercih edilmektedir.

Ne acıdır ki bu yasa dışı yöntem ve kararnameye “dur” diyecek olan yasal kurum olan AYM kendini görevsiz sayarak kuruluş gerekçesini yani aslını inkâr etmektedir.

İÇ SİYASETTE ÇÖKÜŞ

15 yıllık AKP iktidarı ile iç siyaset çökertilmiştir.

İnsanlar gruplaştırılmış, kutuplaştırılmıştır.

Eğitim ve liyakat yerle bir edilmiştir.

Yönetimin her kademesi “benim adamım” diye yerleştirilen kifayetsiz yandaşlar yüzünden tel tel dökülmektedir.

Ekonomi sürünmektedir.

Her türlü üretime darbe vurulmuş, her şey ithal edilir olmuştur.

Ulusal değerler, insani değerler bir bir ezilmiştir.

Şehit, gazi, yaşlı, sakat, özürlü, yoksul, kadın, bayrak-sancak, vatan anlamsız kelimeler haline getirilmiştir.

Ülke kaosa doğru sürüklenmektedir.

ESAD DÜŞMANLIĞI

İkinci gelişme dış siyasetle ilgili.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan dönüşü öyle bir laf etti ki aşk olsun.

Bölge ülkeleri ile gelişmekte olan ilişkileri dinamitledi.

Neymiş? Esed devlet terörü uygulayan teröristmiş.  Suriye Esed’le devam edemezmiş. Suriye halkı kararını vermeliymiş.

Neresini düzeltmeli, devenin boynu misali.

Oysa o Esad altı yıldır emperyalizmin körüklediği terör ateşini söndürmek, ülkesinin bütünlüğünü korumak için olağanüstü çaba harcıyor.

“Karar vermeli” dediği Suriye halkının kararlı desteği ile mücadeleyi sürdürüyor.

İfade zaten kendi içinde çelişkili. Hem halk karar versin diyor, hem bununla devam edilemez diyor.

Başka bir devletin iç işine karışmak kadar büyük yanlış olabilir mi?

O halkın iradesine saygısızlık başka nasıl yapılır?

FATURA

Söyledi geçti denecek gibi değil.

Bölgede huzur ve güvenliğin sağlanması, teröre son verilmesi öncelikle komşu ülkelerle ve özellikle Suriye ile iyi ilişkiler kurulmasına bağlı.

İçerde, güney ve doğu sınırlarımızda PKK, PYD, IŞİD ile mücadeledeki başarının olmazsa olmazı bu.

Özetle Erdoğan’ın bir cümlesi geleceğimizi karartacak, güvenliğimize darbe vuracak özellikte.

Erdoğan faturayı seçimi kaybederek öder ama ya halkın ödeyeceği fatura.

O fatura çok ağır bedellidir.

Bedel kandır, candır, yıkımdır.

ABD KORKUSU

Erdoğan’ın sözlerinin arkasında ABD korkusu vardır.

“ Aman yıpratmayalım… Erdoğan düşmanlığı yapmayalım… ABD ile savaşıyor… Vatan savaşı veriyor…” denen RTE’nin hiçbir dönem tutarlı bir politika izlemediğini, dönemsel gelişmelere göre tavır aldığını, “Türküm” diyemeyen birinden ulusal davranış beklenmeyeceğini defalarca yazdık, söyledik.

Onun derdi koltuğu ve kellesi.

İktidarda kalmaktan önemli ve öncelikli bir derdi yok.

Kendini koltuğa oturtan ABD’nin gücünü koruduğunu gördüğü sürece onun karşısına geçemez.

Suudilerle yakınlık ondandır.

Yüksek perdeden laf atılan İsrail ile ilişkilerin aynen devam ettirilmesi ondandır.

Rusya’dan hava ve füze savunma sistemi alırken ABD’den yolcu uçağı ve füze alımı ondandır.

ÇÖZÜM

AKP/RTE ülkenin kaderi değildir.

Demokrasinin acı faturasıdır.

Faturanın ödenemez boyutlara gelmeden halledilmesi gerekir.

Yolu, demokrasi içinde seçimle bu iktidarı sırttan atmaktır.

Demokraside çözüm her zaman vardır, gene olacaktır.

Naci BEŞTEPE

 



Yazar Profili

Naci Beştepe
Naci Beştepe
1972 yılında Kara Harp Okulu’ndan topçu subayı, 1981 yılında Kara Harp Akademisi’nden kurmay subay olarak mezun olmuştur. Kara Harp Okulu ve KKTC Güvenlik Kuvvetleri’nde karargah subaylığı, SOFYA’da kara ataşeliği, Sarıkamış’ta tabur komutanlığı, KKK Genel sekreterliği ve Maltepe Askeri Lisesi K.lığı görevlerini takiben 1998’de tuğgeneralliğe yükseltilmiştir.

Tuğgenerallikte; 34.İç Güvenlik Tugay(Patnos) K.lığı, KK Eğitim Okullar Daire Başkanlığı, KK Loj.K.lığı Kurmay Başkanlığı yapmıştır. 2003’te yükseltildiği tümgenerallikte; Kara Harp Akademisi ve Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi (Samsun) K.lıkları yapmış, 2007 yılında kadrosuzluktan emekli edilmiştir.

Bir Cevap Yazın