Yüksek Enerjili Lazer Silahlarındaki Gelişmeler ve Karşı Koyma Sistemleri

Yüksek Enerjili Lazer Silahlarındaki Gelişmeler ve Karşı Koyma Sistemleri

Yazar: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 1 Mart 2018

İllüstrasyon: Defense Review

 

Bu yazıda yönlendirilmiş enerji silah sistemlerinde son yıllarda yaşanan gelişmeler örnekler verilerek anlatılacak ve özellikle Yüksek Enerjili Lazer (YEL) uygulamaları incelenerek bu silah sistemlerine karşı geliştirilen karşı koyma sistemleri üzerinde durulacaktır.

Onlarca yıl süren araştırma ve geliştirme faaliyetleri sonrasında YEL silahları yavaş yavaş muharebe sahasındaki yerlerini bir daha geri dönmemek üzere almaya başlamıştır.

Lazer Silah Sistemleri

Herhangi bir lazer silah sisteminde önemli olan; lazer ışın demetini bir noktaya ısıtarak zarar vermesine yetecek bir süre odaklamak ve bunu, muharebe sahasında kullanılabilecek kadar küçük ve taşınabilir bir makine ile yapabilmektir. Bu iş öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Örneğin, 1996 yılında Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri, balistik füzelere karşı savunma maksadıyla ‘‘Havadan Taşınabilen Lazer’’ projesini başlatmıştır. O zamanlar, megawatt seviyesinde gereken optik gücü, elektriki olarak üretmek mümkün olmadığından, sistemin geliştiricileri, kimyasal bir reaksiyonla çalışabilecek, kimyasal oksijen iyodin lazer (COIL-Chemical Oxygen Iodine Laser) sistemini seçmişlerdir. Fakat COIL sistemi öylesine büyüktür ki sadece bir Boeing 747 modeli hava aracında taşınması mümkün olabilmiş ve lazer yakıtı için hava aracı üzerinde çok az yer kalmıştır. Geliştirilmeye çalışılan bu ilk sistem, tonlarca ağırlıkta karıştırma üniteleri ve kimyasallara ihtiyaç göstermektedir.

Lazer silah sistemlerindeki diğer büyük problem ise atmosferdir. Lazer ışını toz ve doğal türbülans nedeniyle dağılmakta, bunun yanı sıra yüksek hızlı lazer ışını atmosfer tarafından emilmekte, havayı ısıtmakta ve lazer ışının dağılmasına neden olmaktadır. Bu dağılma da lazer enerjisinin dağılmasına ve hedef üzerinde arzu edilen etkinin sağlanamamasına neden olmaktadır.

 

Lazer ışınının dağılma problemi, gök bilimcilerin yıldızları incelerken kullandıkları, uyarlanabilir optik teknolojisi ile çözülmüştür. Bu teknolojide, tıpkı gözdeki sapmaları düzelten gözlükler gibi, türbülansın etkilerini ortadan kaldıracak şekilde, otomatik olarak lazer ışınını bozan aynalar kullanılmaktadır. Lazer ışını atmosfer içinden geçerken temizlenmekte ve hedefe ulaştığında arzu edilen seviyede ve sıkılıkta olmaktadır.

2010 yılına kadar yürütülen çalışmalarda, havadan taşınan bir lazer silah sisteminde uyarlanabilir optik kullanımı ile uçuş halinde olan balistik bir füzenin imha edilebildiği ortaya koyulmuştur. Fakat büyüklük ve ağırlık gibi lojistik problemler nedeniyle Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı enerji silahlarına olan ilgisini kaybetmiştir. Aynı dönemde bakanlığın yüksek enerji silahlarına olan harcaması da azalmış, 2007 yılında 961 milyon dolar olan tutar 2014 yılında 344 milyon dolara kadar düşmüştür.

Fiber Lazerler

Fakat yüksek enerji silahları için ayrılan kaynak tamamen de sıfırlanmamış ve dikkat, daha ekonomik çözümler bulabilmek maksadıyla fiber lazerlere doğru kaymaya başlamıştır. Fiber lazerler 1963 yılında icat edilmiş ve 1990’lı yıllardan itibaren de Massachusetts Eyaleti Oxford merkezli IPG Photonics tarafından geliştirilmiştir. Diğer katı-durumlu lazerler, ışın üretiminde katı çubuklar, plakalar veya kristal diskler kullanırken ve bu nedenle oldukça büyük olmak zorundayken, fiber lazerler, yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi küçük sargılar haline getirilebilen ince optik fiber kullanmaktadır.

 

YEL silah sistemleri tarafından etkisiz hale getirilen havan mermileri.

 

Fiberler, optik enerjiyi, DVD çalarlarda da kullanılan ucuz lazer diyotlarının daha parlak olan versiyonlarından toplayabilmekte ve sonra da ışığı, genel elektrik-optik dönüşüm etkinliği %30’dan büyük olacak şekilde, daha yüksek güçlere çıkarmaktadır. Bu oran, diğer tipik katı-durumlu lazerler ile karşılaştırıldığında en az iki kat daha fazla ve COIL gibi kimyasal lazerlerinkine yakındır. Ve doğaları gereği ince ve uzun olan fiberler, hacimlerine göre büyük bir yüzey alanına sahip olduklarından, atık ısıyı hızla yaymakta, bu da lazere daha uzun bir ömür ve daha az bakım gereksinimleri sağlamaktadır.

Bu avantajlar ilk olarak 1990’lı yıllarda, fiber lazerler, Internet verilerini taşıyan denizaltındaki kablolarda optik sinyalleri güçlendirmek için kullanılmaya başlandıklarında dikkati çekmiştir. Fakat 2000’li yılların başından itibaren IPG Photenics firması, askeri araştırmacıların da dikkatini çeken, kaynak, sondaj ve kesim maksatlarıyla kilowatt sınıfı endüstriyel lazer üretimine başlamıştır.

Yüksek Enerji Lazer Silah Sistemleri

Northrop Grumman – Taktik Yüksek Enerji Silahı (THEL)

Northrop Grumman firması liderliğinde Amerikalı ve İsraillilerden oluşan bir ekip, Birleşik Devletler Uzay & Füze Savunma Komutanlığı için THEL (Tactical High Energy Laser-Taktik Yüksek Enerji Lazer) silah sistemini geliştirmiştir.

THEL, sabit tesislerde kullanılan, DFCL (Deuterium Fluoride Chemical Laser- Ağır Hidrojen Florür Kimyasal Lazer) teknolojisi esaslı bir yüksek enerji lazer ışın jeneratörü, bir hedef tespit, izleme ve nişan alma sistemi ve ateş kontrol radarı da ihtiva eden bir savaş yönetim sisteminden oluşmaktadır.


THEL silah sistemi 1996-2000 yılları arasında, sadece dört yıl gibi kısa bir zaman diliminde geliştirilmiştir. Saha testlerine 2000 yılında başlanmış ve 2005 yılında tamamlanmıştır. Test sürecinde yapılan atışlarda; 28 adet Katyusha roketi (yaylım ve baskın şeklinde atışlar dâhil), 5 adet topçu mermisi, 3 adet büyük çaplı roket, 10 adet havan mermisi (3 adedi yaylım atışta), 9 adet ağır/orta/hafif sınıf roket/füze vurularak imha edilmiştir.

Taktik Yüksek Enerji Lazer Silah Sistemi. Foto: Northrop Grumman.

 

Northrop Grumman firması tarafından geliştirilen THEL, orta ve kısa menzilli füze tehdidine karşı dost unsurlara çok iyi korunma imkânı sağlayan bir silah sistemidir. Atım başına maliyeti sadece 3.000 ABD doları olan THEL, 5 kilometre etkili mesafesi ile yeniden doldurmaya ihtiyaç duymadan 60 kadar atış yapabilmektedir.

THEL silah sisteminde Hidrojen Peroksit ve Nitrojen Triflorür (NF3) kullanılmaktadır. NF3, yüksek enerjili kimyasal lazerlerde florin kaynağı olarak kullanılmaktadır. Silah sisteminin iki versiyonu geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi THEL, diğeri ise MIRACL (Mid-Infrared Advanced Chemical Laser- Orta Kızılötesi Gelişmiş Kimyasal Lazer) silah sistemidir. %70 Konstrasyonlu Hidrojen Peroksit, anti balistik lazer ve THEL programları için kritik bir elementtir. Kimyasal lazerler, yüksek enerjili lazerlerde megawatt seviyesine çıkabilen tek silah sistemleridirler. MIRACL, 3,8 mikron dalga boyunda çalışan döteryum (ağır hidrojen) florür (DF- Deuterium Fluoride) bir silah sistemidir. White Stands test merkezinde bulunan sistemde 1980’li yıllardan itibaren megawatt seviyelerine çıkılmıştır.

Lockheed Martin – Mühimmata Karşı Saha Savunma Sistemi (ADAM)

2010 yılında Lockheed Martin firması, İsrailli sivillerin Gazze Şeridinden roket atışlarına maruz kaldıklarını öğrenir. Köyün belediye başkanı roketlere karşı bir tür savunma talep etmektedir. Bu talep Lockheed Martin firmasını, maliyeti düşürmek maksadıyla; IPG Photenics firmasından aldığı 10 kW gücünde bir lazeri kullanan, Mühimmata Karşı Saha Savunma (ADAM- Area Defense Anti-Munitions) sistemini geliştirmeye teşvik eder. 2012 yılından itibaren firma ADAM sisteminin bot, dron ve 1.5 kilometre mesafeden ateşlenen düşük kalibreli roketleri etkisiz hale getirdiğini göstermiştir. ADAM sisteminin fiyatını açıklamamış olsa da ve bugüne kadar bir satış gerçekleştirmese de Lockheed Martin firması, talep eden müşterilere silah sistemini satmak için hazır olduğunu ifade etmektedir.

Boeing Firması tarafından geliştirilen HEL-MD, White Sands Missile Range, Foto: Jose Salazar.

 

Boeing – Yüksek Enerji Lazeri (HEL)

Boeing firması da 10 kW gücünde fiber lazer kullanan bir silah sistemi geliştirmiştir. Sistem, gücünü aracın motorundan veya ayrı bir jeneratörden almakta ve birçok hedefi etkisiz hale getirebilmesi için iki fincan yakıttan daha az bir miktar yeterli olmaktadır. Bu özellik silah sistemini, savunma maksatlı kullanımda konvansiyonel silahlardan çok daha ucuz hale getirmektedir. Pahalı olmayan bir füze yaklaşık olarak 100,000 ABD dolarıdır ve sadece tek bir atımlıkken, bir lazer silah sisteminin tek atışının maliyeti 10 ABD dolarından daha azdır.

Lazer silahlarının yeniden ortaya çıkmasındaki en büyük nedenler, lazer teknolojisindeki gelişmelerin yanı sıra gelişmiş imaj tanıma ve hedefleme sistemlerindeki gelişmelerdir. İşaretleme ve izleme ne kadar iyi olur ise lazer ışınını hedefin en zayıf noktasına yönlendirmek de o kadar kolay olmaktadır.

Nişan almada bilgisayarların kullanılabilmesi sayesinde, Boeing firması tarafından imal edilen HEL-MD lazer silah sistemi tamamen otonom modda da çalışabilmektedir. Silah sisteminin bu özelliği, denemeler başka ve beklenmeyen zorluklar ortaya koysalar da Boeing tarafından 2014 yılı mayıs ayında gerçekleştirilen testlerde gösterilmiştir. Silah sisteminin lazer ışını sessiz ve görünmezdir ve imha edildiklerinde bütün hedefler infilak etmemektedir, bunun anlamı; düşman daha ne olduğunu anlamadan savaşın sona ermesidir.

Yüksek Enerji Lazer Silah Sistemlerinde Geliştirme Çabaları

YEL silah sistemlerindeki hedefe nişan alma ve ateşleme sistemleri muharebe sahasında kullanılmaya hazır olabilirler, fakat güç gereksinimi hala büyük bir problem olmayı sürdürmektedir.  Ticari bir lazerin 10 kW çıkış gücü lazer silah sistemlerinde kullanılabilecek en düşük güçtür. Ve fiber kullanımı da lazer ışınının güç ve kalitesini sınırlandırmaktadır, çünkü yüksek güçlerde fiber içinde akan fotonlar, enerji yayımından daha süratli gerçekleşen hızlı bir ısınmaya neden olmakta, bu da sistemde hasara neden olabilmektedir. Bundan kaçınmak maksadıyla araştırmacılar, birkaç lazerin çıkış güçlerini birleştirme üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Basra Körfezinde bulunan USS Ponce savaş gemisi üzerinde görülen LaWS silah sistemi. Foto: John F. Williams/Birleşik Devletler Donanması.

 

Bunu yapmanın en ideal yöntemi; her bir lazerden gelen dalgaların sıkıca senkronize edilmiş biçimde bir araya getirildiği ‘‘bağdaşık birleştirme’’ yöntemini kullanmaktır. Bu teknik, telsiz ve mikro dalga uygulamalarında oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat bağdaşıklığı başarmak, görünür ve kızılötesi ışıklara nazaran çok daha zordur. Her bir lazerden gelen dalgaların neredeyse aynı dalga boylarında olması, osilasyon düzlemlerinin hassas bir şekilde hizalanması ve her bir dalganın en yüksek ve düşük değerlerinin birbirleri ile çakışmaları gerekmektedir. Telsiz frekans veya mikro dalga uygulamalarında dalga boyu sadece birkaç santimetredir. Optikte ise dalga boyu mikrometre seviyelerinde olduğundan bunu gerçekleştirmek oldukça zordur.

2006 yılında simülasyon ortamında yapılan deneylerde, bağdaşık olmayan birleştirme ile aynı noktaya hedeflenen birkaç lazer ışınının da bağdaşık birleştirme kadar başarılı olduğu gösterilmiştir. Kullanılan her iki yöntemde de atmosferik türbülans ortamında uzun mesafelere gönderilen lazer ışınlarında, yaklaşık olarak aynı sonuçlar alınmaktadır. 2009 yılında bu teori, dört adet fiber lazer ışınını birleştiren aynalar kullanılarak, 3 (üç) kilometre mesafeden daha uzaktaki bir hedef üzerinde 5 (beş) santimetrelik bir nokta oluşturularak ispatlanmıştır.

Alman MBDA firması tarafından geliştirilen lazer silahı. Foto: Optics.org

 

Aynı yönde çalışmalarını sürdüren Birleşik Devletler Deniz Araştırmaları Ofisi, altı adet ticari fiber lazeri birleştiren, 30 kW gücünde bir LaWS (Laser Weapon System-Lazer Silah Sistemi) geliştirmeyi başarmıştır. 2014 yılı sonlarına doğru ABD Donanması, gemilere monte edilen ve LaWS adı verilen lazer silah sisteminin, teröristler ve deniz korsanları tarafından kullanılan küçük botları etkisiz hale getirmede çok etkili bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Bu deneysel silah halen, Basra Körfezinde görev yapan USS Ponce destek gemisi üzerine monte edilmiş durumdadır.

Almanya Schrobenhausen merkezli, füze alanında uzman MBDA firması da benzer yaklaşımla bir lazer silah sistemi üretmeyi başarmıştır. Firma, 2012 yılı ekim ayında imal ettiği 40 kW çıkış gücündeki, birleştirilmiş fiber ışın sistemi kullanılan lazer silahı ile 2 (iki) kilometre uzaklıktaki hareketli topçu mermilerini imha etmeyi başarmıştır.

MBDA firması tarafından yapılan testler bunun yanı sıra, yansıtıcı zırhın lazer silah sistemlerine karşı etkili olduğu yönündeki bilim kurgu düşünceyi de çürütmüştür. Yapılan testlerde yansıtmalı yüzey üzerinde bulunan bir toz zerreciğinin dahi yandığı ve hedefin, yansıtmasız bir yüzeyden çok daha çabuk imhasına neden olduğu gösterilmiştir.

Lockheed Martin firması, lazer silah sistemleri üzerindeki çalışmalarını sürdürmüş ve düşük maliyetli ADAM sistemine nazaran, çok daha uzaktaki daha karmaşık hedefleri imha edebilen Gelişmiş Deneysel Yüksek Enerji Silahını (ATHENA- Advanced Test High Energy Asset) geliştirmiştir. Firma yetkililerinin bildirdiğine göre yapılan testlerde, ATHENA’nın bir aracın çalışan motorunu başarıyla imha ettiği gösterilmiştir. ATHENA da havadan taşınabilen lazerlerde olduğu gibi uyarlanabilir optik sistem kullanmakta, sistem yine Lockheed Martin imali ALADIN (Lockheed’s Accelerated Laser Demonstration Initiative- Lockheed Hızlandırılmış Lazer Demo Girişimi) ile birlikte kullanılmaktadır.

Lockheed Martin firması tarafından geliştirilen en yeni lazer silah sistemi, 1 mil mesafedeki bir aracın motorunu tahrip etmeyi başarmıştır.

 

ALADIN, her biri dalga boylarında çok küçük farklılıklar olan birkaç fiber lazer çıkışını, 30 kW çıkış gücünde birleştirerek tek bir lazer ışını haline getirmektedir. Bu ‘‘dalga boyu ışın birleştirme’’ yaklaşımı ilk olarak, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü bünyesinde bulunan Lincoln Laboratuvarında geliştirilmiştir ve İnternet trafiğini fiber optik kablolara yönelten yönteme benzemektedir. Firma yetkilileri bu yöntemin bağdaşık birleştirmeden daha kolay olduğunu, fakat bağdaşık olmayan birleştirmeye nazaran çok daha iyi ışın kalitesi sağladığından, daha uzak mesafedeki küçük hedeflerin imha edilebildiğini ifade etmektedirler.

Yeni Amerikan Güvenlik Merkezi (CNAS- Center for a New American Security) düşünce kuruluşu tarafından hazırlanan lazer silahları ile ilgili raporda, misafir akademi üyesi olarak çalışan Jason Ellis, bu yöndeki gelişmelerin kendisini, fiber lazer silahlarının bir dönüm noktası olacağı ve ortaya çıkan yeni gelişmeler sayesinde de yüzlerce kilowatt gücünde ve yüzlerce kilometre menzile sahip yeni silahlar yapılabileceğine ikna ettiğini ifade etmektedir.

Lockheed Martin firması tarafından yayımlanan video görüntülerinde ATHENA lazer silah sisteminin görünmez lazer ışını ile düşman insansız hava araçlarının imhasında etkili olarak kullanıldığı görülmektedir. Test atışlarında beş adet dron vurularak düşürülmüştür.

 

Böylesine gelişmelere rağmen, Birleşik Devletler ulusal güvenlik uzmanları tarafından yapılan bir anketin sonuçları, her beş kişiden sadece birinin yönlendirilmiş enerji silah teknolojilerinin önümüzdeki on yıl içinde tam olgunluğa erişeceğine inandığını ortaya koymuştur.

Livermore, California merkezli Lawrance Livermore National Laboratory program müdürü Michael Carter, günümüzdeki lazerlerin bilim kurgu paydaşlarından oldukça uzak olduğuna dikkat çekmektedir. Carter konuyla ilgili açıklamasında; insanların ışık hızından bahsettiklerini, ancak hedefleri imha etmenin hala zaman aldığını ve en temel seviyede bakıldığında, hedefin yağmur ve sis nedeniyle görülemediği durumlarda lazer silahı ile vurulamayacağına dikkat çekmektedir. Carter, mevcut lazer silahlarının bu tür problemlerin aşılması için büyük önem taşıdığını ileri sürmekte ve USS Ponce savaş gemisi üzerine yerleştirilen lazer silahının yeni bir stratejik üstünlük anlamına gelmediğini vurgulamaktadır.

Lazer silah sistemlerini üreten firmalar dahi ulaşılan seviyenin abartılmaması yönünde görüş birliği içindedirler. Örneğin Alman MBDA firması, gerçekten operasyonel bir sistemin muharebe sahasında tam etkin olarak kullanılabilmesi için 3-5 yıllık bir süreye ihtiyaç olduğunu ifade etmektedir. MBDA firmasına göre; örneğin sisli bir günde konvansiyonel silahlar daima daha etkili olacaktır.

Fiber lazer silahlarının, her ne kadar Yıldız Savaşları konsepti kadar oyunun kurallarını değiştirecek bir kuvvet çarpanı olmasa da önümüzdeki 5-10 yıllık zaman dilimi içinde muharebe ortamında yerini alması beklenmektedir.

Birleşik Devletler ordusunun hedefi; 2020 yılına kadar 150 kW gücünde, düşman füzelerini havada imha edebilen süper lazer silah sistemlerine sahip olmaktır. Lockheed Martin firması uluslararası iş geliştirme direktörü Jim Murdoch, halihazırda firması tarafından geliştirilen 60 kilowatt gücündeki lazer silah sisteminin, 500 metre mesafedeki insansız hava araçlarını, birkaç saniye süresince lazer ışını göndererek düşürebildiğini ifade etmektedir.

Filmlerde görüldüğünün aksine lazer ışını çıplak gözle görülmemektedir. Örneğin, yaklaşmakta olan bir havan mermisi üzerine, birkaç saniye süre ile tutulan lazer ışını, onu hızla ısıtarak havada infilak etmesine neden olmaktadır. Havan mermisinin çok büyük bir hızla geldiği göz önüne alındığında, bu gerçekten büyük bir başarıdır. Lazer silahı, bir dronun dış yüzeyini de kolaylıkla delerek temel elektronik devrelerini yakarak düşmesini sağlamaktadır.

Stratejik ve Mali Değerlendirmeler Merkezinin (Centre for Strategic and Budgetary Assessments) üst düzey akademik üyelerinden Mark Gunzinger ise halen oldukça düşük olan çıkış gücünün büyük bir hızla yükseldiğini değerlendirmektedir.  Gunzinger, önümüzdeki birkaç yıl içinde 150 kW çıkış gücünde çok daha kuvvetli prototiplerin kullanılmaya başlanacağını düşünmektedir.

Bu tür lazer silah sistemleri, bir füzeyi en zayıf olduğu yan itkileri açıkken vurarak etkisiz hale getirmekte kullanılabilir. Gunzinger, özel kuvvetler birliklerinin, yer birliklerine hava desteği sağlamak maksadıyla, AC-130 modeli hava aracına monte edilen bu tür bir silahın testlerine 2020 yılına kadar başlamak istediklerini ifade etmekte ve 6-8 yıllık bir süre zarfında, Birleşik Devletler ordusunun 300 kilowatt çıkış gücünden daha güçlü lazer sistemleri kullanacağını sözlerine eklemektedir. Böylesine güçlü bir lazer silah sistemi, yaklaşmakta olan bir füzeyi direkt olarak harp başlığından vurabilme imkân ve kabiliyetindedir.

Birleşik Devletler ordusu bunun yanı sıra, çok yüksek irtifalarda uçan insansız hava araçlarına lazer silah sistemleri monte ederek balistik füzelerin vurulmasında kullanılmasını da değerlendirmektedir.

Lazer silah sistemlerinin sağladığı en büyük avantajlardan bir tanesi de muharebe sahasında askerlere, maliyeti düşük ve asla bitmeyen bir ateş gücü sağlıyor olmalarıdır. Mermilere ihtiyaç duyan konvansiyonel silahların aksine, lazer toplarının tabi oldukları tek sınırlama; üretilen elektrik enerjisi miktarıdır.

Üzerine lazer silah sistemi monte edilen bir araç kargo uçağına yüklenirken. Acaba nereye gidiyor olabilir?

 

Gunzinger, lazer silah sistemlerinin savaş uçakları üzerinde de kullanılacağına inanmakta, bunun başarılması ile birlikte, savaş uçaklarının düşman füzelerine karşı savunmada sınırsız bir ateş gücü imkân ve kabiliyetine kavuşacaklarını öngörmektedir. Lazer silah sistemlerinin savaş jetlerine monte edilmesi sonrasında, cephane ikmali için uçakların üslerine dönme ihtiyacının ortadan kalkacağını, havada yakıt ikmali yapan uçakların operasyonlarına devam edebileceğini vurgulamaktadır.

Fakat lazer silah sistemlerinin savaş uçaklarına monte edilebilmesi için öncelikle ebatlarının küçülmesi gerekmektedir. Halen mühendisler, ne kadar taşınabilir güç üretilebileceği ve soğutma teknolojisi üzerinde yoğun bir şekilde çalışmaktadır. Lockheed Martin firması, araç üzerine monteli lazer silah sisteminin çıkış gücünü artırmak maksadıyla çalışmaktadır. Endüstri temsilcileri ve askeri yetkililere göre lazer silah sistemlerinin gelişmesinin önündeki en büyük engel ise hükümet tarafından sağlanan fonların yetersiz olmasıdır.

Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri Havadan Taşınan YAL-1A Yüksek Enerji Lazer Silah Sistemi. Foto: Air Force Technology.

 

Boeing 747 modeli hava aracı üzerine, düşman füzelerini imha edebilecek bir lazer silah sisteminin yerleştirilmesi maksadıyla planlanan, uzun süreli ve 5 milyar dolardan daha fazla maliyetli bir program geri çekilmiş durumdadır. Proje, 2012 yılında asla operasyonel olarak kullanılamayacağı yönündeki endişeler nedeniyle rafa kaldırılmıştır. O zamanlar lazer ışın üretiminde kimyasallar kullanıldığından, bir füzeyi imha edebilecek güçte bir lazer silahı üretilemeyeceği düşüncesi ağır basmıştır.

Birleşik Devletler ordusu yetkilileri, bu radikal silahın özellikle sürü halinde taarruz eden düşman dronlarına karşı çok etkili bir şekilde kullanılabileceğine inanmaktadır. Lockheed Martin ve Birleşik Devletler Ordusu Uzay ve Füze Savunma Komutanlığı (Space and Missile Defense Command), 30 kilowatt çıkış gücüne sahip bir lazer silah sistemi olan ATHENA’nın testlerine birlikte başlamışlardır. ATHENA, tank ve diğer kara araçları üzerine yerleştirilebilen bir sistemdir. Ve Birleşik Devletler Ordusu, AH-64 Apache modeli taarruz helikopteri üzerine monte ettiği bir lazer silah sistemi ile bir dronu başarıyla imha etmeyi de başarmıştır. Gelecekte lazer silahlarının savaş uçaklarına da monte edilebilecekleri öngörülmektedir.

Türkiye’de Lazer Silah Sistem Geliştirme Çabaları-ASELSAN

Türkiye dâhil çeşitli ülkeler, YEL silah sistemlerini geliştirme çabalarını sürdürmektedir. Bu silah sistemlerinin imkân ve kabiliyetlerini anlamadan karşı koyma sistemlerini geliştirmek imkânsızdır. Ülkemizde de teknolojiyi yakından takip ederek milli çözümler üreten ASELSAN firmamızı, Lazer Savunma Sistemini (LSS) geliştirmesi nedeniyle kutluyorum.

ASELSAN tarafından geliştirilen Lazer Savunma Sistemi (LSS), 500 metre menzile kadar, mini ve mikro İHA (insansız hava aracı) / İDA (insansız deniz aracı) tehditlerine, meskûn mahalde terör unsurları tarafından kullanılan kamuflajlara ve 200 metre ve üzeri mesafede EYP (el yapımı patlayıcı) ve yol kenarı şüpheli paketlere karşı geliştirilmiş bir sistemdir. Öncelikli kullanım alanları; gemi platformları, enerji santralleri, hava alanları, sınır karakolları, karargâh binaları ve konvoy geçiş güzergâhlarıdır.

Sistem, yüksek lazer çıkış gücüne sahip fiber lazer kaynağı, odaklayıcı atış kontrolcüsü, kızılötesi/gündüz kamera, lazer mesafe ölçüm cihazı, yönlendirme birimi, ilgili güç/kontrol elektronikleri, yazılımlar, soğutma ve güç üretme/depolama alt bileşenlerinden oluşmaktadır. Sistemde bulunan fiber lazer kaynağı (ASELFİBER ailesi ürün grubu), Odağı Değişken Atış Kontrolcüsü (ODAK), kızılötesi/gündüz kamera (DÖRTGÖZ), lazer mesafe ölçüm cihazı (MRLR), yönlendirme birimi ve ilgili tüm mekatronik, yazılım, donanım tasarımları ve üretimleri ASELSAN imzası taşımaktadır.

ASELFİBER ailesi ürün grubu 1 mikrometre dalga boyu bandında, yüksek verimli bir lazer kaynağı olarak görev yapıyor. ODAK ise 50 metreden başlayarak 1 kilometrenin üzerinde otonom olarak hızla ayarlanabilen bir mimaride tasarlanmıştır. Sistem, yazılımından üretimine kadar her aşaması, yerli ve titiz bir çalışma sonucu gerçekleştirilmiştir.

Lazer Silahlarına Karşı Koyma Sistemleri

Lazerlerin silahlanma yarışında muharebe sahasında yerini aldıklarını gördük. Daha fazla ülke ordularını yüksek enerjili lazer silah sistemleri ile donattıkça yeni savunma ve karşı koyma sistemlerine gereksinim duyulması da kaçınılmazdır.

Helios lazer silah karşı koyma sistemi.

 

Lazer silah sistemleri son birkaç on yıldır yaygın olarak kullanılmaktadır. Birleşik Devletler Ordusu envanterinde, düşmanın gözlerini körelten çok sayıda elde taşınabilen ve araçlara monteli lazerler kullanılmaktadır.

Lazerleri kullanan sadece Birleşik Devletler ordusu değildir. Ukrayna sınır muhafızları, ayrılıkçıları dürbünle gözetlerken gözlerinde retina yanıkları meydana gelmiştir. Kendilerine karşı bir lazerin kullanıldığına inanmaktadırlar. Daha öncesinde de bir keşif uçağı pilotu Kırım’da uçarken bir Rus askeri tarafından lazerle hedef alınmıştır.

Askeri lazerlere karşı savunma maksadıyla, Adsys Controls firması tarafından, dronlar üzerinde taşınabilen Helios sistemi geliştirilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi; bir lazer silah sisteminin etkili olabilmesi için hedef üzerindeki belirli bir noktaya birkaç saniye odaklanması gerekmektedir. Helios karşı koyma sistemi, düşman YEL silahı üzerindeki lazer ışınını kontrol eden sistemleri bozarak buna engel olmaktadır.

Helios sistemi, gelen bir lazer ışınını tespit eder ve güç, dalga boyu, darbe frekansı ve kaynağı gibi temel karakteristiklerini belirler. Helios daha sonra düşman lazer silah sisteminin ışın kontrol mekanizmasına, büyük bir olasılıkla kendi düşük güçlü lazer ışınını göndererek, taarruz eden lazer ışınının hedef üzerine odaklanmasına engel olmaktadır.

Helios Lazer Sensörü dron üzerine monte edilerek gelen lazer ışınını algılamak maksadıyla kullanılmaktadır. Foto: Adsys Controls.

 

Lazer karşı koyma sistemi, lazer ışınını gönderen silah sisteminin kontrol mekanizmasını aldatarak, lazer ışını aslında birkaç metre mesafedeki başka bir noktaya yönelmiş olmasına rağmen, onun hedefin tam üstünde olduğunu sanmasına neden olabilir. Gelen ışın demetinin direkt olarak vurulması büyük bir yansıyan ışık infilakına neden olabileceğinden, karşı koyma sitemi tarafından bir darbe gönderilerek, orijinal lazer ışınının kendisini hedefin tam üzerinde sanması sağlanmaktadır.

Helios sistemi; düşük hacim, ağırlık ve güçte (SWaP-Space, Weight and Power), düşmanın yönlendirilmiş enerji silah sistemlerini etkisiz hale getiren, tamamen pasif bir Yönlendirilmiş Enerji Silahı Karşı Tedbir sistemidir. İnsansız hava aracı üzerine monte edilmiş sensör paketinden oluşan Helios, yaklaşmakta olan lazer ışınının, lokalizasyon ve yoğunluğu dahil tam bir analizini sağlamaktadır. Bu bilgiler ışığında pasif olarak düşman lazer silah sistemini karıştıran Helios, üzerine takıldığı araç ve yükü korumaktadır.

YEL silah sistemlerine karşı geliştirilen en iddialı karşı koyma sistemi belki de küçük dronları koruma maksatlı geliştirilen Helios sistemidir. Helios sistemi, iki adet dayanıklı hale getirilmiş sensör ve bir karşı tedbir paketinden ibarettir. Sensörler gelen lazer ışınını tespit ederler ve kaynağını belirler. Karşı tedbir unsuru devreye girerek lazer kaynağına bir lazer ışını gönderir, maksat imha değil lazer kontrol sistemini karıştırmaktır.

Helios sistemi de aynı yanıltmaya maruz kalabilir. Hedef lazer ışınını yanıltmak maksadıyla yeteri kadar güçlü bir ışın gönderdiğinde, kendisi de bir hedef haline gelmektedir. Düşman lazer silah sistemi karıştırıldığını tespit ettiğinde, direkt olarak karıştırıcıya angaje olabilir.

Füzeye yönlendirilen YEL silah sisteminin çıplak gözle görülemeyen lazer ışını görev başında. Foto: MBDA Missile Systems.

 

Suriye savaş alanı, gelişmiş, gelişmekte ve test aşamasında olan silah sistemlerinin kullanıldığı, üstün ve zayıf taraflarının belirlendiği, uygun konsept, taktik ve tekniklerin geliştirildiği bir laboratuvar ortamıdır.

Geliştirilme aşamasında olan ve çeşitli hava ve kara platformlarında etkin olarak kullanıldığı ispatlanan Yüksek Enerjili Lazer silah sistemlerinin Suriye savaş alanında olmadığını kimse garanti edemez.

Suriye savaş alanında kara unsurlarının yakın hava desteğinde kullandığımız helikopterler ile istihbarat, keşif ve gözetleme maksatlı kullanılan ve çok iyi işler başaran insansız hava araçlarımız konusunda dikkatli olmak gerekmektedir.

Milyonlarca dolar değerindeki helikopter ve insansız hava araçlarını, 3.000 ABD doları ederindeki lazer silah atımlarında kaybetmemek için gereken tedbirler alınmalıdır!

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın