BÜTÜN ZAMANLARIN EN ŞOK EDİCİ PROGRAMI: CIA MK-ULTRA PROJESİ

BÜTÜN ZAMANLARIN EN ŞOK EDİCİ PROGRAMI: CIA MK-ULTRA PROJESİ

Yazar: Melissa, Today I Found Out – Feed Your Brain, 23 Eylül 2013

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 10 Ocak 2018

CIA, MK-ULTRA Projesi ile emekliye ayrılan ajanların anılarını LSD ile silme deneyleri de uygulanmıştır.

2013 yılı yaz aylarında, Birleşik Devletler hükümetinin iç casusluk programı ortaya çıkarıldığında, birçok insan hak ve özgürlüklerini yüksek sesle savunan bir hükümetin kendi vatandaşları hakkında bilgi toplamasına oldukça şaşırmıştır.

Daha da üzücü olanı ise; bu Sam Amca’nın, izinsiz veya habersiz olarak kendi halkı hakkında gizlice bilgi topladığı ilk olay değildir ve bu tür olaylar hükümetin geçmişte yaptığı en büyük acımasızlıklar ile kıyaslandığında sözü dahi edilemeyecek kadar ufak tefek olaylardır. Bu türden acımasız olayların, hükümetin içileceğini bilerek bazı alkollü içecekleri zehirleyerek 10.000’den fazla Amerikan vatandaşını öldürmesi ve binlercesini de hasta etmesi gibi sayısız örnekleri bulunmaktadır (Buna rağmen program bir süre daha sürdürülmüş ve ölü sayısının artmaya başlaması nedeniyle Kongrede hararetli bir şekilde tartışılmıştır).

Diğer bir ilginç program da 1953 ile 1964 yılları arasında CIA tarafından yürütülen, düzinelerce biyolojik ve kimyasal maddenin Amerikan vatandaşları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi maksadıyla; insanların haberleri olmadan kendilerine verildiği MK-ULTRA Projesidir. Bu örtülü ve gizli deneylerde, hiçbir şeyin farkında olmayan zavallı deneklere, başka şeylerin yanı sıra halüsinojenik ilaçlar ve diğer kimyasallar uygulanmıştır.

CIA tarafından yürütülen bu program hakkında resmi belgelere ulaşmak çok zordur, bununla birlikte 1976 ve 1977 yıllarında Birleşik Devletler Senatosu tarafından bir soruşturma gerçekleştirilmiş ve hatta MK-ULTRA Projesi için olanları dinlemek maksadıyla ortak bir komite oluşturulmuştur. Komitenin elde ettiği sonuçlar, projede neler yapıldığının çoğunu ortaya çıkarmıştır, yapılanlar gerçekten inanılmazdır.

MK-Ultra Projesinin Maksadı

Senatoda icra edilen duruşma raporlarına göre projenin maksadı; biyolojik ve kimyasal maddelerin örtülü şekilde kullanılma imkân ve kabiliyetlerinin geliştirilmesidir. Soğuk Savaşın sürdüğü ve birçok insanın, Ruslar ve Çinlilerin bu alanda çeşitli silahlar geliştirdiğinden korktuğu bir ortamda projenin motivasyonu, savunma amacı da gütmektedir. Projeyi savunanların ifade ettiklerine göre:

Kimyasal ve biyolojik silahların örtülü bir şekilde kullanılması alanında kapsamlı bir yetenek geliştirilmesi, bizim düşmanın teorik potansiyelini tam olarak anlamamızı sağlayacak ve böylece bize, kendisini bu tür teknikleri kullanmakta, bizim kadar sınırlı hissetmeyen bir düşmana karşı kendimizi savunma imkân ve kabiliyeti kazandıracaktır.
 
Resmi olarak 1953 yılında yetki verilen MK-ULTRA Projesi kapsamında 1955 yılına kadar genişleyen CIA’nin yetkileri aşağıdadır:

Aşağıda belirtilen maddeler ve yöntemlerin bulunması;

  • Alkolün sarhoş edici etkisine katkı sağlayan;
  • Hipnoza girmeyi kolaylaştıran veya hipnozun faydalarını geliştiren;
  • Beyin yıkama ve sorgulama esnasında bireylerin yoksun kalma, işkence ve baskıya karşı koymasını geliştiren;
  • Geçmiş ve kullanılmaları esnasındaki olayları unutturan hafıza kaybı oluşturan;
  • Gizlice kullanılabilen ve uzun süre şok ve karışıklığa neden olan ve
  • Bacakların felç olması, akut anemi vb. gibi fiziksel sakatlıklara neden olanlar.

LSD (Lysergic Acid Diethylamid) Deneyleri

Birleşik Devletler Senatosunda yürütülen soruşturmanın başında Senatör Edward Kennedy bulunmaktadır. Senatör açış konuşmasında aşağıdakilere dikkat çeker:

Kendilerine yapılanların farkında olmayan yüksek ve alt seviyedeki Amerikalılara ve yabancılara uygulanan birçok test ve deney programı. Bu testlerden birkaçı, bilgileri dışında sosyal ortamlardaki deneklere LSD verilmesini de kapsamaktadır.

Bu ilaç testlerinde, özellikle projenin başlangıç safhalarında, ilaçların verilmesini düzenleyecek veya etkilerini izleyecek tıbbi personel kullanılmamıştır. Rastgele seçilen denekler genellikle saatlerce ve hatta günlerce hastalanmış ve en az bir olayda deneklerden bir tanesi hastaneye yatırılmak zorunda kalınmıştır.

Çok daha rahatsız edici olan ise bazı testlerin öldürücü olmasıdır, fakat bütün bunlar CIA’nın deneyleri sürdürmesine engel olamamıştır:

İki Amerikalının ölüm nedeni bu programlarla ilişkilendirilebilir; test programlarına katılan diğer denekler hâlâ iz bırakan etkilerden acı çekiyor olabilirler. Haberi olmayan insanlara LSD vermenin tehlikelerini bilmelerine rağmen, bunu yıllarca sürdürmeleri, bunların insan hayatına hiç değer vermediklerinin en temel göstergesidir.


Hayatını kaybedenlerden bir tanesi, kendisi de Birleşik Devletler Ordusu ile biyolojik silahların saldırı maksatlı kullanım tekniklerinin geliştirilmesi ve CIA ile biyolojik araştırmalar üzerinde çalışan Dr. Frank Olson’dur.

Dokuz bilim insanı ile birlikte, 1953 yılı Kasım ayında, Deep Creek Lake, Maryland eyaletinde bir konferansa katılır. Konferans esnasında CIA ajanları, ironik bir şekilde araştırmacıların içtikleri portakal likörüne LSD koyarlar. Ancak bütün araştırmacılar içkilerini içtikten sonra kendilerine ilaç verildiği söylenir.

Dr. Olson hariç araştırmacıların çoğu deneyden zarar görmez ve kendilerinde yan etkiler görülmez. Acı dolu ve korkunç olaydan bir türlü kurtulamayan Dr. Olson’da deneyin başlamasından hemen sonra paranoya ve şizofreni belirtileri görülmeye başlanır.

Dr. Olson’un amiri ve deneyi yürüten CIA, zavallı adam için New York kentinde bir tedavi ayarlar. Bir otel odasında CIA ajanı ile geceyi geçirirken ve sabah uyandırılması için resepsiyonu da aramasına rağmen, Dr. Olson bir şekilde ölüme yenik düşer. CIA ajanı Lashbrook’un raporuna göre:

28 Kasım Cumartesi günü gece yaklaşık olarak 2.30 sularında Lashbrook büyük bir cam kırılma sesi ile uyanmıştır. Dr. Olson kapalı olan pencereye çarpmış ve 10’uncu kattaki otel odasından pencere ile birlikte zemine çakılarak hayatını kaybetmiştir.

Deneyden bizzat sorumlu olan ve geceyi Dr. Olson ile aynı otel odasında yalnız geçiren CIA ajanının, onu bir suikastla öldürmesi hakkında bir soruşturma yapıldığına dair ortada hiçbir gösterge yoktur.

Kontak lens büyüklüğünde, içinde 100 elektrot bir yonga, el ve kol hareketlerini düzenleyen beynin ön merkez yüzeyi üzerine yerleştirilir. Çok küçük bir kablo ile yonga kafatasına yerleştirilen bir kaideye irtibatlanır. Kaide de yine bir kablo ile bilgisayara bağlanır.

Deneylerin Uygulandığı Üniversiteler, Hapishaneler ve Hastaneler

Kongredeki duruşmalarda Senatör Kennedy saygıdeğer kurumların da kandırılarak MK-Ultra projelerine dâhil edildiğini açıklamıştır:

Aslında konuştuğumuz şey bu ülkedeki birçok olağanüstü araştırma merkezlerimizin, CIA fonları ile desteklenen bazı en iyi araştırmacılarımızın farkında dahi olmadan, hiçbir bilgisi olmadıkları veya neyi desteklediklerini bilmedikleri projelere dâhil edilmeleridir.

Kongre duruşma raporuna göre; seksen altı üniversite ve kurum ile 185 devlet dışı organizasyon araştırmacı ve asistanı bu projede görev almıştır. Doktorlar, toksikologlar ve zihin ile uyuşturucu alanındaki diğer uzmanlar, görünürde araştırma vakıfları himayesinde yapılan araştırmalara hibeler verilerek, CIA’nin bunlarla olan özel ilişkileri gizlenerek, MK-ULTRA projesine dâhil edilmiştir.

MK-ULTRA Projesine katılan 12 hastanede testler, muhtemelen öldürmeseler de uzun süreli zararları oldukları için ölümü bekleyen kanser hastaları üzerinde yapılmıştır.

Ne yazık ki CIA bu hastanelere (ve belki de hastalara) deneyleri kabul etmeleri için genellikle para ödemiştir. Örneğin 23 numaralı alt projenin başlamasına (Subproject 23) 1955 yılı Ağustos ayında izin verilmiştir. Sözleşmede para ödenmesiyle ilgili madde aşağıdadır:

Proje mühendisi …. tedavisi imkânsız kanser hastalarının tedavi masrafları için yüklenicinin hastane giderlerini, bu kimyasalların ölümcül hastalıkları süresince etkilerinin incelenmesi karşılığında ödeyecektir.

Aynı şekilde bu deneylerin birçoğu da gizli bir şekilde üç hapishanede gerçekleştirilmiştir. ‘‘Şimdi biliyoruz ki bazı deneyler haberleri olmadan suçlu seks psikopatlarına da uygulanmıştır’’.

16 Ağustos 1951 tarihinde CIA, bir Fransız kasabasına LSD yaymıştır. Fransa’nın Pont-Saint-Esprit kasabasında ‘‘Le Pain Maudit- Lanetli Ekmek’’ olarak anılan olayda 250’den fazla uykulu kasaba sakininin kronik halüsinasyonlar görmelerinin nedeninin CIA ajanlarının ekmeklerine LSD şırınga etmesi olduğu yıllar sonra ortaya çıkmıştır. Olayda 50 kasaba sakini hastanelere kaldırılmış,  yedi kişi hayatını kaybetmiştir.

Olayda, Fransa’nın güneyinde yer alan kasaba sakinleri bir gecede kitlesel olarak delirmişlerdir. CIA, Soğuk Savaşın zirvede olduğu yıllarda, zihin kontrol deneyi için kasaba halkının ekmeklerine LSD şırınga enjekte etmiştir.

Olay esnasında bir adam, göbeğinin yılanlar tarafından yenildiğini haykırarak kendisini suda boğmaya kalkışmış, 11 yaşında bir erkek çocuk büyükannesini öldürmeye kalkışmıştır. Başka bir adam ise ‘‘Ben bir uçağım’’ diye bağırarak ikinci kattaki evinin penceresinden aşağı atlayarak bacaklarını kırmıştır. Hastanede başka bir adam kalbinin bacakları arasından kaçıp gittiğini iddia ederek doktora onu tekrar yerine koyması için yalvarmaktadır. Araştırmacı gazeteci H.P. Albarelli Jr olayın Fort Detrick, Maryland’de bulunan CIA ve ABD Ordusunun çok gizli Özel Operasyonlar Bölümünün işi olduğunu iddia etmiştir.

Daha etik olduğu anlamına gelmese de bütün deneylerin deneklerden habersiz yapılmaları da söz konusu değildir. Örneğin Ulusal Zihin Sağlığı Bağımlılığı Araştırma Merkezi Enstitüsü tarafından Lexington Rehabilitasyon Merkezinde (uyuşturucu bağımlı hükümlülerin yattığı bir cezaevi), halüsinasyona neden olan ilaç deneylerine katılmaya gönüllü olan mahkûmlara karşılığında bağımlı oldukları uyuşturucular verilmiştir.

Diğer Deneyler 

Elektro şokun etkileri, saldırıya yönelik taciz teknikleri ile suikast fırlatma sistemlerinde kullanılmak üzere gaz tahrikli sprey ve aerosol gibi alanlarda bilinmeyen sayıda başka deneyler de yapılmıştır.

Ayrıca MK-ULTRA Projesine katılan bilim insanları, radyasyon dâhil insan davranışlarını kontrol etmek maksadıyla ilave yöntemleri araştırmaya da yetkili kılınmışlardır.

İğrenç Örtülü Deneyler 

MK-ULTRA Projesinde, birçoğu davranış değiştirme ve gizlice uyuşturucu verilme ve test edilme araştırmaları ile bağlantılı olan toplam 149 alt proje bulunmaktadır

Bu alt projelerden bazıları aşağıda sıralanmıştır:

  • Habersiz denekler üzerinde deneyler yapılan 6 alt proje,
  • En az 2 tanesinde uyuşturucuların da kullanıldığı hipnoz içeren 8 alt proje,
  • İlaç ve kimyasalların kullanıldıkları 7 alt proje,
  • Gizlice uyuşturucu özellikli maddelerin verildiği sihirbazlık sanatının kullanıldığı 4 alt proje,
  • Uyku yoksunluğu ve davranışlar üzerindeki psikoterapi etkilerini inceleyen 8 alt proje,
  • Egzotik patojenlerin insan hücreleri üzerindeki etkileri ve bunların etkin verilme sistemlerini inceleyen 6 alt proje.

CIA, MK-Ultra Projesinin Bütün Kayıtlarını Kaybetmiş veya İmha Etmiştir

Ne yazık ki 10 yıl süren bu örtülü operasyondan geriye neredeyse hiçbir kayıt kalmamıştır. Senatör Kennedy’nin ifade ettiği gibi:

Belki de bütün olanların en rahatsız edici olanı, insan denekler üzerinde yapılan deneylerin nereye kadar gittiğinin bilinmiyor olmasıdır. Bu faaliyetlerin bütün kayıtları, CIA Direktörü Richard Helms’in emri ile 1973 yılında imha edilmiştir.

Bununla birlikte; CIA’nin belge imha operasyonu sırasında gözden kaçan bazı belgeler, 1977 yılında ortaya çıkmıştır, Senatör Kennedy’nin ifade ettiği gibi:

Kayıtların ne kadar eksik olsa da olması gerektiği kadar yeterince tamam olduklarına inanıyoruz. Sonra birisi, Bilgi Edinme Özgürlüğü hakkını kullanarak iki Birleşik Devletler Senato komitesinin yapamadığını başarmıştır. CIA’yi ilave belgeler bulması için teşvik etmiştir. Ortaya çıkan kayıtlar, geçmişte düşünülenin çok daha ötesinde daha yoğun deney verileri göstermektedir.

Ortaya çıkan bu belgelere rağmen hâlâ program hakkında eksik kalan bazı hususlar bulunmaktadır.

Sorumlu Yok

MK-ULTRA Projesiyle ile ilgili iki faaliyet, Anayasa Mahkemesine götürülmüş, fakat iki olayda da mahkeme, vatandaşların hakları yerine hükümeti korumuştur.

1985 yılında görülen; CIA Sims’e Karşı davasında mahkeme, MK-ULTRA Projesine katılan kurum ve araştırmacıların isimlerinin açıklanmasını, CIA’nın istihbarat kaynaklarını koruma gereği nedeniyle, Bilgi Edinme Özgürlüğü yasası kapsamının dışında tutmuştur.

1987 yılında görülen Birleşik Devletler Stanley’e Karşı davasında ise kimyasal silah deneyine katılmaya gönüllü olan fakat aslında LSD verilen bir adamın Federal Haksız Şiddet Yasası kapsamında dava açması engellenmiştir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. Orijinal metne aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

One of the Most Shocking CIA Programs of All Time: Project MKUltra

When the extent of the U.S. government’s domestic spying program was revealed this past summer, many were surprised and outraged: how could a government which so prizes liberty of its citizens covertly collect data on its own people? Yet, sadly, this is not the first time Uncle Sam, without permission or notice, secretly gathered information on its people and wasn’t […]

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın