Filistinliler 58 Ölüsünü Gömerken Gazze’de Yeni Çatışmalar

Filistinliler Ölülerini Gömerken Gazze’de Yeni Çatışmalar

Ercan Caner, Sun Savunma Net, 16 Mayıs 2018

Pazartesi günü Açık Gazze Hapishanesinden İsrail’e doğru yürüyüşe geçen savunmasız Filistinli sivil protestoculara İsrail Savunma Kuvvetleri sınıra yerleştirdiği 100 keskin nişancı ile acımasızca ateş açmış ve 58 Filistin vatandaşı hayatını kaybetmiştir.

14 Mayıs Pazartesi günü hayatlarını kaybeden Filistinliler, Nakba günü toprağa verilecektir. Nakba günü 1948 yılından günümüze kadar hayatlarını kaybeden Filistinlileri anmak ve İsrail zulmü sonucu kaybedilen yaşamların, hakların ve toprakların yasını tutmak maksadıyla anılmaktadır.

15 Mayıs 2018 Büyük Felaketin (Nakba) 71’inci yıldönümüdür. Geçmişten bir kesit sunalım ve bugün Filistinlilerin ne yapmak istediklerini ortaya koyalım.

Temmuz 1948 ayıydı, ilk Arap-İsrail savaşı tepe noktasındaydı. İsrailli General Yigal Anon sorusunu tekrarladı: ‘‘Halkı ne yapacağız?’’ Cevap olarak, eski başbakan Itzhak Rabin’in aktardığına göre, Ben Gurion eliyle bir işaret yaparak ‘‘Hepsini sürüp atın‘’ dedi. Yeni işgal ettikleri Lydda ve Ramle kasabalarında yaşayan 50.000 Filistinli sivile ne yapacakları hakkında tartışıyorlardı.

Birliklerinin gerisinde ‘‘Baş belası’’ olarak tanımladığı ‘‘düşman ve silahlı bir halkın’’ kalması probleminden kafası karışan İsrailli komutan, İsrail’in kurucu başbakanı ve sonrasında savunma bakanı olan komutanı David Ben-Gurion’a ne yapması gerektiği hususunda fikrini sormaktadır. Ben Gurion’un eliyle yaptığı hareket ve kullandığı ‘‘hepsini sürüp atın’’ ifadesi binlerce Arap erkek, kadın ve çocuğun kaderini belirlemiştir. Emri uygulayan ve insanları Lydda ve Ramle’deki evlerinden sürüp atmaları için birliklerini gönderen komutan; ‘‘Birlik kullanmak ve uyarı ateşi açmaktan kaçınmanın hiçbir yolu olmadığını.’’ hatırlamaktadır.

Şimdi adı Lod olan Lydda ve Ramle günümüzde Yahudi kentleridirler. 1948 yılında tahliye edilen evler şimdi İsrailli Yahudilere aittirler. ‘‘Sahipsiz’’ Mülkler Yasasına dayanarak devlet, savaşın kritik dönemlerinde, özellikle İsrail birliklerinin ileri harekâtı esnasında kaçan Arapların boşalttıkları topraklara el koyar. Topraklar, Yahudilere verilir ve yurtlarını terk etmek zorunda kalarak Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Orta Doğunun diğer ülkelerine istemeden dağılan insanlar ‘‘mülteci’’ durumuna düşerler.

Bu şekilde, birçok kentin Arap nüfusu, neredeyse bir gecede anayurtlarından koparılmış yeni bir sürgün halk haline gelmiştir. Savaş öncesinde, şimdi İsrail’e ait olan topraklarda toplam 860.000 Arap yaşarken bu sayı şimdi 160.000’e düşmüştür. Bazıları yaşadıkları yerlerden sürüp atılmış, bazıları kaçmış ve geri dönmelerine izin verilmemiştir.

İşte bugün, 1948 yılında topraklarından sürüp atılan Filistinlilerin çocukları ve torunları ‘’Büyük Dönüş Yürüyüşü’’ adını verdikleri barışçıl protesto gösterileri ile Gazze’den İsrail’e doğru yürümektedir.

Fakat geçmişte olduğu gibi bugün de İsrail’in kesinlikle acıması yoktur. Filistinlilere keskin nişancıların hedefi olmamalarını tavsiye ediyorum.

Arap Birliği ve diğer Arap ülkelerinden medet ummayı da derhal bırakmaları gerekmektedir. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Mohammed bin Salman’ın, Amerikan Yahudi organizasyonları ile geçtiğimiz ay içinde New York’ta yapılan bir toplantıda kullandığı; ‘‘Filistinlilerin önerileri kabul ederek görüşme masasına oturmayı kabul etme ya da çenelerini kapatarak sızlanmayı kesme zamanı geldi’’ sözlerini Filistinliler hiç akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın