Fırat’ın Doğusunu Aydınlatan Gerçek: “Batı Asya İttifakı”

Fırat’ın Doğusunu Aydınlatan Gerçek: “Batı Asya İttifakı”

 

Berk ÖZER, USMER Yürütme Kurulu Üyesi, Sun savunma Net, 21 Kasım 2018

 

Harita: MR online

ABD‘de Trump yönetiminin İran‘a yönelik yaptırımlarının ikincisi yürürlüğe girdi. Aralarında Türkiye‘nin de bulunduğu sekiz ülke, geçici olarak yaptırımlardan muaf tutuldu. Trump yönetimi, bu yaptırımlarla İran ekonomisinin temel direkleri olan, petrol, deniz taşımacılığı ve bankacılık sektörünü vurmayı amaçlamaktadır. Trump, bu yaptırımların en ağır olduğunu açıklarken, danışmanı Bolton ise, daha da ağırlarının geleceğini ve İran ‘ın müzakereye yanaşması gerektiğini ifade etti. ABD ‘nin İran ile müzakere masasına gelmesi için sunduğu şartlara baktığımızda: İran‘ın Yemen‘de Husi‘lere, Lübnan‘da Hizbullah‘a, Filistin‘de Hamas ve İslami Cihad Hareketi‘ne, Suriye‘de Şii milislere verdiği desteği çekmesini içeriyor. Yani müzakere masasının özeti, Rusya ile Çin‘i Ortadoğu‘da çevrelemek ve İsrail‘in güvenliği için Türkiye, İran, Irak, Lübnan, Yemen ve Suriye‘yi bölüp, kendi iktidarlarıyla yönetmektir.

İran‘a yönelik yaptırımlar konusunda İran Cumhurbaşkanı Ruhani‘ye baktığımızda, ülkesinin ABD‘nin yaptırımlarına karşı sonuna kadar direneceğini ve Ortadoğu haritasını bölmeye çalışan bir müzakere masasına boyun eğmeyeceklerini görüyoruz. Aynı şekilde İran‘ın dini lideri Hamaney ise, İran‘ın 1979 yılı öncesindeki ABD hakimiyetine geri dönmeyeceğini ve direneceğini bildirdi. Rusya Devlet Başkanı Putin, yaptırımların hukuka aykırı olduğunu ve Rusya olarak İran‘ın yanında olduklarını belirtti. Geçici muafiyet verilen ülkelere baktığımızda, AB ülkelerinin bu kapsamda değerlendirilmediğini ve ABD‘nin AB ülkeleri üzerinde de baskı oluşturmaya çalıştığını gözlemliyoruz. Ancak buna karşı İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından yapılan açıklamalarda, Nükleer Anlaşma ‘ya bağlı kalınacağını ve İran yaptırımlarını doğru bulmadıkları ifade edilmektedir.

Yukarıdaki duruma çok benzer bir resmi, geçen hafta İstanbul‘daki Suriye toplantısında gördük. Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa, Suriye konusunda ABD ve İsrail‘i konu dışında tutarak, birlikte hareket ettikleri mesajını dünyaya net bir şekilde verdiler. Toplantı masasında olmasa da, liderlerin ağzında beşinci katılımcı olarak vurgu yapılan İran vardı. Buradan da anlaşılacağı üzere, Avrasya cephesi aslında netleşmeye ve üyelerini dünyaya tanıtmaya başladı. Yalnız tam bu noktada insanların kaçırdığı, dünya sisteminin artık iki kutuplu gibi gözükse de çok kutuplu olduğu gerçeğidir. Kıta Avrupası, Pasifik ve Batı Asya, Avrasya projesinde buluşmuş olan kutuplardır.

Yeni düzende ciddi güç kaybeden ve dünyayı paylaşmaya mecbur kalan ABD ve İsrail‘in başını çektiği Atlantik cephesi, ağırlık merkezinin Washington‘dan bir daha gelmemek üzere gittiğinin farkındadır. Ortadoğu‘yu karıştırmak ve yeni düzende Çin‘in “Bir Kuşak Bir Yol” projesine ket vurmak istemektedir. Bu nedenle burada, kendi kontrollerinde bir terör devleti yaratmanın peşinde ve adına da “Sözde Kürt Koridoru” demektelerdir. Suriye sınırımızda kurulmaya çalışılan terör merkezleri, mutlaka temizlenmelidir. Aksi durumda, ABD’den PKK aleyhine yeni adımlar ve PYD-YPG ‘ya devlet kurdurtmaya çalışan yeni terör adımları gelecektir. ABD‘nin amacı, Türkiye’yi terör örgütleri ile birlikte Suriye‘de anayasa uzlaşma masasına oturtmaktır. Bunun için ileriki günlerde masaya oturtma amaçlı başka hamleler de gelecektir. ABD’nin telaşı, bir yandan Türkiye’nin askeri harekâtını engellemek, bir yandan da PKK‘nın korsan kantonlarına devlet statüsü kazandırmaktır. Bunun için yapılanlar arasında İran‘a yapılan yaptırımlardan Türkiye‘yi muaf tutmak, döviz kurlarındaki düşüş, PKK‘nın en üst düzey 3 elebaşının yakalanması için ödül konması, Türkiye‘yi rahatlatmak ve PKK terörünün bittiğini tüm dünyaya duyurmak vardır. Bu çerçevede PYD‘nin “Sözde Kurtuluş Savaşçıları” olduğunu kamuoyuna açıklamak istiyorlar. PKK ile PYD‘nin arasında bir bağ olmadığını, olmuş olsa bile PKK temizlendiği için PYD ile olan ilişkisinin kalmadığını açıkça ifade edeceklerdir. Bu durum hem Avrasya‘yı, hem de Batı Asya‘yı ortadan böler ve bölge ülkelerinin haritalarının değişmesine neden olur. Bunu başarmak için, bölgede Türkiye‘yi ekonomik anlamda rahatlatıp, Türkiye’yi Rusya ve İran’dan kopararak yalnızlaştırmak istiyorlar.

Fırat‘ın doğusundaki çözümün kalıcı olabilmesi ve bölge ülkelerinin güvenliği için, Irak Merkezi Hükümeti, Şam yönetimi ve tabi İran’la birlikte hareket edilip, kırk yıldan fazla süredir başımıza bela edilen terör illetini bölge ülkeleri ile birlikte bitirmektir. Bu fırsat kaçırılmamalı, ABD’nin PKK’ya zaman kazandırma taktiklerine itibar edilmemelidir. ABD‘nin ve İsrail‘in bölgedeki uzantılarının (PKK, PYD, SDG adı her ne olursa olsun) kökü kurutulmalı, Batı Asya İttifakı ile bölgenin çözüme kavuşacağı ortam sağlanmalı ve medeniyetin beşiği olan bu topraklar, emperyalizm ve onun taşeron uzantılarından kalıcı olarak temizlenmelidir.

 

Yazar Profili

Berk Özer
Berk Özer
Yük. Müh. Berk Özer
USMER Dış Politika Sorumlusu

İzmir’de doğan Özer, Maltepe Askeri Lisesinden mezun olmuş, Kara Harp Okuluna devam etmiş ve devamında Kara Harp Okulundan ayrılmıştır. Boğaziçi Üniversitesinde İngilizce eğitimi alan Özer, İstanbul Ticaret Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden Onur Başarı Belgesi ile mezun olmuştur.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “İleri Planlama Teknikleri” üzerine yazdığı yüksek lisans tezi ile “CB-SPT” metodunu geliştirmiş ve Endüstri Yüksek Mühendisi unvanını almıştır.

Halen Ulusal Strateji Merkezi yürütme kurulu üyesi ve USMER Dış Politika Sorumluluğu görevlerini yürüten Özer, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde eğitimini devam ettirmekte ve özel sektörde ERP Danışmanlığı yapmaktadır. Özer, Aydınlık Gazetesinde de dış politika hakkında yazılarını paylaşmaktadır.

Bir Cevap Yazın