Gizemli Bir Dava

Gizemli Bir Dava

Gizemli Bir Dava

 

Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o kanunları uygulamak ve uygulattırmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren, daima karar verenden daha kuvvetlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Yazar: Dexter Filkins, The New Yorker, 14 Nisan 2017

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 21 Kasım 2017

New York kentinde federal suçlamalar ile karşı karşıya olan Türk-İran iş adamı Reza Zarrab’ın gizemli davası, son haftalarda giderek daha da garip bir hale gelmiş durumdadır.

32 yaşında olan Zarrab, geçtiğimiz Mart ayında Miami’de FBI ajanları tarafından tutuklanmıştır. Tutuklandığında, Türkiye’deki en parlak ve zengin iş adamlarından bir tanesidir. Siyah bukleli bir tutam saçı olan Zarrab;  20 adet ev, yedi adet yat ve bir adet özel jete sahiptir. Türkiye’nin muktedir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ülkenin en ünlü pop yıldızlarından biri ile evli olan Zarrab’ın arkadaşları arasındadır.

ABD hükümeti Zarrab’ın, İran’ın, nükleer programını engellemek maksadıyla uygulanan ekonomik yaptırımlardan kaçınmasına yardım etmek için, giderek genişleyen bir operasyonu yönettiğine inanmaktadır. Türk hükümeti tarafından yasal olduğu iddia edilen Zarrab operasyonu, petrol ve doğal gaz karşılığında İran’a Zarrab tarafından altın satılmasını kapsamaktadır.

New York Güney Bölge savcılarına göre düzenlenen entrika; çok büyük miktarda nakit para, doğal gaz ve altın ticaretini kapsamaktadır ve 2012 yılında operasyonun zirve noktasında Zarrab, her gün bir metrik ton altın satın almakta ve bunu İran’a göndermektedir. Obama Yönetimi, medyanın ‘‘Altın için Petrol’’ olarak adlandırdığı Zarrab operasyonunu protesto etmiş, fakat Zarrab bu protestoya rağmen operasyonu sürdürmüştür. İranlılar için altın, Amerikan nakit parası kadar değerlidir ve çökmekte olan İran riyalinin desteklenmesine yardım etmiştir.

Geçtiğimiz Mart ayından bugüne kadar Zarrab, Manhattan’da bulunan Metropolitan Correctional Center’de yargılanmayı beklemektedir. Zarrab ve dava hakkındaki sorular ve komplo teorileri giderek artmıştır. Tutuklandığında, Zarrab hemen hemen Türk hükümetinin himayesi altında yaşamaktadır ve ABD hükümetinin kendisinin peşinde olduğuna inanmak için her sebebi vardır. Peki, o zaman neden Miami’ye uçmuştur? Zarrab FBI ajanlarına, ailesi ile birlikte Disney World’a tatile gitmekte olduğunu ifade etmiştir. Fakat davayı izlemekte olan birçok Türk, Zarrab’ın Birleşik Devletlere Amerikalı savcılarla bir anlaşma yapmak için gittiğine inanmaktadır.

Soldan sağa: Loretta Lynch, Richard Berman ve Preet Bharara.

Zarrab’ın bunu yapmasının nedeni ne olabilir? Şimdiye kadar bir anlaşmanın yapılıp yapılmadığı belirsizliğini korumaktadır, fakat Zarrab’ın elinde muhtemelen, Türk hükümetinden bazı üst düzey yetkililerin de olaya karıştığı yönünde yeterli kanıt bulunmaktadır. Amerikalı savcıların, New York federal yargıcına ifade ettiklerine göre Zarrab, büyük servetini sadece birkaç ev, yat ve sahip olduğu diğer malları satın almak için değil Türkiye’deki politikacıları satın almak için de kullanmıştır.

Reza Zarrab’ın yaygın faaliyetleri, ilk kez dört yıl önce, tamamen bir tesadüf eseri ortaya çıkmıştır. 1 Ocak 2013 günü, Ghana Accra havalimanından kalkan bir uçak, sis nedeniyle İstanbul uluslararası havaalanına inmek zorunda kalır. Gümrük memurları uçağı araştırdıklarında binlerce libre ağırlığında altın külçeleri bulurlar.

Merkezi hükümeti zor duruma düşürebilecek bir davayı açmak için hâlâ yeteri kadar bağımsız olan Türk savcılar, Zarrab’ın Erdoğan hükümetindeki üst düzey yetkililere milyonlarca dolar rüşvet verdiğine karar verirler ve iş adamını tutuklayarak hakkında bir iddianame hazırlarlar. Polisler dahi şaşkın bir durumdadır. Zamanın İstanbul organize suçlar bölüm şefi Nazmi Ardıç 2015 yılında bana ‘‘Bu küçük soruşturmanın böylesine büyük bir soruşturmaya neden olacağını tahmin etmemiştik’’ ifadelerini kullanmıştır.


Manhattan’da bulunan ABD Bölge Mahkemesine sunulan belgelere göre, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Zarrab’tan nakit olarak 45 milyon dolar para, mücevherler ve lüks eşyalar almıştır. Polis, Zarrab’ın para aklamada kullandığı iddia edilen Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evine girdiğinde, ayakkabı kutularına saklanmış olan dört buçuk milyon dolar nakit para bulmuştur. Hem Çağlayan hem de Aslan suçsuz olduklarını iddia etmişlerdir. Kayda alınan telefon konuşmaları, Erdoğan ailesinin bazı üyelerinin de işin içinde olduklarını göstermiştir.

Erdoğan’ın ziyareti esnasında Türk büyükelçinin konutu önünde bekleyen Zarrab’ın aile avukatı Şebnem Erişmek. Foto: Turkish Journal

Kargo uçağı olayı ve sonrasında Zarrab hakkında yürütülen soruşturma Türk siyasetçilerini oldukça öfkelendirmiştir. Erdoğan geri adım atmak yerine, önceden müttefiki olan ve Poconos, Pennsylvania’da sürgünde yaşamakta olan Fethullah Gülen adlı imamı, kendisine karşı bir darbe başlatmaya çalışmakla suçlamıştır. Erdoğan ilk kez o zaman, binlerce polis yetkilisi ve savcıyı kovarak, başka yerlere atayarak ve hapsederek Türk devletinde bir dizi tasfiye hareketini başlatmıştır. Sonrasında Zarrab’a yöneltilen suçlamalar düşmüş ve hapishaneden serbest bırakılmıştır.

Erdoğan ve Gülen arasındaki iktidar savaşı geçtiğimiz yaz, Türk ordusu içindeki Gülen taraftarları, Erdoğan hükümetine karşı gerçek bir askeri darbe girişiminde bulunduğunda en yüksek noktasına ulaşmıştır. Erdoğan kalkışmayı bastırmış, fakat iki yüz altmış kişiden fazla insan hayatını kaybetmiştir. O zamandan beri Erdoğan’ın yaptığı, ülkenin demokratik muhalefeti ile bağlantısı olan herkesi ve bağlantısı olmayan birçok insanı tutuklamak ve gözaltına almaktır.

Zarrab’ın ABD’de tutuklanması darbe girişiminden birkaç önce gerçekleşmiştir. O zamandan itibaren Erdoğan Zarrab’ı kurtarmak için gayret etmektedir; geçen yıl Türk hükümeti, zamanın ABD Başsavcısı Loretta Lynch’den onu serbest bırakmasını talep etmiş ve bizzat Erdoğan’ın kendisi, geçtiğimiz Eylül ayında meseleyi zamanın Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüşmüştür. Erdoğan, Zarrab hakkında iddianame hazırlayan ABD Savcısı Preet Bharara’nın yanı sıra davaya bakan yargıç Richard Berman’ı dahi, kendisinin terörist olarak nitelendirdiği Gülen ile bağlantısı olmakla suçlamıştır. Erdoğan’a göre savcı Bharara ve yargıç Berman, Gülen organizasyonu tarafından yedirilip içirilerek ağırlanmıştır.

The Daily Beast tarafından gizlice hapishaneden çıkarıldığı ve savcılarla birlikte çalışıyor olabileceği iddia edilen Reza Zarrab (solda) ve serbest bırakılması ve Fethullah Gülen’in iadesi için kiralandığı öne sürülen, Başkan Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn. Foto: The Daily Beast.

Erdoğan acaba neden Zarrab davası ile bu kadar çok ilgilenmektedir? Bunun nedeni Erdoğan’ın gerçekten sadık bir dost olması olabilir. Fakat Türk savcılar tarafından, orijinal davada Zarrab aleyhine ortaya çıkarılan deliller, bizzat Erdoğan’ın kendisinin de Zarrab’ın entrikaları ile bağlantısı olabileceği izlenimini uyandırmaktadır. Belki de Erdoğan, onlarca yıl hapis cezasıyla karşı karşıya olan Zarrab’ın önünde sonunda konuşmasından korkmaktadır.

Miami’de tutuklandıktan sonra Zarrab, New York kentindeki en pahalı avukatlardan bazılarını kiralamıştır. Avukatları, onun kefaletle serbest bırakılması için uğraşmış fakat başarılı olamamışlardır. Avukatların bir sonraki hamlesi, davayı düşürmek olmuş fakat bunu da başaramamışlardır. Bir müddet Zarrab davası yargılamaya doğru gidiyor gibi görünmüştür. Sonra, geçen ay birkaç dramatik gelişme yaşanmıştır. Zarrab, avukatlarının birçoğunu kovmuş ve Başkan Trump’ın sırdaşı olan Rudy Giuliani ve eski ABD Başsavcısı Michael Mukasey’i kiralayarak rüya savunma ekibine dâhil etmiştir. Sonra, Başkan Trump, Zarrab aleyhinde ilk iddianameyi hazırlayan Savcı Bharara’yı kovmuştur. Başkana yakın dost olan bir savunma ekibi olaya dâhil edilirken, düşman bir savcı oyun dışına itilmiştir.

Zarrab, kovuşturma sonucunda güzel bir anlaşma ümit ediyor olabilir. Giuliani ve Mukasey ikilisinin, rüya savunma ekibine katıldıktan sonra, Şubat ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dava hakkında görüşmek üzere Türkiye’ye gittikleri ortaya çıkarılmıştır. Zarrab’ın avukatlarından bir tanesi, ikilinin meseleye ‘‘DİPLOMATİK ÇÖZÜM’’ arayışında olduklarını ifade etmiştir. Yargıç Berman, Giuliani ve Mukasey’den davadaki rollerinin ne olduğu hakkında daha fazla bilgi vermelerini talep etmiştir.

Giuliani, Erdoğan ve Mukasey.

Son olarak, geçen ay FBI ajanlarının, savcıların Zarrab’ın ‘‘altın için petrol’’ transferlerindeki parayı aklamak için kullandığını iddia ettikleri, Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’yı, New York, JFK Uluslararası Havaalanına varışında tutuklamaları, olaya yeni bir gizem tabakası eklemiştir. Atilla’ya karşı açılan dava da genelde Zarrab’a yöneltilen suçlamalarda kullanılan, kayda alınmış telefon konuşmalarını içeren aynı kanıtlar üzerine inşa edilmiştir. Atilla, kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt olarak suçsuz olduğunu beyan etmiştir. Acaba neler olmaktadır? Halk Bank Genel Müdür Yardımcısı Atilla, eski müşterisi olan Zarrab, bir yıl önce herkes tarafından bilinen bir dava kapsamında tutuklanmış iken, dikkatsizce JFK Uluslararası Havaalanına uçuyor olabilir mi? Ya da ortada daha karanlık bir şeyler mi dönmektedir?

Türk hükümeti, Atilla’nın tutuklanmasından hiç mutlu değildir; Halk Bank ülkedeki finans kurumlarının en büyüklerinden bir tanesidir. Bu günlerde, Türkiye’de kötü giden her şeyde yaptıkları gibi ülkenin liderleri, yine Poconos’da sürgünde olan imamı suçlarlar. Türk Başbakan Binali Yıldırım, ‘‘Halk Bank genel müdür yardımcısı Atilla’ya yapılan hareket Gülen hareketinin başka bir plan ve hilesidir.’’ açıklamasını yapar.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve yazarın görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi Sun Savunma Net sitesi ve çevirenin yazıda ifade edilen görüşleri paylaştığı anlamına gelmemektedir. Bir davanın temelinde suçun ispat edilmesi ve kanıtların yasal yollardan edilmesi yatmaktadır. Yazının aslına aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

Bugüne kadar, Zarrab’ın avukatları tarafından mahkemeye, duruşma esnasında kullanılabilecek herhangi bir kanıt ve jüri üyelerine sorulması istenen sorular gibi savunma makamının tezini güçlendirebilecek herhangi bir materyal sunulmamıştır. Bütün bu gelişmeler Zarrab ile tanıklık karşılığı anlaşıldığına delalet etmektedir. Bunun anlamı Zarrab’ın iş birliği yaptığı suç ortaklarının isimlerini açıklamış olmasıdır.

Bütün adalet sistemlerinde olduğu gibi, Amerikan adalet sisteminde de savcılar, mahkeme heyetine sundukları delillerin doğru oldukları ve yasal yollardan elde edildiklerini ispatlamak zorundadırlar. Kayıt edilen telefon görüşmeleri yasal yollardan elde edilmemişler ise, örneğin dinleme için mahkeme emri ortada yok ise, savcılar mahkemeye sunduğu kanıtların doğruluğunu ispatlamakta zorluk çekeceklerdir. Zaten bu nedenle savcıların itiraf karşılığında iş birliği yapacak sanıklara ihtiyaçları bulunmaktadır ve alacağı cezanın büyüklüğünden korkan Zarrab ilk öten bülbül olmuştur. Davanın ileri safhalarında ispiyoncu sayısının Zarrab isim verdikçe artması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

Son söz yerine: ne telefon dinleme kayıtları ne de sanık ve/veya sanıkların herhangi bir nedenle ortaya çıkıp ‘‘ben bu suçları işledim’’ demesi hükmün çatılması için yetmez. Adalet sistemi buna rağmen suçun işlendiğini ispat etmek zorundadır.

Siyasi ve ekonomik arka planı olan bu dava Türkiye’nin başını çok ağrıtacaktır. Kumpas davalarında sahte delil üreten ve bu sahte delillerle insanların yaşamlarını elinden alan Türk adalet sistemi de Zarrab Davasından ders alması gerekenlerin başında gelmektedir. Unutmamak gerekir ki adaleti savunabilmek, sadece adillerin işidir.

‘‘Ticareti benim paramla yapıyorsunuz, bu nedenle oyunun kurallarını ben belirlerim ve başka para cinsiyle ticaret yapamazsınız’’ diyen, istediği ülkeye ambargo uygulayan, bu ambargoları istediği zaman kaldıran ABD dünyanın en büyük ekonomik haydut devletidir.

https://www.newyorker.com/news/news-desk/a-mysterious-case-involving-turkey-iran-and-rudy-giuliani

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir. Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri (2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın