İncirlik’ten Ayrılma Vakti Geldi: İt Ürür Kervan Yürür

İncirlik’ten Ayrılma Vakti Geldi: İt Ürür Kervan Yürür

İncirlik’ten Ayrılma Vakti Geldi

İt Ürür Kervan Yürür

Yazar: Charles F. Wald[1]  24 Ekim 2016

Çeviren: Ercan Caner

Türkiye’de bulunan İncirlik Hava Üssü, önce Soğuk Savaş döneminde ve yakın zamanlarda da teröristlere karşı yürütülen savaşlarda olmak üzere, bugüne kadar Amerika’nın en büyük hayati stratejik ihtiyaçlarını desteklemiştir, Şimdi ev sahibi Türkiye, giderek istikrarsızlaşırken ve Birleşik Devletlere daha az dostluk gösterirken, böylesine büyük  ve yararlı bir üsten mahrum kalmamanın en güzel yolu onsuz da yapabilmeye hazırlıklı olmaktır.

Temmuz ayında Türk hükümeti ABD’yi, kamuoyu önünde, açık ve net bir şekilde başarısız darbe girişimini desteklemekle suçlamıştır. Daha geçenlerde Rusya ile ilişkilerini derinleştirme sözü veren  Ankara, ABD tarafından desteklenen ve IŞİD terör örgütüne karşı savaşan Suriyeli Kürt birliklerini bombalamış ve Musul için Bağdat yönetimi ile ters düşerek, savaşı karmakarışık bir hale getirmiştir. Savunma Bakanı Ash Carter’ın Türkiye’ye son ziyareti sonrasında, Washington açısından İncirlik Hava Üssüne bağımlı kalmayı yeniden değerlendirmesi için bundan daha iyi bir zaman olamaz.

İncirlik Hava Üssü ve buradaki ABD varlığı, çok uzun bir süreden beri Washington’un Türkiye’yi savunma yönündeki  taahhüdünün bir sembolüdür, ama Ankara yönetiminde, nedense Birleşik Devletlerin Türkiye’ye olan ihtiyacının, Türkiye’nin ABD’ye olan ihtiyacından çok daha fazla olduğuna dair bir algı mevcuttur. Bu algı, Türk hükümetinin, ABD yönetimine baskı yapmak maksadıyla; savaşla parçalanmış Suriye’ye komşu ve ABD birliklerine ev sahibi olarak, jeostratejik rolünü kullanma istekliliğinde açıkça görülmektedir. Başarısız darbe girişiminin çok öncesinde dahi Türk hükümeti, iç ve dış ilişkilerinde sorgulanma korkusu olmadan hareket ediyor gibi görünmektedir. Türkiye yurt içinde, basın ve ifade özgürlüğüne büyük bir baskı uygulamaktadır. Bölgesel olarak da defalarca, ABD’nin IŞİD terör örgütünü yenme çabalarını en iyi ifadeyle desteklemekten sürekli olarak kaçınmış, en kötü anlamda da altını oymaktan hiç çekinmemiştir. Bütün bunlar ne yazık ki ABD hükümeti  tarafından da doğrulanan, ülkenin stratejik önemi nedeniyle, ABD eleştirilerinden muaf tutulmasının sonuçlarıdır.

Bu arada Türkiye’nin artan istikrarsızlığı da ABD’nin operasyonlarını tehlikeye sokmaktadır. Başarısız darbe girişimi esnasında, İncirlik Hava Üssüne gelen elektrik bir hafta süresince kesilmiş ve bu, IŞİD terör örgütüne karşı İncirlik Hava Üssünden yapılan operasyonların birkaç gün süreyle durmasına ve diğer hava üsleri üzerindeki yükün artmasına neden olmuştur. Bu kabul edilemez bir durumdur. Birleşik Devletler ve müttefikleri, IŞİD terör örgütünün elindeki toprakları geri almak için büyük adımlar atmaktadırlar, koalisyon güçlerinin operasyonlarını engellemek, çok önemli bir endişe kaynağı olarak görülmelidir.

Yani artık, İncirlik Hava Üssüne bir alternatif bulma zamanı gelmiştir. En iyi çözüm Irak’ta, özellikle Kürdistan Bölgesel Hükümeti  tarafından kontrol edilen bölgede yeni bir havaalanı inşa etmek olabilir. Bu proje, yeni ortaya çıkan bir düşünce değildir, geçtiğimiz yıl, Ulusal Güvenlik Programına eş başkanlık yaptığım Bipartisan Policy Center; ‘‘İncirlik Hava Üssüne Kürdistan Bölgesel Hükümeti bölgesinde bir alternatif aramanın,  ABD’nin Türkiye’ye olan bağımlılığını azaltırken, Irak ve Suriye’de IŞİD terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlarda da aynı derecede benzer jeopolitik avantajlar sağlayacağını’’ yazmıştır.

Şüphesiz bu öneri, Irak merkezi hükümetinin onayını gerektirmektedir ve Birleşik Devletler derhal Bağdat ve Erbil yönetimleri ile görüşmelere başlamalıdır. Bağdat yönetimine, Kürdistan Bölgesel Hükümetinin kontrolü altında olan bölgede inşa edilecek hava üssünün, IŞİD terör örgütünü bölgeden söküp atmak için yürütülen çabalara destek olacağı anlatılmalıdır.

Fakat politik engeller günün sonunda bu hareket tarzını önlese dahi, Washington’un elinde başka alternatifleri de bulunmaktadır. Ürdün ve Kıbrıs’ta bulunan üslerin her ikisinde de, müttefik ülkelerin kontrolü altında olan ve IŞİD hedeflerine operasyon yapabilecek mesafede, uygun hava meydanları mevcuttur. Operasyonları bu iki üsten herhangi birine kaydırmak için diplomatik ve teknik hazırlıklara başlamak da Ankara’ya verilecek güçlü  bir mesaj olabilir.

İdeal olarak ele alındığında, İncirlik Hava Üssü için alternatifler aramak, Washington yönetiminin gelecekte bu hareket tarzını uygulama riskini azaltacaktır. Washington yönetimi elinde opsiyonları tuttuğu sürece, Türkiye’nin Amerikan kuvvetlerini ülkeden çıkarma tehdidi geri  tepebilecek ve ülkeyi stratejik açıdan çok daha izole bir hale getirebilecektir. Kısaca ifade etmek gerekirse, birazcık öngörü ve planlama, İncirlik Hava Üssünü Türkiye’nin ABD nezdinde bir denge unsuru olarak kullanma avantajını tamamen tersine çevirecektir.

Çevirenin Notları: ABD’nin emekli bir generali ‘‘İncirlik Hava Üssü vazgeçilmez değil,  Irak’ta,  hem de Kürdistan Bölgesel Hükümeti  tarafından kontrol edilen bölgede yeni bir üs inşa ederiz, olmadı, Ürdün veya Kıbrıs’taki (?) mevcut üsleri kullanırız’’ değerlendirme ve tehditlerini yaparken, bizim görevdeki generallerimiz, 29 Ekim 2016 günü Anıtkabir’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkma öncesinde, kapıda astları tarafından nasıl ve neden ellendikleri, buna kimin sebep olduğu tartışmalarını yapmakta ve kabul edilemez olayın ezikliğini  yaşamaktadırlar.

ABD’li emekli general Charles F. Wald’in tehditlerine gelince, çok güzel bir atasözümüz var bizim: İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR!

[1] Emekli  bir ABD Hava Kuvvetleri  generali ve eski ABD Avrupa Komutanlığı komutan yardımcısıdır. Bipartisan Policy Center Ulusal Güvenlik Programında eş başkanlık görevini yürütmektedir.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner
Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın