Mahmud Abbas, Birleşik Devletlere Karşı Türkler Kadar Öfkeli Değil

Mahmud Abbas, Birleşik Devletlere Karşı Türkler Kadar Öfkeli Değil

Mahmud Abbas, Birleşik Devletlere Karşı Türkler Kadar Öfkeli Değil

Yazar: Uri Savir, Al-Monitor, 24 Aralık 2017

Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 28 Aralık 2017

Birleşik Devletler Başkanı Donald Trump’ın 6 Aralık 2017 tarihli Kudüs kararı, Ramallah yönetimi tarafından, bugüne kadar olası bir bağımsız Filistin devleti yolunda atılan adımlarda büyük bir gerileme olarak değerlendirilmektedir. Filistin Başkanı Mahmoud Abbas, Arap Ligi ile temaslarını sürdürmektedir ve katıldığı 13 Aralık 2017 günü İstanbul’da yapılan Müslüman liderler zirvesinde, Birleşik Devletler kararı hakkındaki kaygı ve kızgınlığını dile getirmiştir. Fakat Filistin liderliğindeki realistler, bugüne kadar gösterilen bütün tepkilerin retorik bir değerden öte hiçbir anlam taşımadığının farkındadırlar. Yaşanan son gelişmeler ile HAMAS güçlenirken, Abbas’ın gücü ve etkinliği azalmış durumdadır.

İstanbul’da yapılan toplantı sonrasında, Suudi Kralı Prens Mohammed bin Salman Abbas’ı Suudi Arabistan’a davet etmiştir. Üst düzey bir İsrail Dışişleri Bakanlığı siyasi analizcisine göre Suudiler, İran liderliğinin de katıldığı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği İstanbul konferansında kullanılan Amerikan karşıtı sert ifadelerden rahatsız olmuş durumdadır.

İki hafta önce, Kudüs hakkındaki açıklamadan sadece bir gün sonra Suudi lider, Amerikan dış politika analizcilerinden oluşan bir grup ile Riyadh kentinde bir araya gelmiştir. Toplantıya katılanlardan birisinin ifadesine göre; Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıma yönündeki Suudi pozisyonunu yinelemek hariç, Suudi prens, Başkan Donald Trump’ın açıklaması hakkında herhangi bir yorum yapmaktan kaçınmıştır. Prens açık bir şekilde Amerikan yanlısı bir tutum sergilemiş ve Filistin meselesine, 2002 tarihli Arap Barış Girişimine dayanan bir çözüm bulunması durumunda, İsrail ile iş birliğini de devre dışı bırakmamıştır.

İsrailli uzmanlar, Beyaz Ev ile olan temasını sürdürmesi göz önüne alındığında, yeni Suudi liderliğinin, Trump’ın kararı nedeniyle hiç de şok olmadığına inanmaktadırlar. Suudi kraliyet prensi, ABD kararı sonrasında kopan fırtınaların dinmesi sonrasında, Birleşik Devletler Barış Girişiminin yeniden canlandırılmasını arzu etmektedir. Suudi tarafı, Filistinlilerin, Abbas’ın düşündüğünden çok daha dengeli olduklarını düşündükleri Amerikan barış girişiminde görevli temsilciler ile yeniden temas kurmalarını arzu etmektedir. Aslında Suudi liderliği, geleneksel olarak aşamalar halinde ilerlemeye inanmakta ve bu nedenle İsrail ile Filistinliler arasında, Filistin devletinin kurulması ile sonuçlanacak olan uzun vadeli bir planı desteklemektedir.

Abbas’a yakın olan üst düzey bir Filistinli yetkili Al-Monitor’a yaptığı açıklamada; Riyadh’ın politikasını değiştirmekte olduğunu ifade etmiştir. Artık, Suudi Arabistan’ın düşmanı İsrail değil İran’dır. Ve Washington ile yapılacak stratejik bir ortaklık, Suudilerin en fazla önem verdikleri husustur.

Üst düzey Filistinli yetkili; Abbas’ın, Suudi kraliyet prensi ve Mısır Devlet Başkanı Abdel Fattah al-Sisi’nin tavsiyelerini dikkate almaya hazır olduğunu ve Kahire’nin, Gazze’deki İran etkisini frenlemek maksadıyla; Fetih-Hamas arasındaki mutabakat anlaşmasının sürdüğünü görmeyi arzu ettiğini açıklamıştır. Birleşik Devletler Başkanı Trump’ın Kudüs kararına rağmen Mısır, Washington yönetimi ile iyi ilişkilerini sürdürmek niyetindedir.


Abbas, Ürdün Kralı Abdullah II dâhil Arap ortaklarının sözlerini dinlemeyi sürdürürken, gelecekte İsrail ile yapılacak olan barış görüşmelerinde, bugüne kadar sürdürdüğü geleneksel tutumundan vaz geçmeyecektir. Filistin başkanı, Kahire, Riyadh ve Amman’daki paydaşlarına, İsrail ile yapılacak bütün görüşmelerin, 2002 tarihli Arap Barış Girişimine ve asgari seviyede karşılıklı arazi takaslarının yapılabileceği, 1967 sınırları ile Doğu Kudüs’ü Filistin devletinin başkenti olarak kabul eden anlaşmaya dayanması gerektiğini iletmiştir.

Paydaşları ile yaptığı görüşmelerde Abbas, Kudüs kararı göz önüne alındığında, Filistinlilerin bundan sonra yapılacak bütün nihai görüşmelerde, ele alınacak ilk noktanın Batı ile Doğu Kudüs arasındaki de dâhil olmak üzere 1967 hatlarını esas alan sınırlar olacağını vurgulamıştır. Uluslararası tanıma, Yasser Arafat ile Yitzhak Rabin arasında 1993 yılında yapılan mektup değişimlerine dayandırılabilir. Her iki taraftaki güvenlik düzenlemeleri meselesi ile ilgili olarak Abbas, bu düzenlemelerin askerden arındırılacak olan Filistin devletinde, İsrail askeri varlığının olmadığı bölgesel bir katılımı gerektirdiğini ifade etmiştir.

Abbas tarafından yinelenen diğer bir nokta da Filistinli mültecilerin geri dönüş haklarının, adil ve üzerinde anlaşılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 194 sayılı karar şartlarını gerektiren Arap Barış Girişimi prensiplerine dayanmasıdır. Abbas bunun yanı sıra, Arap Barış Girişimini esas alan Arap-İsrail iş birliğini de desteklemekte ve Filistin devletinin kurulması için ekonomik yardımın gerekli olduğuna dikkat çekmektedir.

Gerçekten de bütün ümitsiz hüsranlara rağmen, Ramallah merkezli Filistin liderliği hâlâ; İran’ın da bulunduğu İstanbul Koalisyonundan ziyade, pragmatik Sünni devletler tarafında yer almaktadır. Fakat Filistin tarafının talepleri, belki de Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan tarafından büyük oranda kabul edilseler de Washington’un hâlâ bu yaklaşımlara yakın bir tutum alması hiç de olası görülmemektedir. Bunun da ötesinde İsrail, bunları asla görüşmelerin temeli olarak kabul etmeyecektir.

Ufukta görülen sadece politik bir çıkmazdır ve her zaman var olan şiddetli bir çatışmanın patlak vermesi, şimdi çok daha büyük bir olasılık olarak görülmektedir.

Çevirenin Notları: Yazı aslına sadık kalınarak çevrilmiştir ve yazar ve yayımcı kuruluşun görüşlerini yansıtmaktadır. Yazının çevrilmesi, Sun Savunma Net ve çevirenin yazıda ifade edilen görüşleri ve ileri sürülen iddiaları paylaştığı anlamına gelmemektedir.

Her yere ‘‘Kudüs’ü Savunmak İnsanlığı Savunmaktır’’ posterleri asılmış durumdayken, mesele hakkında öncelikle anlaşmazlığın tarafları olan Filistin Otoritesi ve İsrail olmak üzere, Birleşik Devletler, Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün yetkililerinin neler düşündüklerinin bilinmesinde büyük fayda vardır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının da hiçbir öneminin olmadığı; ABD’nin arkasından elçiliklerini kutsal Kudüs kentine taşıyacaklarını açıklayan Guatemala, Panama ve Honduras’ın yanı sıra Netanyahu’nun birçok Avrupa ülkesi ile konuyu görüştükleri yönündeki açıklamaları da dikkate alındığında apaçık ortadadır.

Kudüs Türkiye’nin ‘‘Kırmızı Çizgisi’’ değildir!

Yazının orijinal metnine aşağıdaki link üzerinden erişebilirsiniz.

Abbas not adopting Turkish rage against US

President Donald Trump’s Dec. 6 decision on Jerusalem is considered in Ramallah to be a major setback for what was until now a potential diplomatic track toward Palestinian statehood. Palestinian President Mahmoud Abbas was in contact with the Arab League and personally addressed the summit of Muslim leaders in Istanbul on Dec.

Yazar Profili

Ercan Caner
Ercan Caner

Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinin yanı sıra, uçak ve helikopter lisanslarına sahiptir.
Türkiye Hava Sahası Yönetimi alanında doktora tez çalışmalarını
sürdüren Caner’in İnsansız Hava Araçları (2014) ve Taarruz Helikopterleri
(2015) konulu makaleleri yayımlanmıştır. 36 yılı kapsayan TSK, BM ve NATO
deneyimlerine sahiptir.

Bir Cevap Yazın